#tutsak
“ SESSİZLİK EN KORKUNÇ SESTİ…”
Altın zemin.Altın pencere pervazları,halılar, resimler,yastıklar,kıyafetler, tabaklar, şövalyelerin zırhları, hatta ruhsuz bir parıltıyla parlayan donuk kuş bile altındandı. Sarayın temeli de dahil olmak üzere gözünüzün alabildiğine her şey altın, altın ve altındı. Her bir taş, her bir basamak, her bir sütun…
Gördüğünüz gibi her şeyi altına dönüştüren kral Midas.. Ve saf altına dönüştürdüğü güzeller güzeli gözdesi Auren.
İnsan boyutunda devasa bir kafeste yaşayan Auren yine de herşeye olumlu yönden bakmaya çalışıyor. Aslında Midas; hiç incelikten anlamayan, gücünün şöhretiyle gösteriş yapan biri olmasına rağmen Auren, yaşadığı eski ızdırap dolu hayatından kurtardığı ve onu sevdiğini düşündüğü için minnet dolu Midas’a. Onu bir kafese kapatmış tam on yıldır hayatını kısıtlamış olsada sürekli iyi yönünden bakmaya çalışıyor. Ve hep onun gözünden onun bakış açısıyla okuyoruz hikayeyi.
Sözde kralın gözdesi,değerlisi onun yegane semeri ama gel gör ki gözünün önünde başka kadınlarla oluyor ve hatta açgözlülüğü yüzünden bir savaş politikasıyla bir kumar oynuyor onun üzerinden. Altıncı krallığa sahip olmakla, dokunduğunu altına çevirmekle yetinmiyor beşinci krallığı ele geçirmek için kurduğu kumpasta gözdesini yem olarak kullanıyor. Nitekim başarılı da oluyor.Ne var ki bu aç gözlülüğü yüzünden başına açtığı işlerden bihaber beşinci krallıkta hüküm sürme derdindeyken sonrasında ona dahil olması için arkasından yola çıkan kraliyet semerleri ve gözdesi Auren bir pusu sonucu kaçırılıyorlar. İşte şimdi Altın kral yegane gözdesini kaybetmek üzere. Çünkü tüm krallıkların korkusu haline gelen acımasız dördüncü krallığın komutanı tarafından ele geçirilmiştir.
Doyumsuz Altın Kral gözdesi için neleri göze alacak göreceğiz…
Kitap genel olarak