Veda Şarkısı

Rabindranath Tagore
Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 22 dk.
Sayfa Sayısı:
260
Basım Tarihi:
Mayıs 2013
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Orijinal Adı:
Shesher Kabita / Farwell Song
ISBN:
9786054683956
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Seni aradım ve buldum!
9/10
·260 syf.··
2023 12. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2023 00:43
Bazı yazarlar vardır ki, önyargılarınızdan dolayı biraz temkinli yaklaşırsınız, ne vakit Pandora'nın kutusu açılıp da kendiniz soluk soluğa sayfalar arasında gezinirken görürseniz o zaman anlıyorsunuz önyargılarımızın tıpkı diğer konularda olduğu gibi, bu konuda da sizi nasıl da yanıltığını... Rabindranath Tagore 'nin kitaplarında uzun süredir nesli tükenmeye yüz tutmuş çoğu duyguyu yaşıyor ve bu duyguları anlatışındaki naiflikle beraber ruhunuzda hissediyorsunuz.Bu okuduğum kaçıncı kitabı oldu bilmiyorum ama ben bilhassa aceleye getirmedim bu serüvenleri. Kelime kelime ilerledim, zira basit kelimelerle daha ne kadar bir mucize yaratılır'ın şaşkınlık ve hayranlığında ömrünü geciktirmek istedim sayfaların. "Saf ve basit şeyleri yine saf ve basit olarak sürdürmek..." Ss147 Önceleri Genç Werther'in Acıları misali bir sapma mı olacak diye merak ederken sonrasında şiirin vücut bulmuş mısralarında buldum kendimi. Okuduğum en güzel kitaplar arasında hafızamda yer edinecek olan bu kitabı siz değerli dostlarıma tavsiye ederim. Sevgi içimizde...
Veda ŞarkısıRabindranath Tagore · Kapı Yayınları · 201319 okunma
Puan vermedi·260 syf.··
2025 134. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2025 13:23
İstanbul'da başladığım kitabı, Ayvalık'ta bitirdim. İki gün sürdü sanırım satırlara ayırdığım süre ama sadırda ne kadar devam edecek bilmiyorum etkisi. Ayvalık'ta, zeytin ağaçlarının hemen yanıbaşındayım...ilk defa canlı olarak zeytin ağacı görüyorum...yaşlı bedeninde kol kol kendine sarılan bir varlık...sanki ruhu var bu ağacın ve bedenine sahip çıkıyor...tıpkı bir insanın yapması gerektiği gibi... Tane tane zeytinler ağaçlarda...ince yaprakları... yaprakların renginde ve ritminde bir şiir duyumsuyor insan...bir ruhu olması lazım zeytin ağacının...insana bu kadar tesir etmesi aksi halde mümkün değil... "Ne kadınlar sevdim zaten yoktular." Yıllardır zihnimde yankılanır durur bu mısra. Tâ lise yıllarında kulağıma çalınan bu ses, o yıllarda anlamını bilmesem de bende yer etmiş... kadına karşı cehaletimi her zaman itiraf ettim...lise yıllardan bir sesi manasını kavramaksızın saklıyor oluşum da bu cehaletin bir parçasıdır sanırım... Nasıl birleşecek tüm bu yazdıklarım değil mi? "O'nun nuru, içinde ışık bulunan bir kandil yuvasına benzer. O ışık bir cam içindedir, cam ise, sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır; bu ne yalnız doğuda ve ne de yalnız batıda bulunan bereketli zeytin ağacından yakılır. Ateş değmese bile, nerdeyse yağın kendisi aydınlatacak!"ez Nur ayeti olarak da bilinen Nur suresi 35.ayet gelmişti Amit ile Labanya arasında şiirselliğin zirvesine uzanan diyaloglarda. Labanya, Amit'in şiir tutkusunun bir nesnesi olmaktan çekiniyordu aralarındaki ilişkide. Belki de Labanya'yı tüketiyordu Akit bir aşk ve şiir nesnesi olarak. Belki hayal bir kadına ihtiyacı vardı Amit'in duygulasal bir anjiyo için.ve Baniya bunun farkında olarak uzak durmaya çalışıyordu kendini çeken bu girdaptan. Yine mi birleşmedi? Zeytin ağaçlarının yanındayım...ve anlıyorum ki neredeyse
Veda ŞarkısıRabindranath Tagore · Kapı Yayınları · 201319 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Rabindranath TagoreYazar · 32 kitap
Hayatta kalan 13 çocuğun en küçüğü olan Tagore ("Rabi" lakaplı) 7 Mayıs 1861'de Kalküta'daki Jorasanko malikanesinde, Debendranath Tagore (1817–1905) ve Sarada Devi'nin (1830–1875) oğlu olarak dünyaya geldi. Tagore çoğunlukla hizmetkarlar tarafından büyütüldü; annesi erken çocukluk döneminde ölmüştü ve babası çok seyahat ederdi. Atalarının kökü 11. yüzyıla dayanır. Bu soyun kurucusu Kanaj'lı bir Brahman'dı. Babası Maharshi Devendranath Tagore, varlıklı bir din adamıydı. Rabindranath, özel öğretmenlerden ders alarak orta öğrenimini yaptıktan sonra 17 yaşında Londra'ya gönderildi. Londra'da hukuk okudu. Burada edebiyat kültürünü geliştirdi. En çok etkisinde kaldığı edebiyatçı, doğaya yapıtlarında geniş yer veren İngiliz şair William Wordsworth'tür. Rabindranath Tagore'un yaşam ve sanat görüşlerinin gelişmesinde en büyük rolü, 19. yüzyılın başlarında Bengalli Raca Rammahun Roy oynamıştır. Onun ve babasının etkileri altında şairin dünya görüşü Hindin geleneksel kast sınırlarını aşarak, panteist bir dünya inanışının yanı sıra, Hindu dininin tekelci ve çok gelenekçi çemberini kıran bir olgunluğa kavuşmuştur. Öğretmeni Roy; Hindistan'da dinin oynadığı büyük rolü bildiği için, her şeyden önce bu alanda reform yapmak zorunluluğu duymuştu. Kendisi Hindu olduğu için Hind dininin bozulmasına üzülüyordu, fakat sosyal gerçekleri görecek kadar ileri görüşlü bir insan olduğundan reform yoluna gitmedi. 1930'da Hindistan'da yeni bir mezhep olan Brahmoizmin temelini attı. Brahmo Samaj adı altında tanınan bu hareket Hinduluk, Müslümanlık ve Hristiyanlığın ortaklaşa değerlerini bir çatı altında toplamaktaydı. Bu yeni din, mucize ve kerameti bir yana iter, her şeye egemen mutlak ve yanılmaz bir kuvvet yerine, bilgelik ve aşkın esin kaynağı olan insan ve dünyayı kavrayan, yücelten bir varlığa inanır. Bu Tanrı Upanishad'lardan alınan bir cümleyle tamamlanır: "Tektir ve biçimi yoktur, ama binbir amaçla, binbir şekle girer.." Brahmo Samaj'ın belli başlı sosyal ülküleri kardeşlik, ahlaklılık, insanseverlik, kadınlığın yükseltilmesi, kastların kaldırılmasıdır. Bu noktalarda klasik Hinduizmin karşısındadır. Rammahun Roy tarafından kurulan Brahmo Samaj; Rabindranath Tagore'un babası ile Keshup Shandrasen tarafından geliştirildi. Tagore'un bu yeni oluşturulan mezhepten etkilenmesi; 22 yaşında yazmaya başladığı yıllara denk gelir. Bu yıllarda daha sonradan ilinti kuracağı Avrupa kültürüne pek rastlanmaz. O yıllarda Bengal Hindistan'ın her bakımdan canlı ve ileri bölgesiydi. Din, edebiyat, politika alanlarında yeni görüşler beliriyordu. Kendisinden önce edebiyatta yenilik yapmış olanlar olmasına rağmen, kendisini tutuculuktan kurtaran ilk şair ve yazar olarak bilinir. İlk yazdığı "Sabah Şarkısı" adlı şiiri yüzünden şiddetli eleştirilere maruz kalmıştır. Doğa ve insan sevgisinin yoğun olduğu Kitan Jali'nin ünü dünyaya yayılmıştır. Eserlerinde ince bir lirizmle, mistisizm harmanlanır. Hindistan'ın İngiliz Emperyalizminin boyunduruğundan kurtulması için büyük çabalar sarfetmiş ve bunu ılımlı bir üslupla yapmıştır. Edebiyat alanında ki başkaldırısını yeterli bulmayıp gençliğin milliyetçi bir eğitimle yetiştirilmesi amacıyla 1901'de Kalküta yakınlarında ki Balpur'da Sükun Barınağı anlamına gelen Santiniketan adını verdiği bir okul kurdu. Bundan başka Bangadorshan adıyla edebiyat dergisinin başyazarı oldu. 1924'de Batı ve Hint geleneklerini kaynaştıran Vishna-Bharati Üniversitesi'nin oluşumuna yol açtı. Bengali dilinde yazdığı yapıtlarınının, hemen hemen hepsini kendisi ingilizceye çevirdiği için, dünyanın onu hızlı tanıması kaçınılmaz oldu. 1913'te Romain Rolland'ın çok övdüğü Gora adlı romanıyla Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı. Kitapta Gora adlı bir gencin hayatından kesit sunulur. 1915 yılında İngiltere "Sir" unvanını verdi. 1919, Hindistan tarihinde bir dönüm noktasıdır. Amritsar Kıyımı, Gandi'nin ulusal önder olarak belirmesi bu yıl içinde olmuştur. Gandi ve Tagore iki yakın dosttur. 21 Mart 1919'da çıkarılan bir yasayla, yönetimin savaş döneminde kullanabildiği özel yetkileri barış döneminde de elinde tutması sağlanıyordu. Irkçılık temellerine dayanılarak çıkarılmış bir yasaydı. Gandi pasif direnişi gündeme getirdi. Kısa süre sonra, 13 Nisan'da Amritsar'da halktan 400 kişi öldürüldü, 2 bin kişi de yaralandı. Altın Tapınak'a girilip Sihler'in üzerine ateş açıldı. Pencap'ta sıkıyönetim ilan edildi. Tagore bir şeyler yapmak gerektiğine inanıyordu. Genel Vali Lord Chelmsford'a bir mektup yazarak Sir unvanını geri verip, Gandi'ye destek oldu. 67 yaşında resim yapmaya başlamasıyla, kast ve emperyalist sistemlere karşıtlığı ve üstün yeteneğiyle dünyanın sayılı şairleri arasına girmiştir. 7 Ağustos 1941'de doğduğu şehir Kalküta'da ölür.