kesinlikle kağıt ve mürekkep israfı diyebileceğim bir eser , birde Stephen Hawking iltifatlarını sunmuş kitaba ama o kısımlar görünmez mürekkeple mi yazılmış biz mi görememişiz bilmiyorum artık=)) Tamam kaza anlatılıyor bu yüzden kişilerin ve yer isimlerinin fazlaca kullanılması normal birşey, lakin kitap ekseriyetle anlatımı olsun,birbirinden bağımsız diyalogları vs olsun çok başına buyruk okuyucuyu kendine çekmiyor boş zamanında devamını getirebilirim fakat tanıtımında denildiği gibi ses mes getirdiği falan yok
Okul baskısı arttıkça kitap okumanın yavaşlayacağını düşünüyordum fakat bir süre sonra baktım ki dersler bitsin de köşeme çekilip biraz sayfa karıştırayım diyodum. "Üç"e başlamadan önce biraz eleştirilerine bakmıştım. Akıcı olmaması ve okumanın zor olduğuna dair yorumlara kulak asmamaya çalıştım fakat insan ister istemez etkileniyor. Fakat kitabı okumaya başladıktan sonra bu etki yavaş yavaş kayboldu. Benim için ilk sayfalarda yaşadığım zorluk tamamen bu eserden önce Malerman'ın "Kafes" adlı romanını okumamdan kaynaklandı. Sarah Lotz'un anlatımı beni ne kadar içine çekerse çeksin, "Kafes" beni o kadar sürüklemişti ki hikayesinin içine, hala üstümden atmayı beceremediğim bir etki bıraktı bende. Lotz, bu kitabında, roman içinde roman şeklinde yol izlemeye çalışmış ve okuyucuların genelinin aksine ben bu tarzı faydalı ve etkileyici buldum. Çünkü, anlatılmak istenen olayın birden çok kahramanı ve onlarca şahidi olduğundan başka türlü anlatılsaydı bende bu etkiyi bırakır mıydı emin değilim. Merak uyandıran büyük son ise biraz okuyucuya bırakılmış. Anlatılan olayın üzerinde dönen teoriler kitap boyunca size aktarılıyor ve son sayfalarda siz en çok hangisini inandırıcı bulduysanız ona inanmayı seçiyorsunuz, ki bence bu en ideal son. İşin özü; "Üç" anlatmak istediği olayı farklı bir tarzda anlatmayı seçtiği için her kesime hitap etmeyebilir, bu yüzden almadan önce kitabı detaylı bir şekilde incelemenizi öneririm. Bana sorarsanız, gerilim ve merak unsuru ön planda olan romanlardan hoşlanan herkesin kitaplığında bulundurması gereken bir eser.
Öncelikle bu kitabı okuyup bitirebildiğim için bana bir yakınımla birlikte maldivler’de üç hafta tatil hediye etmeleri gerekir diye düşünüyorum ancak aradan geçen bunca yıla rağmen bir tebrik telefonu bile almadım henüz..!
Kitap hakkında yazabileceğim tek şey, hani atv’de gece yarısından sonra yayınlanan 5. Sınıf aksiyon/fantastik filmler olur ya, aha işte bu da öyle saçma bir kitap. Nasıl okudum, nasıl bitirdim hala şaşarım kendime.
Özetle paranıza yazık, vaktinize yazık ve en önemlisi beyninize yazık. Bu kitaptan uzak durmanız şiddetle tavsiye olunur.
Kitabı okumak için kendimi çok zorladım açıkçası. Bazı yerlerde akıcı bir şekilde hikaye devam etti. Ama boşuna zaman kaybetmişim gibi hissediyorum. Röportajlar, gazete yazıları, mail dökümanlarıyla dolu ve tek bir hikayeyi birden fazla kaynak anlatıyor. Kaybolan her çocuk için farklı bir yöntemle anlatılmış hikaye. Bu karmaşanın içinde bunaldığımı söyleyebilirim.
GERİLİM-KORKU TÜRÜNDE BİR ROMAN BEKLERKEN DAHA ZİYADE MİSTİK BİR HİKAYE BENİ BEKLİYORMUŞ MEĞER.
DÜNYA ÜZERİNDE FARKLI KITALARDA AYNI GÜN YAŞANAN UÇAK KAZALARI VE BU KAZALARDAN KURTULAN 3 ÇOCUK ÜZERİNE YAZILMIŞ BİR ROMAN. 4. KAZADAN DA KURTULAN VE KAYIP OLAN DA YİNE BİR ÇOCUKTUR.
ORTAYA ATILAN PEK ÇOK KOMPLO TEORİSİNE RAĞMEN EN İLGİNÇ VE DİKKAT ÇEKİCİ OLANI BİR RAHİBE GÖRE, BU ÇOCUKLAR MAHŞERİN 4 ATLISINI TEMSİL ETMEKTEDİR VE BİR GRUP MUHAFAZAKAR RAHİPLE AYNI FİKİRDE OLUP DÜNYANIN SONUNUN YAKIN OLDUĞUNA İNANIRLAR.
OKUDUĞUM OLUMSUZ YORUMLARA RAĞMEN BEN KİTABA KARŞI O KADAR DA NEGATİF DEĞİLİM EVET SIKILDIĞIM BÖLÜMLER OLDU AMA OKUDUĞUMA DEĞDİ DİYE DÜŞÜNÜYORUM.
Birkaç saat arayla farklı yerlerde düşen dört uçak ve bu kazalarda hayatta kalan üç çocuk! Dördüncü uçakta ise kayıp bir çocuk daha! Yine kapağına hayran olarak aldığım bir kitap.. Böyle bir kapağın ilginizi çekmemesi mümkün mü zaten? Ayrıca Sarah Lotz, roman içinde roman yazarak farklı bir boyut kazandırmış kitaba. Olaylara tanık olan bir gazeteci, kazaya bir şekilde dahil olan kişiler ile yaptığı konuşmaları, yazışmaları, basından haberleri ele alıyor bu romanda.. Kitapta ilerledikçe; komplo teorileri, inançların getirdiği korkular da ortaya çıkmaya başlıyor. Hayatta kalanların başa çıkmaya çalıştığı hisler de var elbette romanda.. Ben kitabı gerçekten çok beğendim. Ancak, söyleşi ve haberler romanın bütünlüğünü bozmuş diyebilecek kişilerin de olacağına inanıyorum..
Kitap ile ilgili beni hayal kırıklığına uğratmayan tek şeyin sadece kapak olduğunu söylesem çok mu acımasız olurum acaba?
Kitabın olay örgüsü birkaç saat arayla düşen 4 uçak ve bunlardan sağ kurtulan 3 çocuk ve onlardan sorumlu insanların etrafında geçiyor.
Konuyu bilmeyen yoktur, o nedenle direk görüşlerimi belirtmek isterim.
Büyük bir Supernatural fanı olaraktan ilk başta tanıtımı yapılırken "mahşerin dört atlısı" gibi cümlelerin beni kitaba çektiğini itiraf etmeliyim.
O nedenle haliyle beklenti fazlaydı.
Yazarın kalemi çok tuhaftı. Açıkçası ilk 60 sayfalar kitaba adapte olamadım, aklımın ucundan acaba yarım bıraksam sonra mı devam etsem diye geçmedi de değil hani..
Sonra sardı ortalarda büyük keyif aldım. Gerçi maalesef 200lerde falan sanırsam olayların gidişatının sonunun nasıl olacağını öğrenmiş oluyorsunuz, hiçbir süprize yer bırakmıyor kitap..
Kitap benim için biraz "görüntü var ses yok" gibiydi.
Hele son. İnanın yıkıldım. Hay dedim böyle yazara yazıklar olsun. Bu son oldu mu hiç, dedim.. Seri olsa falan anlarım o şekilde noktalamasını kitabı. Ama seri falan değil, tek kitapta böyle saçma sapan son mu olur!
Kesin okuyun veya asla tavsiye etmem diyemiyorum. Karar sizin..
Aslında konu güzel, ilgi çekici fakat kurgulamada bi sıkıntı olmuş..Tam kitaba bağlanacaksınız bir bakıyorsunuz ki auta çıkmışsınız. Buz prensesini başta sevmiştim şimdi ise gözüme görünmesin:)
Büyük beklentiler ile başlayıp hayal kırıklıkları ile sonlandırdığım kitaplardan biri. Açıkçası o kadar ilgimi çeken bir hikayeydi ki başlangıçta keşke o şekilde devam etseydi dedim durdum.
Bazı kitaplar ve filmler vardır ya kapağı afişi ile kişiyi etkiler,ama içeriğe anlatıma bakınca hayal kırıklığına uğratır bu kitap benim için öyle oldu açıkçası,gerçi vurucu ilgimi çeken bölümler vardı ama geneli anlatım şekli ile beni haddinden fazla yordu diyebilirim..Kara Perşembe adı verilen günde 3 uçak düşer ve üçler adı verilen 3 çocuk kurtulur,düştüğü yerlerdeki yerel halk da bu çocukların uzaylılar tarafından ele geçirilmiş olduğundan tutunda deccal şeytan olduğuna kadar kadar bir korku içinde yorumlarlar her şeyi,işte bu kitap da olayın görgü tanıklarının anlattıklarından yapılan röportaj Skype bağlantılarının içeriklerinden oluşuyor...İşin ilginci Stephen king de neye dayanarak bilmiyorum ama bu roman hakkında güzel bir yorum yapmış arka tanıtım sayfasında... Konusu aslında çok vurucu olan ama anlatım tarzı ile sıkıcı bir kitap, sadece okumak için 2025 okuma listeme girsin diye okuduğum bir kitap oldu okumassanız hiçbir şey kaybetmessiniz ....4/10
İngiliz yazar Sarah Lotz kariyerine televizyon dizilerinde senarist olarak başladı. Bunun yanında farklı yazarlar ile çalışan ve romanlarında onlara katkı yapan ünlü isim farklı isimlerle de bir çok irili ufaklı esere imza attığını kendisi belirtmiştir. Özellikle korku ve gerilim üzerine yazmayı seven genç yazar sonunda kendi romanı olan Üç’ü yazmış ve bir anda çok satanlar listesinde yerini almıştır.