Kitabın konusu kasabada geçiyor ve herkes birbirini tanıyor. Kimin nasıl biri olduğunu çoğu kişi biliyor ve baş karakter kızın kardeşi tam bir sorun çıkaran makinesi olduğu için herkes onu biliyor ve bu yüzden de Naomi kasabaya gittiğinde herkes onu Tina sanıyor. Naomi kahve almak için kahveciye gidiyor, siparişi alan çocuk onu Tina sanıyor ve birazda sert çıkışıyor olayı açıkladıktan sonra olay tam kapanacak derken Knox ortaya çıkıyor aynı şekilde o da öyle davranıyor ama çocuk olayi söyledikten sonra bir şey yapmıyor. Neyse Naomi tam kahve dükkânından çıktıktan sonra arabasına gidecekti ki arabasının orada olmadığını görüyor. Polise gidiyor ve arabasının olmamasının sebebi kardeşinin çalmış olacağından şüpheleniyor. Konuda bu şekilde ilerlemeye başlıyor. Ve kitap boyunca Naomi'nin kardeşi Tinadan nefret ettim aşırı gıcık karaktersiz bir karakterdi.
Kitabı beğendim ama bu kadar uzun olduğu için bazı kısımları beni sıkmadı değil ama ona rağmen güzeldi.
Things We Never Got OverLucy Score · That's What She Said Publishing, Incorporated · 2022681 okunma
biri şeytanların lucifer’ı diğeri kendini etrafa sevdirmek için elinden geleni yapan iki ikiz kardeş olan tina ve naomi’yi (not tina xd) ele alıyor kitap. tina’nın attığı son kazıkla beraber naomi bir anda kendini yeni bir hayatın içinde buluyor. yeni bir şehir, yeni bir iş, yeni bir ev ve varlığından yeni haberdar olduğu yeğeni... ee tabii hanfendiyle zerre anlaşamayan ama iki de bir yardımına koşan suratsız ama taş gibi bi eleman da var kitap da. üstüne üstlük o suratsız elemanın aynı bizim ikizlerde olduğu gibi daha iyi bir kardeşi var (spoiler alert: o da taş gibi ve polis!!!!). çok klişe doluydu kabul ediyorum ama okuttu mu okuttu yani. knox’un “bn belalıyım sni üzerim kzım” tripleri çok baydı iki osmanlı tokadı geçirmek istedim. ay son olarak kitabın en hoşuma giden yanı her iki ana karakterin de gözünden yazıyor olmasıydı. saygılar
Üstesinden Gelemediğimiz Şeyler kitabı hakkında söylemek gerekirse, beklentilerimi karşılamadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Hikaye, başlangıçta sıradan bir romantik gerilim gibi başlasa da, karakterler ve ilişkiler çok derin işlenmemiş. Knox, sert ve kapalı bir adam olarak tanıtılıyor, ama zamanla o kadar fazla klişe davranış sergiliyor ki, ona inanmam zorlaştı. Naomi de aynı şekilde, güçlü ve bağımsız bir kadın olarak sunulmaya çalışılmış, fakat bu özellikleri kitaba daha çok söylemler olarak yansıyor, fiili olarak hissetmiyorsunuz.
İlişkilerin gelişimi de çok hızlı ve sığ. Karakterlerin birbirine bağlanması, zorlama bir şekilde yapıldığı için, okurken doğal bir akış hissetmek yerine daha çok bir şeylerin “yapılıyormuş” gibi hissettirdi. Kitap boyunca, bir yerde bu ilişkilerin derinleşmesini bekledim ama sonuç olarak yüzeysel kaldılar.
Kitapta bir de sürekli drama yaratma çabası var ama çoğu zaman bu dramalar, abartılı ve inandırıcı değil. Neyse ki, kitabın sonu bazı şeyleri toparlamaya çalışıyor ama genel olarak, fazla uzun ve dolambaçlı anlatımıyla beni sıkmayı başardı. Bu tarzı sevenler olabilir, fakat eğer derinlikli bir karakter ve hikaye bekliyorsanız, bu kitap sizi tatmin etmeyecektir.
Kaç puan versem diye çok düşündüm gerçekten ama o bonus sahnelerinden sonra 8'i hak ettiğini düşünüyorum
O bonus kısımları olmadan 8 vermeyi düşünmememin sebebinden emin değilim aslında. Sanırım bu kitap okuduğum diğer romantik komedi-dram(?) kitaplarına nazaran daha uzun olduğu için okuduğum süre boyunca acaba şimdi ne olacak, ileride nasıl bir sahne olacak ki bu kafar uzum kitap yazmış bu yazar diye düşünüp kitaptan alacağım zevki kaçırmam olabilir sebebi. Bu da tamamen benimle alakalı bir şey çünkü o 550 küsür sayfayı okurken burası da olmasa iyi olurmuş dediğim kısım ya hiç yoktu ya da çok az vardır.
Küçük kasaba, neredeyse herkesin birbirini tanıdığı yerlere sahip olan hikayelerin aşığı olarak bu kitabı okumasam olmazdı. Ve tüm o zevki azaltmama rağmen -o kısımları saymazsak yani-büyük bir zevkle okudum. Sanki mini dizi izliyor gibi hissettim kendimi veya tam tersi bir şekilde o on sezonluk artık karakteri kendisinden daha iyi tanıdığınız sitcom izliyormuş gibi de hissettirdi. Küçük kasaba olayının farkı :) Tabi yazar bunu bize çok iyi bir şekilde geçirmeseydi yorumum daha farklı olurdu orası ayrı.
Karakterler çok güzel, işleyiş çok güzel, yazım dili güzel.
Özellikle sırf o sahneyi bölmemek için gece 4'te yattım. Bence kitap aralarına oradaki gibi hafif tempolu birkaç kısım serpiştirseydi 10/10'luk olurdu çünkü ortada aranan bir kız kardeş varken o konu hakkında elimize aşırı heyecanlı, aksiyonlu kısımların geçmemesi biraz eksiklik olmuş gibi ama kitap bize aksiyon vermeyi iddia etmediği için çok bir şey diyemeyeceğim.
İlk başlarda okurken naomi kısımlarına bu sunshine demek salaklık demek değil ya diye çok not düşmüşüm ama bir süre sonra kendisini tanıyınca davranışları mantıklı gelmeye başlıyor. O yüzden o kadar kızamadım kendisine :) Knox zaten ayrı bir
Kardeşlerin atışmaları çok eğlenceliydi. Knockemout kasabasına da halkına da bayıldım. Tası tarağı toplayıp oraya yerleşesi geliyor insanın gerçekten! Favori karakterim ise Waylay. Sen ne güzel bir çocuksun ya!
Things We Never Got OverLucy Score · That's What She Said Publishing, Incorporated · 2022681 okunma
Ne kadar cesur, güçlü olursan ol; aşık olmak seni dünya üzerindeki en korkak insan yapabilir. Ve bu korkunun arkasından getirdiği yıkımlar da cabasıdır.
Böyle küçük kasaba hikayelerini çok seviyorum gerçekten. Bana gilmore girls havası verdi ayrıca. Herkesin birbirini tanıdığı, önemsediği, birlikte vakit geçirdiği ve bundan keyif aldığı, sevimlilerin, huysuzların, herkesin iyiliğini isteyenlerin, büyükanne-babaların olduğu, tatlı köpeklerin etrafta kuyruk salladığı, bol bol kahvenin içildiği, aşkın kol gezdiği, minik bir kasaba hikayesi.
Ya evet edebi açıdan vs. bir getirisi yok ama sımsıcak bir hikaye verip, seni böyle günlük akıştan, o beyninin içinde hiç durmayan düşünce silsilesinden koparıp farklı bir dünyaya götürüyor. Bu yüzden okuyorum bu tarz kitapları ve gerçekten çok keyif alıyorum. Sadece bu kitap biraz fazla uzundu ama tolere edilebiliyor, dizi izlermiş gibi oluyor. Okunur.
Eğlenceli başlamıştı ama öyle bitmedi ne yazık ki. Bu romantik kitap yazarları çiftleri son çeyrekte ayırmak için daha yaratıcı bir sebep bulamadıkları sürece hep düşük puan vereceğim. 17 saatlik sesli kitabın 15 saatini dinlediğim ve Tina'nın sonu ne olacak acaba diye merak ettiğim için kitabı bitirdim ama Tina hikayesi de zayıf kaldı. Genel olarak değerlendirmek gerekirse kitabın yarısı çok saçmaydı ama eğlenceliydi, diğer yarısı çok saçmaydı ama hiç eğlenceli değildi.
Things We Never Got OverLucy Score · That's What She Said Publishing, Incorporated · 2022681 okunma
kitaba yorum yazmak için iyi ki bu kadar süre beklemişim çünkü ilk anda yorum yazsaydım fena gömerdim sanırım...
kitabın güzel bir kasaba hikayesi olduğu doğru, herkes birbiriyle iyi geçiniyor, herkesin arkası kollanıyor, ayrımcılık yok falan fakat güzel bir aşk hikayesi değil. en azından ben işlenen aşktan o kadar hoşlanmadım.
knox 40 üstü naomi ise 36 yaşında ve asla bu yaşların insanı gibi davranmıyorlar. özellikle aşklarında. knox, kitabın başında daha ilk karşılaştıkları andan itibaren kol kanat gerdiği kadını bir anda en tehlikeli olduğu zamanda yalnız bırakıp, "ben sana en başından söyledim, ilişki istemiyordum," deyip bırakıyor, wtf?
tüm kasaba korkusunun farkında olmalarına rağmen -evet, sıcacık kasaba hikayesi- knox'a sırt çevirip naomi'yi destekliyor. daha ne zamandır tanıyorsunuz ki kadını? üstelik kötü namlı bir ikizi var ve istenmiyor...
yan karakterlerden ileriki dönemlerde kitabı olacak olanlar var onları kendi kitabında eleştiririm ama sloane'a asla tahammül edemiyorum dhjsshaj
naomi'nin ailesi yıllardır göz yumdukları şey yüzünden kıza neredeyse tüm hayatını zehir etmişler şimdi de knox'a o herkesi mutlu eder kendini düşünmez ona yardım ettiğin için sağ ol konuşması yapıyorlar? kendinize gelin.
olmazsa olmaz en yakın gey arkadaş tabii ki yanlış anlaşılmaya sebep olup kurguya destek verdi hsdhsjs
eski nişanlı niye geldi neye katkı sağladı neden gitti? bilemiyorum altan...
36 yaşındaki ikiz kardeşlerin eli silahlı adama kıyafet değiştirip oyun oynayabileceklerini düşünmeleri bayağı iyiydi onu da unutmayayım...
bu mantıksız kısımlara rağmen bolca güldüğüm ve eğlendiğim yer de vardı.2. kitaptan daha umutluyum ama inşallah umduğumu bulurum.
keyifli okumalar
Nisan ayına girmişken ilk #okudumbitti yorumunu #üstesindengelemediğimizşeyler yani #thingswenevergotover yerini alıyor @scorelucy den.
Türkiye’de @martiyayinlari tarafından basılan kitabımız #knockmeout üçlemesinin ilk kitabı.
Kitap kendi düğün gününde ikizi Tina’dan aldığı bir arama ile düğününden kaçan Naomi’nin, Knockmeout kasabasına geldikten sonra başına akıl almaz olaylar gelmesini ele alıyor .36 yaşındaki ana karakterimizin haberi bile olmadığı 11 yaşındaki yeğenine sahip çıkmasını ve bu küçük kasabada rayından çıkmış hayatını düzene koyması gerekiyor.
Başına gelen bir çok felakete birinci elden şahit olmuş yakışıklı berberimiz Knox’la aralarında gelişen ilişki ise işin tuzu ve biberi.
Naomi karakterinin kontrolcülüğü, düzene olan takıntısı o kadar tanıdık ki belli başlı noktalarda kendimi onun yerine koymadan duramadım.
Yaratılan karakterlerin yaş ortalamasının büyük olması beni çok tatmin etti.
Çünkü hiçbir şey için geç olmadığını ve doğru yerde kendin olarak kabul edebileceğin bir ortamda çevrende sevdiğin insanlar olduğu sürece evinde olduğunu gösteren bir eser.
Kitap sizi çok içten bir şekilde sarıp sarmalıyor, eğlenceli diliyle bir solukta oturup bitirebileceğiniz kaliteli bir okuma.
Tüm karakterleri görmüş, tanımış, onlarla bir barda oturup içki içmiş gibi hissediyorum.
Kesinlikle tavsiye edeceğim bir kitaptır.
Kitapla kalın.
Lucy, bir Wall Street Journal ve 1 numaralı Amazon Kindle Store en çok satan romantik komediler ve çağdaş romantizmdir. Pensilvanya'nın kırsalında bolca zamanı ve büyük bir hayal gücüyle büyüdü. Kitap takıntılı bir evde üç kişiden en büyüğüydü. Aile üyelerinin burunları kitaplara gömülürken, akşam yemekleri genellikle sessizlik içinde geçerdi. Beş yaşında, erkek kardeşine banyo kapısına adını yazmayı öğrettiğinde yazma tutkusu kök saldı.
İkinci sınıfta (kağıt üzerinde) yazmaya başladı, önce Mayflower'daki hacılar hakkında ve yıllar geçtikçe denemeler, makaleler, bloglar ve nihayet kitaplarla mezun oldu. "Pretend You're Mine" onun kaçak hit oldu ve o zamandan beri tam zamanlı yazıyor