Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·249 syf.··
Beğendi
·
2017 24. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2017 14:43
Selamünaleyküm gönül dostları.... Sevgide güneş gibi ol, Dostluk ve kardeşlikte Akarsu gibi ol, Hataları örtmede gece gibi ol, TEVAZUDA TOPRAK GİBİ OL, Öfkede ölü gibi ol, Her ne olursan ol, Ya olduğun gibi görün, Ya göründüğün gibi ol. Mevlana'nın bir eserini daha bitirmiş bulunmaktayım... İlk kitabı gibi beni çok çok büyülememişti ama yine çok şey öğrendim, dersler aldım, öğütleri kulağıma küpe yaptım... Derin düşüncelere daldım, kayboldum, sorguladım sanırım bir kaç soruya cevapta buldum yada Mevlana söyledi. Aslında kitabı okurken sanki Mevlana'nın huzurunda oturmuş, onun hoş sohbetini dinler gibi hissettim. Anlattığı ibretlik öyküleri bire bir yaşamış gibi gözümün önünde canlanıverdi her şey... bu hissi anlatmamın imkanı yok yaşadım resmen... Tevazuda toprak gibi ol; insanların hırs, mal, mülk ve mevki aşkı yüzünden gerçek Aşk'a şirk koşmaları sonucunun azaplarla dolu olduğunu ama tövbe kapısının her daim açık olduğunu anlattı bana bu kitap. Alçakgönüllü olmanın mükâfatı; cennet, şirk koşmanın bedeli ise; cehennem... Hz. Süleyman ile tahtına aşık Belkıs'ın hikayesi beni çok etkiledi. Kitabı okurken fark ettim ki Süleyman(as.) peygamber hakkında pek bir şey bilmiyordum. Hemen araştırdım ve insana ibretlik bir yaşamla karşılaştım. Dediğim gibi tahtına, tacına ve mevkiisine aşık bir melike idi Belkıs, Süleyman'ın dine daveti onu dünya sevdasından uzaklaştırdı, Gerçek Aşk'a ulaştırdı... Diğer bir mevki aşığı Firavun, onu Hak dinine davet eden Hz. Musa... Firavun şirk koşmaktan pes etmedi, tahtını, mevkiini ve dünyayı bırakmadı... davete icabet etmedi... Hz. Halime'nin Peygamber Efendimiz(s.a.v.)'i kaybetmesi... Bir Padişah'ın oğlunu evlendirmek istemesi ve şehzadenin başına gelen olaylar... Ama Beni en çok etkisi altına alan kısım Hz. Musa ile Allah'ın
Din
Toprak Gibi OlMevlana Celaleddin-i Rumi · Gece Kitaplığı · 201475 okunma
Puan vermedi
Bu faydası en ulu olan en güzel konağa dördüncü göçtür. Bahçeler nasıl gök gürleyince sevinir,gözler nasıl uykuyla uzlaşırsa bunu görünce de arifleringönülleri öyle neşelenir. Rubların huzuru, bedenlerin şifası bu dördüncü göçtedir. Bu göç,tam ihlas sahiplerinin sevip istedikleri, yolcuların dileyip arzuladıkları gibidir. Gözlere nurdur, ruhlara neşe.Devşirenlere yemişlerin en güzeli,en iyisi… Dileklerin, isteklerin en hoşu,en ulusudur. Hastayı doktoruna çeker götürür. Aşıkı sevgilisine alır ulaştırır. Hamdolsun Allah'ya,bu dördüncü göç ihsanların en büyüğüdür,dilenen şeylerin en nefisidir. Ülfet zamanını yeniler, mihnet çekenlerin güçlüğünü kolaylaştırır.Hak'tan uzak kalan, buna bakar okursa açıklanmasını arttırır. Kutluluğa eren kişinin de sevincini, şükrünü çoğaltır.Hanende kadınlar kendilerini bezerler ya..işte bunu okuyan kişinin gönlünde de o hanendelerin göğüslerine asıp taktıkları inci, elmas ve mücevherlerden meydana gelen sevinçten ziyade bir sevinç ve neşe hasıl olur. Bu, ilim ve amel ehline mükafattır !Bu dördüncü göç doğmuş bir dolunaya benzer..Gitmişken geri gelen devlet gibidir. Umanların Ümit üstüne ümitlerini arttırır durur.
Toprak Gibi OlMevlana Celaleddin-i Rumi · Gece Kitaplığı · 201475 okunma
9/10
·249 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
Manevi alemin kuralları başkadır. Orada vermek almaktır. Eksilmek çoğalmaktır. Ölmek dirilmektir. Bu ters görünen mantık işin hakikatine varanların bildiği sırdır (Mevlana Celaleddin Rumi Hz)
Toprak Gibi OlMevlana Celaleddin-i Rumi · Gece Kitaplığı · 201475 okunma
9/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2021 50. kitabı
·
83 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2021 13:08
Ölümünden sonra yaklaşık sekiz yüzyıl geçmesine rağmen, Mevlananın felsefesi unutulmamıştır. Bunun en önemli nedenlerinden biri, düşüncelerinin evrensel olması ve düşüncelerini şiir sınırsızlığı ile sunabilmiş olmasıdır. Mevlana felsefesinden etkilenen ve Mevlana'nın görüşlerini temel alan Mesneviliğe, tüm dünyada milyonlarca insan gönül vermiştir. Her yıl Türkiyede tertiplenen Mevlana gününe, birçok ülkeden insanlar iştirak ederek, o'nun felsefesi ve eserlerini tartışmaktadır. Hz. Mevlana'nın çağlar ötesinden, günümüze ulaşan önemli miraslarından biri, yedi öğütüdür. Gerek ferdi, gerekse toplumsal, pek çok problemin reçetesi olan bu yedi altın öğüt şöyledir. Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol. Şefkat ve merhamette güneş gibi ol. Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol. Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol. Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol. Hoşgörülükte deniz gibi ol. Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol. Kitabın dili ve sürükleyiciliği çok fazla. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Başladığınız gibi bitirirsiniz Emin olun.
Din
Toprak Gibi OlMevlana Celaleddin-i Rumi · Ehil · 201975 okunma
9/10
·80 syf.··
2025 56. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2025 01:06
Herkese selamlar, Bugün Mevlânâ'nın Toprak Gibi Ol adlı eseri ile karşınızdayım. Eserde insanın da toprak gibi mütevazı olması gerektiğini aktarmaktadır. Ölümünden sonra yaklaşık sekiz yüzyıl geçmesine rağmen, Mevlananın felsefesi dikkate alınmaktadır. Bunun en önemli nedenlerinden biri de düşüncelerinin evrensel olmasıdır. Mevlana felsefesinden etkilenen ve Mevlana'nın görüşlerini temel alan Mesneviliğe, tüm dünyada milyonlarca insan gönül vermiş ve bu yola baş koymuştur.Her yıl Türkiyede tertiplenen Mevlana gününe, birçok ülkeden insanlar iştirak ederek, o'nun felsefesi ve eserlerini ele almaktadırlar. Hz. Mevlana'nın çağlar ötesinden, günümüze ulaşan önemli miraslarından biri de yedi öğütüdür. Gerek ferdi, gerekse toplumsal, pek çok problemin reçetesi olan bu yedi altın öğüt bu şekildedir; 1.Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol. 2.Şefkat ve merhamette güneş gibi ol. 3.Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol. 4.Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol. 5.Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol. 6.Hoşgörülükte deniz gibi ol. 7.Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol. Eser gayet sürükleyici bir dille aktarılmıştır. Mevlânâ Celaleddin Rumi üstadımızı tanımıyor iseniz mutlaka tanışmalısınız. Okuyan ve okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar diliyorum.
Toprak Gibi OlMevlana Celaleddin-i Rumi · Ehil · 201975 okunma

Yazar Hakkında

Mevlana Celaleddin-i RumiYazar · 122 kitap
Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi'nin Belh şehrinde doğmuştur. Mevlâna'nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında 'Bilginlerin Sultânı' ünvanını almış olan Hüseyin Hatibi oğlu Bahâeddin Veled'tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur. Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'I-Ulemâ 1212 veya 1213 yıllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'den ayrıldı. Sultânü'I-Ulemâ'nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış mutasavvıf Feridüddin Attar ile de karşılaştılar. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Feridüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır. Sultânü'I Ulemâ Nişabur'dan Bağdat'a ve daha sonra Kufe yolu ile Kâ'be'ye hareket etti. Hac farizasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende'ye (Karaman) geldiler. Karaman'da Subaşı Emir Musâ'nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler. 1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'/-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun'u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Alim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi. Bu yıllarda Anadolu'nun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti'nin egemenliği altında idi. Konya'da bu devletin baş şehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve Devletin hükümdarı Alâeddin Keykubâd idi. Alâeddin Keykubâd Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi. Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler. Sultan Alâeddin kendilerini muhteşem bir törenle karşıladı ve Altunapa (İplikçi) Medresesi'ni ikametlerine tahsis ettiler. Sultânü'l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etti. Mezar yeri olarak, Selçuklu Sarayının Gül Bahçesi seçildi. Halen müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı'ndaki bugünkü yerine defnolundu. Sultânü'I-Ulemâ ölünce, talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna'nın çevresinde toplandılar. Mevlâna'yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu. Vaazları kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu. Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizi ile karşılaştı. Mevlâna Şems'de 'mutlak kemâlin varlığını' cemalinde de 'Tanrı nurlarını' görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü. Mevlâna Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkubi ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizi'nin yerini doldurmaya çalıştılar.