Yoruma başlamadan kitapla ilgili birkaç uyarı yapmak istiyorum. Öncelikle 18 yaş altı okurlar için uygun değil kitap. Şiddet, tecavüz, karanlık unsurlar içeriyor. Ayrıca güçlü kadınlar okumayı tercih ediyorsanız kitabı okumanızı pek tavsiye etmem.
Yunan mitolojisinde dokunduğu her şeyi altına çevirdiği bilinen Frigyalı bir Kral Midas efsanenin yeniden tasarlanmış ve kaleme dökülmüş hâli Gild.
Çok fazla konusuna değinip kitabın içeriğinden bahsetmek istemiyorum. Bir şeyleri okurken keşfetmek, kitabı daha heyecanlı yapıyor bence. O yüzden genel olarak düşüncelerinden bahsedeceğim. İlk %30'luk kısmını merakla okudum. Ancak ortalara geldiğimde durağanlık ve karakterin düşünceleri sıkılmama neden oldu. Kitap çok durağandı, çok yavaştı ve Auren'in düşünceleri ile beni sıkan çok fazla betimleme içeriyordu. Bir diğer eleştireceğim kısım ise kadınların aşağılanması. Evet, yazar tecavüz var diye belirtiyor ancak bu, kitap boyunca kadınların mal, a*ı olan evcil hayvan, elden ele dolaşan f*hişe ve erkek egemen bir dünyada kurtarılacak varlıklar olmasını gerektirmiyordu. Kadınların isimleri bile yoktu, cinsel organları ile ve sürekli f*hişe olarak adlandırıyorlardı. Üstelik kadın bir karakterin gözünden okuyoruz bunları! Kahramanımız bir kadın ama kitap boyunca önce kendini altın bir kafese kapatıp yıllarca gözünün önünde haremindeki kadınları becermesini izlediği adama olan aşkı ve minnetini, onu kurtardığını okuyoruz. Evet, Auren küçükken kaçırılmış, birçok istismara uğramış ve onu en son Midas kurtarmış. Bunları anlıyorum ancak bir yerden sonra güçlü bir kadın karakter okumak isterdim. Auren'in kitap boyunca kurtarılmak için tanrı ve tanrıçalara sığınması, Midas'dan medet umması ve koruması Digby'nin yardımını istemesi... Ne bileyim beni sinir etti. Bunların yerine Auren'in üç
İnsanlar bu kitabın neresini, neyini sevdi anlamıyorum ve anlamak istemiyorum. Sırf Midas uyarlaması olduğu için zorlayarak okudum. Gereksiz bir zorlamaydı.
GildRaven Kennedy · IndePendently Published · 2020437 okunma
O kadar çok reels izledim ki bu kitabı çok merak ediyordum. Ren çevireceği için heyecanlıydım ama çok uzun zaman geçti ve artık dayanamfan ingilizcesini alarak okumaya başladım. Şu an elimde ikinci kitap var ve kesin devam ederim. Bu yazarın giriş kitabı aslında merak uyandırıcı olsada ortalara doğru kitap beni sıktı ve son sayfalar dışında attaksiyon yoktu. Öncelikle kadınlara karşı tutum berbat ve Auren kendi içinde bile bunu normalleştirmiş bence çok acı ki diğer kitaplarda bunu yapanların canına okuyacak. İçinde aşırı romantizim yok ama Midastan nefret ettim Tamlinden bile daha iğrenç bir karakter. Sonu merak uyandırıcıydı ama kitap durağan ve basit kalmış. Dili de rahat okunabiliyor hikaye akıyor.
GildRaven Kennedy · IndePendently Published · 2020437 okunma
Kitabın en can alıcı kısımlarını anlatmıyorum ama yine de fikirlerinizi etkileyecek derecede spoiler mevcut!!
Selam herkese, bitirdiğimde 'Eee..evet?' diye söylenerek bön bön baktığım bir kitap ile karşınızdayım. Yani gerçekten değişik bir kitaptı, ilk olarak bunu söyleyebilirim. Direk fikirlerime gireyim iyisi. Çünkü başka ne diyeceğimi bilemedim. Kitaba gerçekten büyük bir heyecanla başladım. Sevdiğim tarafları olduğu gibi sevmediğim tarafları da oldu maalesef. Bunları size ortak bir payda da anlatmak istiyorum. Kitabı sevdim çünkü inanılmaz akıcı. Yani kimsenin elinde sürünecek bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Ancak bu durum bence sayfaların (olumsuz) çokta dolu olmayışından ve konunun (olumlu, iyi) enteresan oluşundan kaynaklanıyor. Karakterler ise; yani kesinlikle Midas'a gıcığım bu kesin, ilk sayfadan beri hemde. Auren'a ise yani hem şöyle kızı kollarından tutup bir silkelemek ve 'Lütfen kendine gelip, şu pasifliği üzerinden atar mısın artık?' diye bağırasım var, hem de ona sarılasım var. Değişik ve iyi biri ama daha güçlü bir karakterle karşı karşıya kalmak isterdim açıkçası. Bunun dışında kitabın ilk bölümünü okuduğum an dedim Allah'ım ne olur erkek karakter bu olmasın ve gerçekten o olmadığını öğrenince resmen çığlık attım ve 10 kilo verdim. Ancak esas erkeğe gelene kadar da ohooo kitap bitti. Hatta gelince de kızla en fazla 5 cümle falan konuştu hsjshdhs. Teşekkürler.. Sonra kurguya bir de değineyim. Ben semer olayını hiç sevmedim ya (yani gerçek hayatta da şu harem olayından nefret ediyorum) ama kitapta okumakta ayrı bir gerilmeme sebep oldu. Ancak kurguyu enteresan ve ilgi çekici buldum. Merakla ve heyecanla da okudum açıkçası. İlk kitabın şöyle bir durumu var bence; güzel, ben beğendim. Çünkü heyecanla okudum. Ancak Wow değildi. Bununda sebebinin yazarın
Açılın!..
Adamın haremi var...
Yoruma böyle giriş yapmasam içimde kalırdı kitabı okumaya başladığım andan itibaren adamın haremi var diyip duruyorum. Ama o bir kral. Tabi ki haremi olması çok normal.
Midas zorda kalmış bir krallığın, zor durumundan faydalanıp kraliçe koltuğuna oturacak kişi ile evlenir ve kral olur. Ve sarayın her yerini afedersiniz ama tuvaletlerine kadar altına çevirir.
Ama bu arada yanında evlenirken de çeyiz olarak Aure kızımızı getirir. Kıymetlisini...
Onu da altına çevirir ve altın bir kafese kapatır. Kendisi diğer semerler yani haremindeki diğer kişiler ile gününü gün ederken kıza da izletir. Bizim saftirik kızımızda sıra bana ne zaman gelecek diye içlene içlene bekler... Ne kadar saftirik siz düşünün artık.
Müttefiki olan kralı oyuna getirip onu aradan çıkaran Midas, onun topraklarına gittiğinde ardından hareminin ve kıymetli altın kızının da gelmesini ister. Tabi yola çıkan kafilenin başına gelmeyen kalmaz.
Kafilenin askerleri ve kızları korsanlar tarafından kaçırılır. Akıbetlerinin ne olacağından korkarlarken, tüm krallıklara korku salan 4. Krallığın Komutanı Rip bir anda Korsanların gemisinde belirir ve korsanların ganimet olarak gördüğü Kral Midas'ın haremini satın alır.
Aure ve diğer kızlar korsanlar mı daha kötü yoksa 4. Krallığın esiri olmak mı diye düşünürken başka çareleri kalmaz ve gelecekleri meçhul bir şekilde komutan Rip ile yola koyulurlar.
Bakalım 2. Kitapta Kral Midas kıymetlisini kurtarabilecek mi?
Kitapta öyle aman aman beni heyecanlandıran olaylar oldu mu? Hayır...
Ara ara sıkıldım mı? Evet...
Kızın salaklığına ayar oldum mu? Hem de nasıl...
Peki neden devam edeceğim?
Kızın yeteneğini ile bundan sonra neler yapacağını merak ediyorum...
Ve kaşından, kollarından, dikenler fışkıran, bir bakışı ile insanı öldürebilecek kadar
Öncelikle 18 yaş altında okurlar için uygun olmadığını fakat yine dark romance sevmeyenlerinde çekinebileceği bir giriş kitabı olduğu söylemek istiyorum. Yurtdışında oldukça popüler olan bu serinin ilk kitabında kadın ana karakterimizin bakış açısından okuyoruz.
Midas kralının altın kafese kapadığı Auren'ın yıllar boyu tutsak edilip bir takım şeyleri görmeye yaşamaya maruz kalmasıyla başlıyor. Elbette bu süreç içinde Midas'a duyduğu aşk ve bitmeyen tutkusu ile karışık minneti devam ederken aslında ilk kısımda sarayla ve buradaki süreç hakkında oldukça bilgilendirici şeylerde öğreniyoruz. Gerek saray hakkında bilgiler gerekse karakterleri daha iyi analiz etmemizi sağlıyor. Şu açıdan bakıldığında Auren küçük yaşlarda kaçırılıp istismar altında kaldığı ve Midas'ın onu kurtarması bir nebze anlaşılır gelse de Midas'ı sevmediğimi söylemek isterim. Sanırım kitapta bazı davranış şekillerinden dolayı olabilir. Buzun üstünde kurulan bu sarayda olan bazı olaylar ikinci kısımda bir nebze durağan fakat son kısım ise gerçek anlamda nasıl bu kadar akıcı olduğunu anlayamayacağınız bir duruma evrileşiyor. Serinin diğer kitapları için eleştiriler oldukça olumlu ki duyumlarıma göre 2. ve 3. kitaplar ilk kitaptan çok daha sürekleyiciymiş. Açıcası sonu için okunur kitaplardan çünkü asıl merak ettiğiniz şey kitap bitiminde "ee şimdi ne olacak?" sorusuyla aklınızda asılı kalıyor.
Çok fazla eleştiri gördüğüm için şunu söylemek isterim ki söylenenlerin aksine kesinlikle iyi bir seri olduğunu ve ilk kitabın (pek çok yabancı bloggerın deyimi) giriş diğer kitapların olayları ve karakterlerin bizi soluksuz bırakacağıdır. Kesinlikle fantastik bir dark okumak isteyenlere önerim bu seri. Ama önceden söylediğim gibi küçük yaştaki okurlara tavsiye etmiyorum. Şahane bir seri geliyor şimdiden
.
𝗥𝗮𝘃𝗲𝗻 𝗞𝗲𝗻𝗻𝗲𝗱𝘆 - 𝗧𝘂𝘁𝘀𝗮𝗸 | #𝗸𝗶𝘁𝗮𝗽𝘆𝗼𝗿𝘂𝗺𝘂
"İç𝗶𝗻𝗱𝗲𝗻 çı𝗸𝗺𝗮𝗻ı𝘇𝗮 𝗺ü𝘀𝗮𝗮𝗱𝗲 𝘆𝗼𝗸𝗸𝗲𝗻 𝗸𝗮𝗳𝗲𝘀𝗶𝗻𝗶𝘇𝗶𝗻 𝘀𝗼𝗺 𝗮𝗹𝘁ı𝗻 𝗼𝗹𝗺𝗮𝘀ı 𝗻𝗲𝘆𝗲 𝘆𝗮𝗿𝗮𝗿𝗱ı?"
Dokunduğu her şeyi altına çeviren Kral Midas efsanesi, bu kez altına dönüştürdüğü Auren adında bir kadının ağzından anlatılıyor.
Yedi Krallık'ın hüküm sürdüğü Orea'nin Altıncı Krallık'ının hükümdarı Midas, Auren'i yani Gözdesini hiç kimse dokunmasın diye her şeyi altına dönüştürdüğü bir kafeste tutar. Altın Kuş diye anılan Auren, savaş Highbell sınırına dayanana kadar koşulsuz şartsız bir aşk ve güvenle Midas'a bağlı.
Sonra olanlar mı? Offf!
"𝗕𝗲𝗻, 𝗛𝗶𝗴𝗵𝗯𝗲𝗹𝗹 𝘃𝗲 𝗢𝗿𝗲𝗮'𝗻ı𝗻 𝗔𝗹𝘁ı𝗻𝗰ı 𝗞𝗿𝗮𝗹𝗹ığı'𝗻ı𝗻 𝗵ü𝗸ü𝗺𝗱𝗮𝗿ı 𝗞𝗿𝗮𝗹 𝗠𝗶𝗱𝗮𝘀'ı𝗻 𝘀𝗲𝘃𝗴𝗶𝗹𝗶𝘀𝗶𝘆𝗱𝗶𝗺. İ𝗻𝘀𝗮𝗻𝗹𝗮𝗿, 𝗵𝗲𝗺 𝗱𝗶ğ𝗲𝗿 𝗸𝗿𝗮𝗹𝗹ı𝗸𝗹𝗮𝗿𝗱𝗮𝗻 𝗱𝗮𝗵𝗮 𝗳𝗮𝘇𝗹𝗮 𝘇𝗲𝗻𝗴𝗶𝗻𝗹𝗶ğ𝗲 𝘀𝗮𝗵𝗶𝗽 𝗯𝘂 𝗦𝗮𝗿𝗮𝘆ı 𝗵𝗲𝗺 𝗱𝗲 𝗯𝗲𝗻𝗶 𝗴ö𝗿𝗺𝗲𝗸 𝗶ç𝗶𝗻 𝗯𝘂𝗿𝗮𝘆𝗮 𝗮𝗸ı𝗻 𝗲𝗱𝗶𝘆𝗼𝗿𝗱𝘂.
𝗕𝗲𝗻 𝗮𝗹𝘁ı𝗻 𝗯𝗶𝗿 𝘁𝘂𝘁𝘀𝗮𝗸𝘁ı𝗺.
𝗩𝗲 𝗯𝘂𝗿𝗮𝘀ı 𝗯𝗲𝗻𝗶𝗺 𝗴ü𝘇𝗲𝗹 𝗵𝗮𝗽𝗶𝘀𝗵𝗮𝗻𝗲𝗺𝗱𝗶."
Öncelikle roman hiç beklemediğim anlarda hiç beklemediğim yollara girip durdu.
Kral Fulke olayı!
Kızıl Akıncılar!
Kral Ravinger ve feyler...
Çok merak unsuru vardı ve ayrıca SAİL için azıcık ağlamış olabilirim offf tamam çok ağladım.
AMA... koskocaman bir AMA...
Romanda çok fazla tetikleyici unsur vardı. Kadın düşmanlığı, kadının nesnelleştirilmesi, şiddet, cinsel istismar...
Romanda "kadın" diye bir olgu yok. Kadınların "semer" ya da "cinsel organıyla" tasvir edildiği bir romanda ona dair nasıl bir yer olabilir gelin siz varsayın!
Roman boyunca kadınlara değer veren iki karakter vardı. Birinin akıbeti belli değil diğerinin başına gelmeyen kalmadı.
Tabi ki yazar başta uyarıyor ama hiç bir şekilde bu kadar beklemiyordum. Bende uyarmış olayım.
Evet aylardır çıkmasını beklediğim kitabı nihayet okudum.
Peki sonuç; Kitabı asla SEVMEDİM
Kral Midas ve onun sapkın dünyasında yaşadığı aşkı asla benimseyemem. Kitabın içerisinde Midas dâhil kadınları obje olarak kullanan, tereddütsüz şiddet uygulayan, kaba konuşmayı kendilerinde hak gören bir sürü erkek karakter var.
Sail bir de Digby hariç, onların akibeti de son sayfalarda maalesef belli değildi
Kral Midas'ın kıymetlisi Auren resmen Stockholm sendromuna tutulmuş. Adam seni on yıl boyunca kafeslerde tutmuş hor görmüş, onun tek düşündüğü beşli s.ks grubunda ben neden yokum
Auren, Kral Midas'ın bulunduğu yere götürülürken o ve diğer semerler (harem kızları da diyebiliriz) Kızıl akıncılar tarafından kaçırılır. Okuyan bir çok okur aksiyonundan sebep bu bölümleri sevmiş olabilir ama kadınlar için kullandıkları o kaba sözleri okudukça tiksindim
Son birkaç sayfada kitap boyunca beklediğim Komutan Rip nihayet teşrif ediyor ve kızları ve Auren'i satın alıyor.
Bileydim kendisini sadece son sayfalarda okuyacağım 300 sayfa boyunca kendime çile çektirmezdim
Rip, serinin devamında esas karakter olacak ve Auren'nin yaşadığı sendroma son verecek. Yani umarım...
Bu arada evet! kitaptaki Midas ve Rip olayı tam bir Sarah J. Maas'ın Rhys and Tamlin olayından esinlenmiş (!)
Midas'ın yanında Tamlin pir-ü pak
Seriye şu an için devam etmeyeceğim. Açıkçası böyle bir kitabın devamına yüzlerce TL verecek kadar bonkör biri değilim.
Komutan Rip bile şu an ki kararımdan döndüremez beni.
Kitabın en güzel yanı dilinin çok akıcı olması. Ve birazcık enteresan bir konu. Eğer okuyamama durumunuz varsa size yardımcı ola bilir.
Bunlarla birlikte bir çok eksiği olan bir kitap. Başlarda acaba yazar bir erkek düşmanı mı diye düşündüm . Ama sonra hakaret ettiğinde bile kadınlar üzerinden de hakaret ettiğini okudum. Çok fazla cüretkar ve güçlü bir dile sahip. Cüretkar yönü, betimlemeleri fazla yetişkin. Yaşınız en az 16 ise önermiyorum. Belkı de ilk kitap olduğundan biz kadın karakterin ordan ora savrulmasını, elinde güç olmasına rağmen onu kullanmamasını okuyoruz. Anca başına birşey geldiğinde, bundan kurtulayım birşeyler yapmayı öğreneceğim kafasında bir insan. En kötü şeyde bile en azından onun kiymetlisiyim, buda iyi birşey diye düşünerek insanı çıldırtacak bir karakter. Tüm bunları onun bir tutsak olduğunu kavramamasına verip pek sinirlenmedim
Midas zaten bela arayan bir tip. Umarım bulur.
Sail karakterini çok sevmiştim. Kitapta Digby efendiden sonra aklı başında olanda tek karakterdi kendisi. Gerçi ondanda birşeyler çıksa pek şaşırmam:))
Velhasıl kitabı okursanız sıkılmazsınız. Ben bu aralar pek birşey okuyamıyorum diye bana iyi geldi. Belki başka bir zamanda okusaydım yarım bırakırdım. Sizlere keyifli okumalar
"𝗕𝗲𝗻, 𝗛𝗶𝗴𝗵𝗯𝗲𝗹𝗹 𝘃𝗲 𝗢𝗿𝗲𝗮'𝗻ı𝗻 𝗔𝗹𝘁ı𝗻𝗰ı 𝗞𝗿𝗮𝗹𝗹ığı'𝗻ı𝗻 𝗵ü𝗸ü𝗺𝗱𝗮𝗿ı 𝗞𝗿𝗮𝗹 𝗠𝗶𝗱𝗮𝘀'ı𝗻 𝘀𝗲𝘃𝗴𝗶𝗹𝗶𝘀𝗶𝘆𝗱𝗶𝗺.
İ𝗻𝘀𝗮𝗻𝗹𝗮𝗿, 𝗵𝗲𝗺 𝗱𝗶ğ𝗲𝗿 𝗸𝗿𝗮𝗹𝗹ı𝗸𝗹𝗮𝗿𝗱𝗮𝗻 𝗱𝗮𝗵𝗮 𝗳𝗮𝘇𝗹𝗮 𝘇𝗲𝗻𝗴𝗶𝗻𝗹𝗶ğ𝗲 𝘀𝗮𝗵𝗶𝗽 𝗯𝘂 𝗦𝗮𝗿𝗮𝘆ı 𝗵𝗲𝗺 𝗱𝗲 𝗯𝗲𝗻𝗶 𝗴ö𝗿𝗺𝗲𝗸 𝗶ç𝗶𝗻 𝗯𝘂𝗿𝗮𝘆𝗮 𝗮𝗸ı𝗻 𝗲𝗱𝗶𝘆𝗼𝗿𝗱𝘂.
𝗕𝗲𝗻 𝗮𝗹𝘁ı𝗻 𝗯𝗶𝗿 𝘁𝘂𝘁𝘀𝗮𝗸𝘁ı𝗺.
𝗩𝗲 𝗯𝘂𝗿𝗮𝘀ı 𝗯𝗲𝗻𝗶𝗺 𝗴ü𝘇𝗲𝗹 𝗵𝗮𝗽𝗶𝘀𝗵𝗮𝗻𝗲𝗺𝗱𝗶."
Şimdi söze nereden nasil başlasam bilemiyorum.
Söyle düşünün her şeyin etrafınızdaki herseyin som altından olduğunu, ve hatta kendinizin bile saç teninize kadar altın olduğunu,ve çok sevdiğiniz adam tarafından devasa bir kafeste tutulduğunuzu, fakat o kadar minnet ve aşk dolusunuz ki tutuldugunuz kafeste sevdiğiniz adamın sizi hapsettiği esarete bile körsünüz, hatta onun gözününuzun önünde kraliyet semerleri denilen kadınlarla birlikte olduğunu, ahh düşünemezsin değil mi?
Tutuldugunuz kafes altından dahi olsa kafes kafestir.
Ve Auren son 10 yıldır Kral Midas'ın altın gözdesidir.
Kral'a duyduğu aşk ve minnet duygusu o kadar fazlaki aslında içinde bulunduğu esareti güvenli bir kapı olarak görüyor.
Taki Kral onu beşinci krallığı elde etmek ,ve istediğini almak için bir malzeme olarak kullanana kadar işte o zaman Auren farklı bir uyanış yaşıyor.
Kitapta yok yok
Olaylar olaylar aşırı akıcı.
Kral Filke olayı hiç tahmin edemediğim şekilde ilerledi .
Kral Midas'ın aç gözlülügü başına büyük belalar açacak farkında degil.
Auren 'in kafesten çıktıktan sonra yaşayıp gördükleri hassasiyeti o kadar güzeldiki.
Her krallığın ve kralın kendine has özellikleri ve Kral Midas'ın dokunduğu herseyi altın haline getirmesine rağmen halkının şehrin bazi kesimlerde açlıkla sınanmasi ve bunu Auren'in gormesi ,beşinci krallığa giderken Sail ile dostluğu ve Sail'in başına gelenler.
Korsanlar
Feyler
Ve bence kitabın devam kitaplarında aşık olacağım ve ana karakterimiz olacak Komutan Rip.
Kitap aşırı iyiydi özellikle bir giriş kitabı
Raven Kennedy, kitaplara olan sevgisi onu kendi dünyalarını yaratmaya iten, doğup büyümüş bir California kızıdır. İlk dizisi, aşkı arayan bir aşk tanrısı hakkında bir romantizm fantezisiydi. O zamandan beri, yetişkinlere yönelik karanlık fantezi de dahil olmak üzere bir dizi türde yazmaya devam etti.