Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 2 dk.
Sayfa Sayısı:
248
Basım Tarihi:
Haziran 2008
İlk Yayın Tarihi:
Kasım 1996
Yayınevi:
Bilgi Yayınevi
ISBN:
9789754946154
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·248 syf.·
2018 61. kitabı
Öykülerini günlük yaşayaşın en sade silik olayları üzerine kuran bir sanatçıdır. "Adını ne koyacağız? Evet, bir mesele! Güzel bir isim olmalı. Hep si' bir isim söylüyordu. Samiye «Uslu koymalı» dedi. Seza, «akıl mı danışacaksınız?» diye alay etti. Annem «Derviş olsun,» dedi. «Sonra, ona bir de tekke bulmak ister!» diye alay ettiler. Bi rader, Fehmiye'ye, onu nasıl koşacağını, hele arabayı uçuracağını anlatıyordu. -Kuş gibi, bir saatte kasabaya! Seza öteden cevap verdi: --Kanatsız kuş koyalım; kanatsız kuş. -Kanatsız kuş olur mu? Olmaz mı, belki vardır! --Hayır. Nerde duyulmuş -Vardır ya! Değil mi Dayı Bey? -Evet, Avustralya'da yaşayan bir kuş varmış ki, kanatlan yokmuş, hatta, kanat kemikle rinden de eser yokmuş. Uzun gagasını yumuşak topraklara sokar, otların kökündeki yaşlılığı eme rek yaşarmış! -Neydi onun adı? -Kivi! Yerliler Kivi derlermiş. Tamam, bu adı koyalım, dediler. Olur, ol maz; bir kısmı kabul etti, bir kısmı etmemiş gö ründü, hayvanın ismi de «Kivi» kaldı. Zavallı «Kivi», bizim yaramazların elinden neler çekti yahut bizim yaramazlar ondan ne çektiler!.." Memduh Şevket Esendal vatandaşla devlet görevlileri arasındaki ilişkileri, kendi aralarındaki diyaloğu geniş ve çok yönlü gözlem gücüyle ve yalın bir anlatımla; bunun yanı sıra hümanist bir yaklaşımla, duyarlılığı sürekli ön planda tutmuştur. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. İçinde bir çok hikaye var. En çok ilgimi çeken Veysel Çavuş ve Kivi hikayesiydi. Diğerleride birbirinden farklı ve güzeldi.
Etkinlik
Veysel ÇavuşMemduh Şevket Esendal · Bilgi Yayınevi · 200849 okunma
8/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2022 445. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2022 21:59
Bilgi Yayınlarının hikayeler serisinin 4 numaralı kitabı, bizim de Memduh Şevket Esendal serimizin son kitabı şimdilik tabi. İçerisinde yazarın 25 hikayesi bulunmakta ve bu hikayelerin biraz daha toplumcu yazıldığını söyleyebiliriz. Aslında buna tam olarak toplumcu denir mi emin değilim o yüzden yazarı da bir türlü bir yere oturtamıyorum çünkü günlük sıradan olayların yanında birkaç tane farklı hikaye bulunuyor. Şöyle bir hikaye listesini de paylaşalım: Veysel Çavuş, Kivi, Sezanın Kocası, Pazarcılık, Bir Genç Efendinin Defterinden, Bir Cinayet, Gurbet Ellerde, Sayı mı Yazı mı, Hamid İçin Bir Yazı, Komiser, Taşhavan, İki Arkadaş, Yeni Vali, Ev Kurdular, Türk Dursun, Bayan Nazmiye, Artist Olacak Kız, Bir Genç, Haham, Bir Evlenme, Sefer Kalfaların Hüseyin, Hanende Hanım, Dedikodu, İnkam, Muzaffer. Kitapta emek verilen bölümlerden biri de açıklamalar bölümü. Hikayenin çıkışı, yazıldığı yıl ve kitap dışı aktiviteler. Nedir bunlar? Mesela Komiser hikayesi TV’e uyarlanmış. Bitmemiş hikayeler varsa (var) belirtilmiş. Hikayeler ise insanların sorunlarını, sıkıntılarını, korkularını anlatan bir tarzdadır. Günlük hayat ve bir türlü rast gitmeyen işler ise öne çıkan konudur. Güzel bir veda kitabı olduğunu düşünüyorum. Hepimize iyi okumalar dilerim..
Veysel ÇavuşMemduh Şevket Esendal · Bilgi Yayınevi · 200849 okunma
Puan vermedi·248 syf.··
Beğendi
·
2022 136. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2022 12:30
"Ses işitip, söz dinlemeye gönülleri yok." Birbirinden güzel hikayeleri ile sıradan insanların, sıradan hayatlarına dokunmuş yazar. İnsanoğlunun yaşamak için yaptığı küçük hesaplar, hiç bitmeyen dedikodular, kıskançlıklar, arzular, korkular, içten pazarlıklar, sıkıntılar, kaygılar hikayelerin ana temasıdır… Kitaba adını veren Veysel Çavuş ise oldukça etkileyici bir hikayedir… Okurken sık sık sözlüğe bakmaya gerek duysanız da samimi bir dille yazılmış hikayeler... İyi okumalar dilerim.
Veysel ÇavuşMemduh Şevket Esendal · Bilgi Yayınevi · 200849 okunma
7/10
·248 syf.··
2024 74. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2024 21:27
Veysel Çavuş”, Memduh Şevket Esendal’ın ilk hikâyesidir. Veysel Çavuş hikâyesi 1908’de yazılmış. Kitaptaki hikâyelerin bir kısmı da 1949 yılına ait. Memduh Şevket Esendal’ın 1952 yılında aramızdan ayrıldığını düşünürsek, Veysel Çavuş adlı hikâye kitabında yazarın acemilik döneminden ustalık dönemine uzanan çeşitli hikâyeler olduğunu söyleyebiliriz.
Türk Edebiyatı Klasikleri
Veysel ÇavuşMemduh Şevket Esendal · Bilgi Yayınevi · 200849 okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2025 36. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2025 22:00
Yine birbirinden bağımsız hikayelerden oluşan bir kitap. Gödeli Mehmet isimli kitabında olduğu gibi bu kitabında da romanımsı bir hikaye var. Hikaye kadar yüzeysel değil, roman kadar uzun değil. Konu olarak daha çok vatan sevgisi vurgusu olan hikayeler mevcut.
Veysel ÇavuşMemduh Şevket Esendal · Bilgi Yayınevi · 200849 okunma
7/10
·225 syf.··
Beğendi
·
2022 138. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2022 03:32
Askerliğini daha önce tamamlamış ve redife (yedek) ayrılmış Veysel çavuş harp kızışınca yeniden orduya çağrılır. Geride eşini, ailesini bırakır. Kitabın adını taşıyan bu öykü dahil yirmi dört adet birbirinden değerli öykülerin bulunduğu bir eser. Muzaffer adlı öykü oldukça uzun adeta kendi başına ayrı bir kitap gibi ama beğendiğim öyküler içerisinde ilk sıralardadır. Günlük hayatın sıradan olayları ve durumları üzerine yazılmış öykücüklerden seçkiler.
Veysel ÇavuşMemduh Şevket Esendal · Bilgi Yayınevi · 200849 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Memduh Şevket EsendalYazar · 25 kitap
Türk edebiyatının tanınmış bir öykü yazarı olan Esendal edebiyatçılığının yanı sıra Tahran, Bakü ve Kabil'de büyükelçilik, TBMM'de dört dönem milletvekilliği, 1941-1945 yılları arasında CHP Genel Sekreterliği yapmış olan diplomat ve siyasetçidir. En çok bilinen eseri 1934 yılında yayımlanan Ayaşlı ile Kiracıları adlı romanıdır. 1883 yılında Çorlu’da dünyaya geldi. Babası Mehmet Şevket Bey, annesi Emine Şadiye Hanım’dır. Varlıklı bir çiftçi ailesinin 3 oğlundan ikincisi idi. Edirne Lisesi'nde eğitim görmüştür. Savaş ve göçler yüzünden çocukluğunda düzenli bir eğitim görme fırsatı olmadı; kendi kendisini yetiştirerek Arapça, Farsça, Fransızca öğrendi. Ailesi Balkan Savaşı ve Bulgar baskınları nedeniyle çiftliklerini bırakıp İstanbul’a göç etmişti; savaştan sonra tekrar Çorlu’ya dönüldüyse de I. Dünya Savaşı’nın başlaması ile ailesi ile tekrar İstanbul’a geldi. Ailesi tüm mal varlığını kaybettiği için geçim sıkıntısı çekerek büyüdü. 1907’de babasının ölümü üzerine ailesinin geçimini üstlendi ve memuriyete başladı. 1908’de dayısının kızı Ayşe Faide Hanım ile evlenen Memduh Şevket Bey’in bu evlilikten Mehmet (1912), Ahmet (1915) ve Emine (1923) adlı üç çocuğu dünyaya geldi. 1906’da İttihat ve Terakki Cemiyetine üye oldu. Fırka’ya girişi Kara Kemal önderliğinde oldu. Başlangıçta ücretli bir eleman olarak cemiyette yer alırken sonradan ittihatçılığı benimsedi. Cemiyet içinde oluşan “mesleki temsilciler” grubunda Kara Kemal ve Ali İhsan (İloğlu) ile birlikte yer aldı. Esnaf Odaları Mümessilliği, Anadolu Vilayetleri Müfettişliği gibi görevler üstlendi. Müfettişlik görevi sayesinde Anadolu’yu gezme, Anadolu insanını tanıma fırsatı buldu. I. Dünya Savaşı yıllarında İstanbul’daki beslenme sorunu ile ilgili olarak görevler aldı. Teşkilat-ı Mahsusa adlı gizli birlik bünyesinde I. Dünya Savaşı’na katılmasına karar verilince İstanbul’dan ayrıldı. 1915’te cemiyetin Ankara temsilcisi oldu. İşgalci İngiliz kuvvetlerinin İstanbul’daki İttihat ve Terakki merkez binasını bastıkları 13 Kasım 1918 günü orada bulunan Memduh Şevket, kaçmayı başardı. İstanbul hükûmeti tarafından kovuşturmaya uğrayıp takip edildiği için İstanbul’un değişik yerlerinde ve İtalya’da bir süre saklandı. 1920’de işgale karşı ulusal direnişin lideri Mustafa Kemal’in çağrısı üzerine Ankara’ya gitti. 1921’de Ankara’daki millî hükûmetin ilk yurt dışı temsilciliğini açtığı Bakü’ye "orta elçi" olarak gönderildi. Görevi, öncelikle Kafkaslar'da ve Rusya içlerinde I. Dünya Savaşı'ndan kalma Türk esirlerinin Anadolu'ya getirilmesi ve silah, cephane nakliyatı idi. Bakü’deki Türk esirlerin yurda dönmeleri konusunda büyük emek sarf etti. Rusya’da seferberlik ilanından sonra Azerbaycan’daki Türk tebaanın Ruslar tarafından askere almasını önledi. Mayıs 1922’de Azerbaycan’da Arap alfabesinden Latin alfabesine dönme girişimi olduğunda bu süreci yakından takip etti ve konu hakkında Ankara’ya rapor yazdı. 1924 yılında Rusya’nın bağımsız Azerbaycan Devleti’ne son vermesi üzerine Bakü’deki Türk temsilciliği kapandı ve Memduh Şevket Bey yurda döndü. 1925 yılında yurda döndüğünde Mekteb-i Sultani ve Kabataş Lisesi‘nde coğrafya öğretmeni olarak atandı. O sene eski ittihatçı arkadaşları ile birlikte “Meslek" adlı bir haftalık siyasi gazete çıkardı. Amaç, mesleki temsilcilik düşüncesini Cumhuriyet dönemi Türkiyesi’ne taşımaktı. Memduh Şevket Bey’in ilk öyküleri Meslek gazetesinde yayınlandı. Aynı gazetede Miras adlı romanı tefrika edildi. Hayatı boyunca resim yapmayı da hep sürdürmüş olan Memduh Şevket Bey, bu gazetede resim ve karikatürler de yayımlamış ve bazı karikatürleri yüzünden kovuşturmaya uğramıştır. Yayın, iktidar tarafından hoş karşılanmamış ve kapatılmıştır. Memduh Şevket Bey, 1925 yılının sonunda yeniden yurt dışında elçilik ile görevlendirildi ve Tahran’a elçi atandı. İki devlet arasında istenmeyen olayların meydana geldiği gerekçesiyle (Ağrı isyanı sırasında Türk ordusunu İran topraklarına girmesi) 1930 yılında Tahran elçiliğinden istifa etti. Tahran’dan döndükten sonra Mustafa Kemal’in emri ile CHP Merkez İdare Heyeti’ne alınan Memduh Şevket Bey, 1931-1933 yılları arasında Elazığ milletvekili olarak TBMM’de yer aldı. 1932’de ilk Türk Dil Kurultayı’na Elazığ milletvekili olarak katıldı. Kabil büyükelçiliğine atanması nedeniyle 1933’te milletvekilliğinden istifa etti. 1933-1941 arasında Kabil Büyükelçiliği görevlerinde bulundu. Komünist rejim baskısından kaçıp Afganistan’a sığınmış Türkmen çocukların Türkiye’ye gönderilip eğitim görmelerini sağladı. II. Dünya Savaşı’nda ülkenin Alman-İtalyan nüfuzuna girmesini engelleyip Sadabat Paktı’nda yer almasını sağlamada rol aldı. Daha önce Vakit gazetesinde tefrika ettiği Ayaşlı ile Kiracıları adlı romanını Kabil elçisi olduğu dönemde, 1934 yılında yayımladı. Bu, onun kitap olarak yayımlanan ilk romanıdır. Soyadı Kanunu çıktığında kendisine Esendal soyadını İsmet İnönü verdi. 1941’de kendi isteğiyle Kabil’deki görevinden ayrıldı. Kabil’den yurda dönüşünde hayatını kaybeden Bilecik milletvekili Salih Bozok’un yerine meclise girdi. VI., VII., VIII. Dönem TBMM’de Bilecik milletvekili olarak yer aldı. Dördüncü Türk Dil Kurultayı’na Bilecik milletvekili sıfatı ile katıldı. 1942-1945 yılları arasında CHP Genel Sekreterliği görevini üstlendi. Partinin gençleşmesi için uğraştı ve 35’ler Hareketi’nin gelişmesine destek oldu. 1945 yılında, Genel Sekreterlik görevinden kendi isteğiyle ayrıldı. Genel Sekreterlik görevini bıraktıktan sonra sadece edebiyatla ilgilendi ve yapıtlarını derleyip kitaplaştırmakla uğraştı. Öyküleri, Sanat ve Edebiyat, Seçilmiş Hikâyeler, Ulus, Ülkü, Hisar, Pazar Postası, Türk Dili gibi gazete ve dergilerde yayınlandı. Siyasetçi ve edebiyatçı kimliklerini ayrı tutmak için yazılarında M.Ş.E, Mustafa Memduh, Mustafa Yalınkat, M. Oğulcuk, İstemenoğlu gibi takma isimler kullandı. Yaşamının yalnızca dokuz yılında (1923-1926, 1946-1952) ciddi biçimde edebiyatla uğraşmasına rağmen Türk öykücülüğünün önemli bir ismi oldu. Durum hikâyeciliğinin Türk edebiyatındaki temsilcisidir. Yazdığı öykülerin sayısı 224'ü bulur. En çok bilinen eseri 1934 yılında yayımlanan Ayaşlı ile Kiracıları adlı romanıdır. Esendal, beyin kanaması sonucu 16 Mayıs 1952 gecesi Ankara’da hayatını kaybetti. Cenazesi Ankara Cebeci Mezarlığı’na defnedildi. Esendal’ın anılarını yazdığı ve ölümünden 30 yıl sonra yayımlanmasını istediği bilinmekle birlikte söz konusu hatıralar bulunamamıştır. Çocuklarına yazdığı mektuplar Oğullarıma Mektuplar (2003) ve Kızıma Mektuplar (2001) adı altında kitaplaştırılmıştır. Esendal'ın Türk Edebiyatı'na getirdiği en önemli yenilik, ele aldığı konuları büyük bir sadelikle işlemesidir. Bu konular yine sıradan insanların yaşamları etrafında gezinir. Öykücülüğe başladığı ilk yıllarda, dilde sadeleşmenin öncüsü olan Ömer Seyfettin'in izinden giden Esendal, ustalık dönemine eriştiğinde, hem Ömer Seyfettin'den, hem de kendi çağdaşlarından daha sade ve düzgün bir dille yazmıştır. Üslubunda Çehov'un etkileri açıkça görülür. Hatta bazı öyküleri Çehov'dan yapılmış uyarlamalardır. Ancak bu etki, yazım tarzı, dildeki sadelik, kişilerin seçilişi ile sınırlı kalır. Esendal, Çehov'un karamsar bakışını tekrarlamaz. Kendi deyişiyle insanlara yaşamak için ümit, kuvvet ve neşe veren yazılardan hoşlanır, insanları mutfak paçavrasına çeviren ve yeise düşüren yazılardan hoşlanmaz.