Yazar Osmanlı'yı Osmanlı yapan Yeniçerilerin hikâyesini belgesel havasında ve yer yer de sohbet tadında anlatmış diyebilirim.
Tarih sevenlerin zevkle okuyacağı, yeniçerilerin aktörü olduğu tarihi birçok olaya yer verilmiş.
Kitap Yeniçerilerle ilgili çok kapsamlı bir çalışma olmuş. Kapsamlı olsa da kitapta bahsi geçen olayların yeniçerilerle ilgili olmasına azami dikkat gösterilmiş. Ancak nadiren de olsa yazar af dileyerek konu dışına çıksa da bunlar kesinlikle sıkıcı ve uzun ayrıntılar değildi. Hatta kullandığı nazik üslup yer yer tebessüm ettirdi ve sohbet ediyormuş hissini fazlasıyla hissettirdi.
Kitapta sevdiğim unsurlardan biri de yazarın tarihi olayları(yeniçerilerin içinde olduğu) üstünkörü geçmemesi olmuş. Örneğin yakın zamanda okuduğum Abdülkadir Özcan'ın "IV. Murad: Şarkın Sultanı" kitabında Hafız Ahmed Paşa'nın sultanın önünde katledilmesi ve tarihi Sinanpaşa Köşkü ayak divanı gibi önemli olaylar üstünkörü geçistirilmişken yazar bu olayları ayrıntısıyla anlatmış. Bu ve buna benzer önemli olayların eş geçilmemesi ayrıntılı anlatılması hoşuma gitti.
Dikkatimi çeken bir diğer unsur da zaman zaman sosyal medyada gördüğüm "Tırnova cadıları" olayına da açıklık getirmesi. Spolier vermemek adına nasıl bir açıklama getirdiğinden bahsetmeyeceğim.
Yazarın dili, anlatımı, üslubu konusundan ise tarih ve tarihi roman okumaya alışkın ve seven biri olarak dili benim için akıcı ve anlaşılırdı. Ancak zaman zaman benim de ilk defa karşılaştığım kelimeler de mevcuttu. Bunun için kitabın sonunda yer alan sözlüğe zaman zaman başvurduğum oldu. Ancak bunlara rağmen dilini, anlatımını sevdim.
Kitabı iki günde bitirmemişsem bunun tek sebebi kitapta altı çizilecek çok fazla yeri işaretlemiş olmamdır.
Kitapta dikkatimi çeken bir diğer husus ise yazarın Şeyh Bedrettin İsyanı ile
Tarih kitaplarına toplum olarak genel bir ilgi azlığımız var.Maalesef bir Sabahattin Ali bir Stefan Zweig'in 10 da 1 i kadar okunmaz bir İlber Ortaylı,Halil İnalcık,Ahmet Şimşirgil...
Oysa geçmişini bilmeyen,tarihini tanımayan geleceği göremez.
Reşad Ekrem Koçu'yu da bu kitabıyla keşfettim diyebilirim.Kitapta Yeniçeri ocağının kimler tarafından ve niçin kurulduğundan,nasıl geliştiğine;Ocak teşkilatından,kışla hayatına kadar kısacası Osmanlının "güzide askeri" Yeniçeri ocağının kuruluşundan "şehir eşkıyası"na dönüp kaldırılışına kadar bütün tarihi içinde ele alınıyor.
Özellikle yeniçeri ihtillalerinin anlatıldığı kısımlar,zamanın görgü tanıkları ve "Naima" gibi müverrihlerden alıntı yapılarak son derece çarpıcı biçimde anlatılmış.Öyle ki okurken birçok yerde hayret ve dehşet içinde kalıyorsunuz..
Meraklılarına şiddetle tavsiye olunur!
Osmanlı tarihine dair bilgilerim lise tarih derslerinde öğrendiklerimle sınırlıdır ve bu kitap Osmanlı Devletine dair okuduğum ilk detaylı çalışma oldu.
Yeniçeriler’i okuyana kadar “ vaka, tahttan indirme, cülus bahşişi, yeniçeri ocağının kaldırılması” gibi kavramlar benim için tarih alanındaki teknik terimlerden ibaretti. Arka planında nasıl kanlı eylemlerin olduğunu, ne çok yolsuzluğun döndüğünü, ne çok kan döküldüğünü okudukça kanım dondu. Bu eser bende Osmanlı tarihine dair inanılmaz bir merak uyandırdı ve böylece yeni bir ilgi alanının kapılarını aralamış oldum.
İçerik olarak yazar Yeniçeri ocağının kuruluşundan kaldırılışına kadar ocağa dair yaşanan hadiselere, yeniçerilerin karıştıkları veya giriştikleri kötü işlere değinmiş. Ocak içerisindeki hiyerarşik düzen, askerlerin hangi koşullarda devşirildiği, nasıl yetiştirildikleri ele alınmış. Devamında ocağın adım adım nasıl yozlaştığı, yeniçerilerin nasıl birer şehir eşkıyasına dönüştükleri ilginç hadiseler eşliğinde anlatılmış.
Dili gayet sade ve anlatım akıcı. Osmalı tarihine ilgi duyan herkesin severek okuyacağına eminim.
YeniçerilerReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 2015357 okunma
Bir zamanlar dünyayı titreten, deli rüzgarların kamçısı altında kabarmış, köpürmüş denizin falezlere en sert vuruşu gibi, her biri ejderha misali ve her biri sultanına canını vermiş son zamanlarında sultanlarının canını alanlara ses çıkarmamış, iyisiyle ve kötüsüyle bir imparatorluğun temel taşlarından bir oluşum; YENİÇERİLER.. Bir tarafta tek başına 600 kişiyi demir oklarına gark eden, zağlı kılıcını küffarın kanıyla ıslatan Yahya Ağa, bir tarafta Musul, Kerkük ve Irak diyarını altın tepside İran’a sunan Bekir Subaşı..
Osmanoğlu’nun demir pençesi dünyanın korkusu olan son zamanlarda sadece Osmanoğlu’nun kabusu olan ve bu durumu ise objektif bir bakış açısıyla ve taassup gütmeden anlatan bir kitap..Tarihimizi ve İmparatorluğu anlamak için güzel bir bakış açısı sunuyor. Kesinlikle tavsiye ederim.
YeniçerilerReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 2015357 okunma
Bir devletin gücünün en büyük sermayesi genç nufüstur. I. Murad Hüdavendigar Han döneminde vezir Çandarlının önderliğinde alınan eserlerden beşte birinin padişaha verilmesi kararlaşturılmış ve bu esir lerden sekiz ve on sekiz yaş aralığında gayri müslim çocuklardan yani devşirnelerden mürekkep bir ordu teşekkül etmiş bunun adına da yeni çeri diye adlandırılmıştır. Dünya harp tarihinde çok müstesna bir yeri olan büyük vurucu gücü tımarlı sipahiler ile birlikte oluşturmuşlardır. Her başlangıcın bir sonu olduğu hesabıyla İİ. Mahmud Han ile de son bulmuştur bu son buluşa da vakayi hayriye ( yani hayırlı vaka) diye adlandırılmış ve kanlı bir şekilde ocakları kapatılmıştır. Malum iktidarın olduğu her yerde askerin güç gösterisi olagelmiştir. Burada bu gücü hayra yani savaş meydanında kullanmak devletin bekası, güç gösterisinde bulunması, genişlemesi ve kendi güvenliğini koruması gibi tarafları yanında şer olarak kullanıldıkları tarafları yani şehzadelerin kullanılması, valide sultanların gücü ellerine geçirmek istemesi, sadrazamların güç istemesi ve rakiplerini ortadan kaldırması ve son olarak yeniçeri ağalarının güç istemesi gibi durumlarla karşı karşıya kalınması gibi pelit durumlar vuku bulmuştur. Siz nasılsanız yöneticileriniz de o şekilde olur hadis-i kutsi de belirtildiği üzere idarecilerin beceriksizlikleri yanlışları da beraberinde getirmiştir. Osmanlı Devleti'nin büyümesinde katkıları,faydaları, kahramanlıkları dillere destan olmuştur. Hakeza son dönemlerde yani kaptılmaya yakın da o kadar rezail, fuhşiyat, pespayelikleri ile de devletin itibarını ayaklar altına almasına sebep olmuşlardır. Her ne kadar bir töreye uygun olarak ocağın kurulması buna göre yaşatılması için çaba gösterilse de insanın olduğu yerde mutlaka hata ve yanlışlar da olacaktır. Bu kurulu düzeni
YeniçerilerReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 2015357 okunma
Yazar Osmanlı İmparatorluğu'nun gelişiminde büyük öneme sahip Yeniçerileri bu kitabında ayrıntılı bir şekilde tahlil ediyor. Ocağın ilk kurulduğu zamandan yok edildiği zamana kadar olan süreç okuru sıkmadan anlatılıyor.
Yazarın Osmanlı tarihinin kritik dönemlerini konu alan kitapları bulunmakta. Özellikle Fatih ve Kösem Sultan kitaplarını beğenerek okumuştum. Kösem Sultan romanı beni bu esere yöneltti. Kitapların en sevdiğim yönlerinden birisi de okuruna klavuzluk etmesi, okuru yeni maceralara yöneltmesidir. Kitap kurmaca olmamasına rağmen üslubuyla okura rahat bir hareket alanı bırakıyor. Bir anda kendinizi yeniçerilerin tarihi gelişimi içerisinde buluyorsunuz. Bu gelişimi hiç sıkılmadan takip ediyorsunuz. Yer yer yenicerilerin yaptıkları çok can sıksa da devlete kazandırdıklarıyla teselli buluyorsunuz.
Eser yeniçerilerin tarihine ışık tutmasının yanında Osmanlı İmparatorluğu'nundaki yozlaşmayı da gözler önüne seriyor. Ehliyet, liyakat ve adaletten uzaklaşan devletin yaşadığı savrulmalar ve içten içe oluşan çürüme hali okuru derinden sarsıyor.
YeniçerilerReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 2015357 okunma
.
Öncelikle eserin dili diğer Ekrem Koçu kitaplarında olduğu gibi harikulade. Kitap bizlere Yeniçeri ocağının nasıl kurulduğunu izah ederek başlıyor. Akabinde nasıl seçilip eğitildiklerini, kışla hayatlarını ocak yaşantılarını ve yapılarını öğreniyoruz. Şahsen bu kısımları okurken Osmanlı askeri yapısını çok daha iyi kavradığımı düşündüm.
İlerleyen sayfalarda ise sıra Yeniçeri isyanlarına geliyor. Kitapta bu kısma fazlasıyla yer ayrılmış. Bizler aheste bir şekilde askerlikten zorbalığa kayan yeniçerilerin nasıl bozulduğunu tafsilatıyla okuyoruz ve bu sayfaların akabinde Sultan III. Selim ve Sultan II. Mahmut'un yeniçeri ocağını kaldırmak için verdikleri mücadeleleri görüyoruz. Bu gayede muvaffakiyet Sultan II. Mahmut'a düşüyor. Kitap bizlere bu olayı da ayrıntıları ile anlattıktan sonra sona eriyor.
Velhasıl gerek dili gerek anlattıkları ile çok güzel bir kitap arkadaşlar. Tavsiye ediyorum.
Etimoloji İçerikli Youtube Sayfamıza Göz Atmak İçin ↓
youtube.com/channel/UCf5PEm...
Reşat Ekrem Koçu’nun “Yeniçeriler” kitabı, Osmanlı Devleti’nin en önemli askeri kurumlarından biri olan Yeniçeri Ocağı’nı tarihsel, sosyal ve kültürel yönleriyle anlatan kapsamlı bir araştırma eseridir. Koçu, sadece savaşları değil, Yeniçerilerin günlük hayatını, geleneklerini ve zamanla nasıl bozulduklarını da ele alır.
Kitabın Konusu
Kitap, Yeniçeri Ocağı’nın kuruluşundan kaldırılışına (1826 – Vak’a-i Hayriye) kadar geçen süreci anlatır. Yeniçerilerin nasıl yetiştirildiği, disiplinleri, Osmanlı’daki rolleri ve zaman içinde nasıl güç kazanıp devlet için bir tehdit hâline geldikleri detaylı şekilde açıklanır.
Kitaptski Ana Temalar
1. Kuruluş ve Disiplin
Yeniçeriler, Osmanlı’nın en disiplinli askerî birliklerinden biri olarak kurulmuştur. Devşirme sistemiyle küçük yaşta alınan çocuklar sıkı bir eğitimden geçirilir ve padişaha bağlı elit askerler hâline getirilirdi.
Başlangıçta devlete son derece sadık, düzenli ve güçlü bir yapıdadırlar.
2. Güç ve Ayrıcalık
Zamanla Yeniçeriler büyük ayrıcalıklar kazanır. Maaş alırlar, ticaret yapmaya başlarlar ve devlet yönetiminde söz sahibi olurlar. Bu durum onları sadece asker değil, aynı zamanda siyasi bir güç haline getirir.
3. Bozulma ve Disiplin Kaybı
Kitabın en önemli vurgularından biri, Yeniçeri Ocağı’nın zamanla bozulmasıdır.
Artık devşirme sistemi uygulanmaz, rüşvet ve torpil yaygınlaşır. Yeniçeriler askerlikten çok ticaretle ilgilenir ve disiplinlerini kaybeder.
4. İsyanlar ve Devlet Üzerindeki Etkileri
Yeniçeriler sık sık isyan eder ve padişahları bile tahttan indirecek kadar güçlü hâle gelirler. Bu durum Osmanlı Devleti’nin otoritesini zayıflatır.
5. Kaldırılış (Vak’a-i Hayriye)
II. Mahmud, devletin düzenini yeniden sağlamak için 1826’da Yeniçeri Ocağı’nı kaldırır. Bu olay Osmanlı tarihinde önemli bir dönüm
YeniçerilerReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 2015357 okunma
Reşad Ekrem Koçunun yeniçeri tarihini anlattığı bir hazinedir bu kitap. İnsanı alır yeniçeri yapar, kitabın içine sokar. Kitap bittiğinde insan uzun süre etkisinden çıkamaz. Okuyun okutturun.
Tarih ile ilgili kitap seçimine özellikle dikkat edilmesi gerektiğini düşünmüşümdür. Zira müverrih, kişisel görüş ve ideolojilerinden tümüyle sıyrılıp eserinde kendi düşüncesiyle çelişse dahi tamamen gerçekleri ortaya koymalıdır. Ne yazık ki, bunu her yazarın eserinde görmemiz mümkün olmayabiliyor. Reşad Ekrem Koçu, bu anlamda çok müstesna ve muteber bir müverrih. Eserlerinde anlattıklarını kaynak göstererek ve doğruluk analizinden titiz bir şekilde geçirerek yazmış. Ama her şeyden önce kalemi çok kıvrak, dili çok keyifli. Kanaatimce, tarihi konuları hiç sevmeyenler bile kitabını sıkılmadan okuyabilir.
Yeniçeriler kitabına gelince; bu zümreye mensup savaşçılar ve yaşamları her zaman ilgimi çekmiştir. Orduda padişahın yanında saf tutan, muhteşem zaferleri bizzat yaşayan bu silme güzellik ve cesaret timsali yiğitlerin zaman içerisinde nasıl imparatorluğun yüz karası olduklarını birkaç romanda da okumuş idim. Lakin gerçek kayıtlara dayanarak anlatılan anekdotlarla okumak gerçekten insanın tüylerini diken diken ediyor. 1K tarafından çok bilinmeyen bu yazarın mutlak surette okunması gerektiğini düşünüyor, herkese keyifli okumalar diliyorum.
YeniçerilerReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 2015357 okunma
Tarihi konularda yazdığı fıkra, roman, hikaye ve incelemeleriyle ve en önemli yapıtı İstanbul Ansiklopedisi'yle tanınmaktadır. 1905'te İstanbul'da doğan Koçu, Bursa Erkek Lisesi'ni ve İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü'nü 1931 tarihinde bitirdi. Aynı fakültede asistan oldu, ancak, 1933 Üniversite Reformunda hocası Ahmet Refik Altınay'la beraber üniversiteden ayrıldı. Alman, Kuleli, Pertevniyal ve Vefa liselerinde tarih öğretmenliği yaptı. Reşad Ekrem Koçu 6 Temmuz 1975'te İstanbul'da öldü.
Öğretmenliği sırasında Tarihten Sesler gibi çeşitli dergi ve gazetelerde şiir, hikaye ve çocuk romanları, Osmanlı döneminin ilginç olaylarını ve kişilerini öyküleştirdiği Forsa Halil (1962), Patrona Halil (1967), Erkek Kızlar (1962) ve Haşmetli Yosmalar (1962) gibi kitaplar yazdı. Evliya Çelebi Seyahatnamesinin (1943-1967, 6 cilt) bazı bölümlerini bugünkü dile aktardı. Türk Giyim, Kuşam ve Süsleme Sözlüğü (1967) ise alanında yapılmış ilk önemli çalışmadır. Reşad Ekrem Koçu'nun en önemli ve büyük yapıtı, İstanbul'u her yönüyle ayrıntılı biçimde anlatan İstanbul Ansiklopedisi olarak kabul edilir. Bu ansiklopedinin ilk baskısı 1944-1951 Aba-Bahadir Sokağı maddeleri ve ikinci baskısı 1958-1971 yayımlandı ve 11'inci ciltte 7076 sayfaya ulaşarak "Gökçınar" makalesinde yarım kaldı. Koçu'nun diğer kitapları arasında Osmanlı Padişahları (1960) ile Eski İstanbul'da Meyhaneler ve Meyhane Köçekleri (1947) ve 2 ciltlik Kösem Sultan sayılabilir.