Yokuş Yukarı İstanbul

·
Okunma
·
Beğeni
·
378
Gösterim
Adı:
Yokuş Yukarı İstanbul
Yazar:
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059020886
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nota Bene Yayınları
"Gözüm ısırıyor bir yerlerden ikisini de, ama hafıza, mahalledeki Hafız amca gibi çatık kaşlı mendebur bir ihtiyar şimdi. Ser verip sır vermiyor. Alt dudağı sarkmış, masaya değiyor Hafız amcanın. Bir avuç erik için sopayı sırtımda kırıyor. Eriğin balı sızarak, ağzımın kenarından akan kana karışıyor. Hafız amcanın sakalından tutuyorum, ellerimdeki kan bulaşıyor ak sakalına. Kurtarıyor sonra sakalını avucumdan, soruyor, orak çekici nereden tanıyorum? Ters assak, hatırlar mısın? Ters dönüyor dünya. Göz hizamda ayakkabılar, kirden kararmış yer döşemesi, orak çekiç kemerle bağlanmış ayaklarımla göz göze. Ayaklarım da konuşmayacak, isteseler de konuşamazlar. Onlar görmedi poşeti kimlerin verdiğini, bense hatırlamıyorum. Tek suçum erik çalmak."
Evlerine arka sokaklardan gidenlerin öykülerini yazıyor Sibel Öz.
Beykoz'un kapısına kilit vurulmuş fabrikaları, Tarlabaşı'nın yokuşlu yolları, Taksim'in özgürleştiği on dört gün, Kandilli'deki fısıltılar, Boğaz'a bakan fesleğen kokulu teraslar dile geliyor, ete kemiğe bürünüyor yorgun İstanbul... Ve hatırlıyor hatırlamak istemediklerini de... Gayrettepe'deki işkenceleri, kentsel dönüşüm kıskacında çetelere boğdurulan mahalleleri ve mahalleli yiğit gençlerin katledilişini.
Bazı öykülerde susuyor İstanbul, katliamdan geçiyor sözcükler de, Suruç oluyor, Ankara oluyor...
112 syf.
·3 günde·8/10
Edebiyat, sadece yaşanmış ve bitmiş ya da yaşanılabilecek olaylardan olmasa gerek.  Edebiyat eserlerinin toplumsal hafızamız ve gerçeklikliklerimizle bağını koparması onları sadece eğlence ve oyalanma araçlarından ibaret kılar. Bizi biz eden şahit olduğumuz, yaşadığımız anlar ve mekanlarsa kendi gerçeklerimizi uzaklarda aramamıza ihtiyacımız neden olsun.

Yokuş Yukarı İstanbul, “Yarısı Gümüş” ve “Yarısı Köpük” başlıklı iki bölümde bulunan on iki öyküden oluşuyor. Yazar Sibel Öz, eserinde, gittikçe grileşen değişimin kıskacındaki İstanbul’u mekan olarak seçmiş ve burada bedel ödemiş insanların hayatlarından kesitler sunmuş.


Öyküler birbirinden bağımsız olsa da kitabın ana karakteri İstanbul’dur aslında. Toplumsal hafızamızda yer edinen güncel olaylar da eserde işlenmiş tabi; Gezi Parkı, Suruç, Ankara gar patlaması, Gayrettepe…

Not: Yazının devamı kitaptan özet içermektedir!

Pideci Hasan amcanın, Kandilli’de Hakkı beyin, otoban kenarında arabaların motor, egzoz, korna seslerinden sıyrılıp bir söğüdün gölgesinde kendi küçük dünyasını kurmak isteyen Halil ustanın İstanbul’u var kitaptaki öykülerde. Kerime ve Leman teyzelerin buz gibi gönüllerine düşen Cemre’nin,  hayatın balkonların ötesinde, dışarda, sokakta olduğunu hatırlatan sevgi dolu kalbi var.


Heyula gibi yükselen gökdelenlerin, TOKİ binalarının ve kentsel dönüşümün pençesindeki 1 Mayıs, Fikirtepe, Tarlabaşı, Armutlu ve isim bile verilmemiş numaralardan ibaret sokaklarıyla Gülsuyu gibi gecekondu mahallelerinin ayakta durma çabası çıkıyor önümüze.

Sırt çantasında küçükken sahip olduğu tek oyuncağını ihtiyacı olan başka bir çocuğa götürmek isterken Suruç’ta ölen Koray’ın ve iki buçuk yaşında işkenceye maruz kalan bir bebeği ve annesini bağırlarına basan mahkum kadınların hüznü duruyor.

Daha dün gibi yaşanan bir korkunç olayın izlerini insanların yüzünde arayıp da, hiçbir imare bulamamanın nasıl zincirleme bir şiddete yol açtığını suya, sabuna dokunarak işlemiş öykülerinde Sibel Öz.

Ve “Unutmamak adına yazmak zorundayız" diyor.
112 syf.
·7 günde·7/10
İstanbul'da kısa bir gezintiye çıkıyoruz bu öykülerle. Ama taşlı dikenli bir gezinti. Okurken yüzünüzde hafif karamsar bir tebessüm oluşuyor. Direnişin neden direniş olduğunu, hayatın içinde karmaşaya nasıl müdahil olduğunu anlıyorsunuz. Kafanızda soru işaretleri bırakıyor bir şeyleri sorgulamanız için. Kitaplarla kalın.
Eski şarkılar, sahi ne güzeldiler. Günümüz insanlarının tanımadığı bir huzur vardı o seslerde.
Sibel Öz
Sayfa 56 - NotaBene Yayınları
Bir şiir saklarsınız koynunuzda, usunuzda, çocuk aklınızla bile o şiirin kaderiniz olduğunu anlarsınız.
Sibel Öz
Sayfa 46 - NotaBene Yayınları
Bazen insanlar bir devrimin içine doğarlar, bir yasın bir isyanın. Öyle uzakta değil, evinizdedir ateş
Sibel Öz
Sayfa 43 - NotaBene Yayınları
Kafasında dün gece okuduğu kitaptan bir cümle dönüp duruyordu; " Hüzün insanın ana vatanıdır." Doğru muydu?
Sibel Öz
Sayfa 19 - NotaBene Yayınları
Şimdiki aklım olsa kızıma Ebru'ma gerçeklerin bile göreli olduğunu, bir insanın gerçeğinin diğerinin yalanı olabileceğini, bundan da yine kendinin sorumlu olduğunu, yalana inanmayı da nihayetinde bizim seçtiğimizi anlatırdım.
Sibel Öz
Sayfa 36 - NotaBene Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yokuş Yukarı İstanbul
Yazar:
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059020886
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nota Bene Yayınları
"Gözüm ısırıyor bir yerlerden ikisini de, ama hafıza, mahalledeki Hafız amca gibi çatık kaşlı mendebur bir ihtiyar şimdi. Ser verip sır vermiyor. Alt dudağı sarkmış, masaya değiyor Hafız amcanın. Bir avuç erik için sopayı sırtımda kırıyor. Eriğin balı sızarak, ağzımın kenarından akan kana karışıyor. Hafız amcanın sakalından tutuyorum, ellerimdeki kan bulaşıyor ak sakalına. Kurtarıyor sonra sakalını avucumdan, soruyor, orak çekici nereden tanıyorum? Ters assak, hatırlar mısın? Ters dönüyor dünya. Göz hizamda ayakkabılar, kirden kararmış yer döşemesi, orak çekiç kemerle bağlanmış ayaklarımla göz göze. Ayaklarım da konuşmayacak, isteseler de konuşamazlar. Onlar görmedi poşeti kimlerin verdiğini, bense hatırlamıyorum. Tek suçum erik çalmak."
Evlerine arka sokaklardan gidenlerin öykülerini yazıyor Sibel Öz.
Beykoz'un kapısına kilit vurulmuş fabrikaları, Tarlabaşı'nın yokuşlu yolları, Taksim'in özgürleştiği on dört gün, Kandilli'deki fısıltılar, Boğaz'a bakan fesleğen kokulu teraslar dile geliyor, ete kemiğe bürünüyor yorgun İstanbul... Ve hatırlıyor hatırlamak istemediklerini de... Gayrettepe'deki işkenceleri, kentsel dönüşüm kıskacında çetelere boğdurulan mahalleleri ve mahalleli yiğit gençlerin katledilişini.
Bazı öykülerde susuyor İstanbul, katliamdan geçiyor sözcükler de, Suruç oluyor, Ankara oluyor...

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Hediye Ateş
  • A.Rahman D.
  • Tubalasar
  • İki Kelam

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%33.3 (1)
7
%66.7 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0