Puan

810 üzerinden
5,7bin kişi
İdeal bir ülke mi? Utopya
8/10
·248 syf.·
Beğendi
·
2020 5. kitabı
1478-1535 yılları arasında yaşayan Thomas More ideal bir yaşamın nasıl olması gerektiği ile alakalı fikirlerini bizimle paylaşmış. Thomas More'un katılmadığımız fikirleri olduğu gibi katıldığımız fikirleri de vardır. Thomas More kendisinin dindar bir kişilik olduğunu söylüyor ve düşüncelerinin Çoğunu da dine dayandırıyor. Bütün insanların eşit olduğu bir dünya ya da bir ülke, bütün çalışanların aynı olduğu, her şey kontrol altında olduğu bir ülke. Söylemi güzel gelse de aslında bana düşündürdüğü şey, insanların bir açık hava hapishanesinde olduğu ve robot gibi bir bir yaşamın varlığının kafamda canlandığını söyleyebilirim. Bunun sebebi, insan yaratılış itibariyle çok kompleks bir yapıya sahip ve insanın her şeyini bilmek ne hissettiğini bilmek ne yapmaya çalıştığını kestirmek ve bunu %100 başarmak mümkün değildir. İnsanlar her şeyi kontrol etmek isterler. Her şeyi kontrol altında tutmak ister, Özellikle de insanları. Thomas More bu eserinde bütün yasalara hakim, yasalara tamamı ile riayet eden insanlardan bahsediyor. Kurallara uymayan insanların nasıl cezalandırılacağı Hatta bu insanların nasıl yaşayacaklarına karar veriliyor. Bunun yanı sıra güzel olmayan şeyler de yok değil: Mesela yaşlılara hürmet, paranın kıymetsiz oluşu, herkesin çalışkan olması, çalışması, bir işle uğraşması, insanların birbirine saygıları, karşılıksız birbirine yardım etmeleri gibi değer ve erdemler azımsanacak şeyler değildir. İnsanların teknik değiştirilmesi, insanların ne giyeceklerine karar verilmesi, insanların ne yiyeceklerine karar verilmesi, insanların nerede yaşayacaklarına karar verilmesi. Humanist bir düşünce açısından değil de evrensel ahlak açısından baktığımızda insanlara karşı zulüm olarak değerlendirilebilir. Zamanın koşulları ve yasaları göz önünde bulundurulacak olursa Thomas
Felsefe
UtopiaThomas More · Say Yayınları · 201624,7bin okunma
7/10
·248 syf.··
2024 53. kitabı
Say Yayınları'nın baskısı özelinde konuşmak gerekirse kitabın anlaşılabilmesi(!) konusunda kafayı yemişler. Kitaptan önce uzunca bir giriş vardı. Ütopya fikrinin geçmişinden, dönemin olaylarından falan bahsediyordu. Bu tarz girişleri seviyorum, kesinlikle faydalı oluyorlar. Yalnız bu sefer, belki de kitabın içeriği gereği aşina olmadığım kelimelerle kafamın pek de almayacağı cümleler vardı. Bir yandan da tahmin ediyorum kitaba geçince dil böyle zor olmayacak. Bu kısmı iyi kötü okuyarak geçtim. Kendimi çok zorlamadım. Utopia'ya başladığımda dil hakkında düşündüklerimde haklı olduğumu gördüm. Sonuçta bu kitap zamandan bağımsız, ve tüm zamanların insanlarına hitap ediyor. Biraz daha anlaşılır olmalı. Evet rahat rahat okuyup kendinizce anlayabilirsiniz fakat Say Yayınları buna da razı gelmiyor. Çoğu sayfanın yarısı dipnot ve bu dipnotlar aniden ortaya çıkıyor. Mesela "savaş" kelimesinde bir işaret var, sayfanın altında uzun uzun savaştan bahsediliyor. Bir saniye, baştan söyleyeyim ben bu işi beğenmedim demiyorum. Hatta tam tersine emeklerine teşekkür ederim. Yalnız, benim için biraz fazlaydı bilgi ve açıklamalar ama bunun da çok basit bir çözümü var: okumamak. Ama komikti. Bir dizi, grup ya da kitabın sapığı olup da "şurasını fark ettin mi, burasını anladın mı?" diye insanı darlayan arkadaşa benzettim. Kitapta "farz edelim" diyor örneğin. Farz etmek ne demektir? Genelin içinden bir örnek alıp getirmek... Ama dipnotta farz ettiğimiz bu örneğin o dönem için karşılığı olabilecek kişi ya da olayları anlatıyor. Hayır dostum, bir saniye... Farz ediyorum... Kitabın birçok bölümünde özgürlüğün kısıtlanması fikri beni boğdu. Hatta "bu nasıl ütopya ya, ben buna distopya derim" diyecek kadar ileri gittiğim zamanlar bile oldu. Ama üzerine biraz düşününce şu noktaya vardım: Benim
UtopiaThomas More · Say Yayınları · 201624,7bin okunma
Reklam
Puan vermedi·248 syf.··
2026 2. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2026 00:37
More, kraliyete yakın olan ust duzeyde gorevli babasına ve krala karşı gelmiş, inandığı doğrulardan vazgeçmemiş, babasını hapse bile attırmıştır. En yakın dostlarından olan Erasmus'un teşviki ve yardımıyla bu kitabı yazmıştır. Kendisi iyi yetişmiş, başarılı bir avukat ve devlet yönetiminde de görevlerde bulunmuştur. Kralla çekişmesinden dolayı da malesef idam edilmiştir. Hiçbir felsefeye bağlı değil ama Platon'dan, Aristoteles'ten, Hristiyanlıktan, Stoacılıktan, Epikurosçuluktan etkilenmiştir. Ayrıca Vespucci, Vasco de Gama, Kristof Kolomb'un keşiflerinden de yararlanır. 1. Kitapta sanki Platon'un bir Şölen'i ya da Devlet'i okuyorum gibi hissettim. Orada da Sokrates ve arkadaşlarının diyalogları üzerinden yazılmıştır kitap, bu yönüyle benzerlik olduğunu düşünüyorum. Lüks tutkusu, savurganlık, aylaklık, ahlak üzerinde durmuş. Mahkumların kulaklarının bir kısmının kesilmesi dikkatimi çekmişti. Muhbirlere çeşitli ödüller verilmesi, Platon'a atıflar var yer yer. "Zengin ve özgür olan bir halk katı ve adaletsiz bir egemenliğe kolay kolay katlanamaz, oysa yoksulluk ve sefalet cesaretleri köreltir, insanları pasifleştirir ve baskı altında olanlarda başkaldırı gücü bırakmaz." Cümlesi beni çok etkiledi ve hüzünlendirdi. Yine bir tespiti "yüksek düzey devlet görevlerinde her türlü lüksün ve gösterişin, harcamaların engellenmesi sağlanacaktır, aksi taktirde bütün yüksek düzeyde görevler rüşvet ve yasa dışı yollardan elde edilecektir. Bunun kaçınılmaz sonucu da liyakat sahibi ve yetenekli insanların yürütmesi gereken görevlerin zenginler tarafından işgal edilmesi olacaktır." Analizi de insanı etkiliyor. Ikinci kitapta ise kentin mimari, ekonomik, sosyolojik yapısından bahsediyor. Çalışma saatleri, estetik, özgürlük, meslek seçimlerinden... Kadın ve erkekler devlet karşısında eşit
UtopiaThomas More · Say Yayınları · 201624,7bin okunma
Puan vermedi·249 syf.··
2020 39. kitabı
“Yozlaşmış insanlarla ilişki içinde siz de yozlaşacaksınız ya da dürüstlüğünüzü koruyacak ancak hiçbir payınızın bulunmadığı başkalarının ahlaksızlıklarına, aptalıklarına ortak olacaksınız. Sonuçta yanlamasına yollardan herhangi bir kötü şeyi iyiye çevirmeyi ummak boştur.” #kitapsözleri #thomasmore #utopia kitapta o kadar çok altı çizili cümle var ki buraya eklemek için seçim yapmakta çok zorlandım. @sayyayincilik baskısı o kadar özel olmuş ki, önce Mustafa Hazım BAYKA’nın kaleminden kitabın yazıldığı koşullar detaylı bir ön sözle anlatıyor, bu anlatım esnasında ve Ütopyanın anlatımında çevirmenin uzun uzun dipnotlarıyla daha zengin bir okuma yapıyorsunuz. Dönemin İngilteresi ve diğer avrupa ülkeleri ile doğu ve de edebiyat-felsefe üzerine o kadar çok detaylı bilgi var ki; defter tutmadan okuduğuma pişmanım. Adı üstünde Ütopya olmayan, olmayacak ülke. Herkes eşit şartlara sahip, herkes aynı kazanıyor, birbirine benzer evlerde ve birebir aynı şartlarda yaşıyorlar. Hırs, yarış, çekişme yok. Yazıldığı döneme bakıldığında yazarın böyle bir ada hayal etmesi çok anlaşılır geliyor. VIII. Henryy zamanında yaşamak ve ona yakın çalışmak insanı avukatken filozof yapmaz da ne yapar? okurken zaman zaman böyle bir yaşam özenilesi gibi gelse de Ütopya da yaşama isteği de tartışılır; eş seçimi, çocukların aileler arasında paylaşılması, nüfusun belirli coğrafyalarda eşitlenmesi için insanların zoraki göç ettirilmesi...Kitapta en çok dikkatimi çeken diğer ulusları altınları ile kendilerine bağlamaları ve bazı ülkelerde çıkardıkları savaşlardan beslenmeleri bana günümüzde dünyanın başına bela olmuş bir milleti hatırlamadı değil..O milletlerin More’dan etkilenmiş olmaları mümkün tabi,
UtopiaThomas More · Say Yayınları · 201624,7bin okunma
Kendi Ütopyasının Şehidi
10/10
·249 syf.··
2026 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2026 19:01
Utopia kelimesi hem “hiçbir yer” hem de “iyi yer” anlamına gelen bir kelime oyunu. Bu küçük ayrıntı, kitabın bütün ironisini taşıyor. Yazara baktığımızda bu oyun daha da anlam kazanıyor. Thomas More devletin tam içinde yer alan bir hukukçu, bir siyasetçi ve sonunda idam edilen bir adam. İktidarı içeriden tanıyan birinin böyle bir ada tasarlaması tesadüf gibi görünmüyor bana; bilinçli bir meydan okuma gibi duruyor. Hiçbir yerde olan o memleket, ada, kıyılar elbette kurgu. Ama eleştirilen zihniyet son derece gerçek. Edebiyatın sevdiğim tarafı tam da bu: Harita sahte ama insan doğası fazlasıyla tanıdık. Ütopya artık yalnızca bir kitap adı değil; bir yazın türünün adı. Thomas More’u değerli kılan şeylerden biri de bu kavramı literatüre kazandırmış olması. Eğer Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları baskısını okursanız, kitap bittikten sonra Mina Urgan’ın kapsamlı incelemesiyle karşılaşıyorsunuz. More’dan sonra yazılan ütopyalar, daha önce Platon (Eflatun)’un Devlet eseriyle yapılan karşılaştırmalar ve ilginç anekdotlar metni genişletiyor. O noktada şunu fark ediyorsunuz: Thomas More kolay çözümlenebilecek bir karakter değil. Ruhunda ve hayatında ütopyasını bir şekilde yaşamış bir adam. İnsanların inanmadıkları şeylere yalan yere yemin etmemeleri, vicdan özgürlüğü uğruna kendini feda etmiş biri. Kitabın bir yerinde, Ütopyalıların savaş sistemlerini, dinlerini, törenlerini, yasalarını ve törelerini düşündüğünü; çoğunun gerçekleşmesi zor şeyler gibi göründüğünü söyler. Asıl şaşırtıcı olanın ise bu garip devletin parasız ve ortak yaşam düzeni olduğunu belirtir. Bu fikir daha sonra farklı düşünürler tarafından genişletildi. Karl Marx’ın sistematikleştirdiği kolektif mülkiyet anlayışının 20. yüzyıldaki uygulamalarına, örneğin Sovyet deneyimine baktığımızda, ideal ile pratiğin ne kadar
UtopiaThomas More · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202024,7bin okunma
Reklam
Reklam