“İmtihan ve çile, hepimizi saran gökkuşağıdır.”
Yitik Cennet, Sezai Karakoç’un şiiri düşünceyle, inancı tarih bilinciyle yoğurduğu metinlerden biridir. Kitap, yalnızca kaybedilmiş bir cennetin yasını tutmaz; insanın kendi özünden, hakikatten ve ilahi olanla kurduğu bağdan uzaklaşmasının izini sürer. Karakoç’un cenneti, bir mekândan çok bir bilinç hâlidir: Adem’le başlayan düşüş, modern insanla derinleşen bir kopuşa dönüşür.
Metin boyunca şair, Batı uygarlığının kurduğu dünyayı, ruhu dışlayan aklın egemenliğini ve kutsaldan arındırılmış hayatı sorgular. Buna karşılık Doğu’nun ve İslam medeniyetinin unutulmuş diriliş imkânlarını hatırlatır. Yitik olan cennet, aslında yeniden bulunabilecek bir hakikattir; yeter ki insan, kalbini ve hafızasını diri tutsun.
Yitik Cennet, bir ağıt olmaktan çok bir çağrıdır. Karakoç, okuyucuyu kaybın farkına varmaya, fakat orada oyalanmadan dirilişe yönelmeye davet eder. Şiirle düşünce arasında salınan bu eser, insanın hem iç dünyasına hem de medeniyet yürüyüşüne tutulmuş derin bir aynadır.