KİTAPBUCH

KİTAPBUCH
@kitapbuch

KİTAPBUCH

, bir kitap okudu
8/10
·160 syf.··
2018 15. kitabı
Canan Karatay
8.4/10 · 1.471 okunma
Reklam
6/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2018 10. kitabı
Kitabın Yorumu Türk roman yazım tarihinde, gündelik hayata dair gerçek durumları anlatan ilk ve önemli yazarlardan olan Samipaşazade Sezai (Tanzimat yazarlarından/ Jöntürklerden); kendisini üne kavuşturan “Sergüzeşt“ adlı romanında/roman denemesinde; Kafkasya’dan esir olarak İstanbul’a getirilen genç bir kızın (Dilber) yaşadığı trajik esaret hayatını anlatır. Kitabın başında yer alan yazarın 1924 tarihli önsözü, edebiyat tarihi bakımından bir vesikadır. Okuduğumuz kitap, 1989’da basılan romanın işte bu ikinci baskısının sadeleştirilmiş halidir. Bu nedenle, cümleleri uzun ve tasvirleri detaylı da olsa, dili kolaylıkla anlaşılıyor. Romanda, Dilber’in; ucuz bir fiyata sahibesine satılması ve ilk sahibesinin yanında gördüğü zulüm, evden kaçışı, âşık olması, Mısır’a gidişi ve nihayet Nil’in girdaplarında ölümü konu edilir. Romanın ana temasının, “özgürlük ve insan onuru” olduğunu düşünüyorum. Yazar, önsözde; “En büyük eserler duyguyla değil, fikirle yazılır.” diyor. Romanda; geleneksellik – batılılaşma çekişmesi gibi fikri konuların yanında, yazarın diplomatik görevleri ve yurt dışı geçmişinin izleri de görülüyor. Yine o dönem de sahneye konan “Faust Tiyatrosu” gibi sanatsal bir faaliyete de vurgu yapılıyor. İlk roman denemelerinden olan “Sergüzeşt”te, yazarın anlatım tarzının günümüz romanlarından farkı daha ilk sayfalarda hissediliyor. Yazar; romanın akışı içinde, bazen romana adeta ara vererek okura açıklamalar da bulunuyor, hatta kendi hislerini de anlatıyor ve bazen doğrudan roman kahramanına samimi hitaplarda bulunarak onunla diyaloğa giriyor. İlk klasik romanlarımızdan sayılan bu romanı fazla eleştirmek belki haddimiz değil ama okuyunca; kitapta Türk Romanının ilk hallerini, bebeklik ve emekleme dönemini görüyor,
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bilge Kültür Sanat · 201656,4bin okunma
4/10
·208 syf.··
2018 9. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2018 00:00
Kitabın Yorumu İran asıllı felsefeci Daryush Shayegan’ın “Yaralı Bilinç” adlı kitabı; geleneksel (doğu) toplumların, moderniteye (batıya) yaklaşımlarındaki çarpıklıkların, felsefi ve teorik düzlemde ele alındığı bir denemedir. 1935 doğumlu olan ve bu yılın (2018) Mart ayında İran’da vefat eden yazar, Tahran üniversitesinde Hint dili ve felsefe dersleri verirken, 1979 İran Devrimi üzerine ülkesinden ayrılarak Paris’e yerleşmiş, 1991’de yine İran’a dönmüş ve Doğu-Batı medeniyetleri üzerine çalışmalarına ülkesinde devam etmiştir. Yazarın; kitaplarından ikisi “Yaralı Bilinç” ve “Melez Bilinç” isimleriyle Türkçeye çevrilmiştir. “Yaralı Bilinç”; ağır bir dile, soyut ve felsefi anlatım tarzına sahip, zor bir metindir. Uzun cümlelerle fakat etkileyici olarak anlatılan konular, okurdan batı düşünce tarihi ve felsefe alanlarında belirli bir alt yapı da istiyor. Yazar, kitabında; - En bariz özelliği eleştirel düşünme tarzı olan Batı medeniyetinin, modernliğin tek adresi olduğu, - Modernliğe ayak uyduramayan (İslam medeniyeti, İran, Hint, Çin veya batı dışı herhangi bir medeniyet) medeniyetlerin, batının yaşadığı tarihi süreci (aydınlanma çağını) yaşamadığını, bu nedenle; geri kalan medeniyetlerin batıyla ilişkilerinde her düzlemde (yaşam tarzı, teknoloji, eğitim, fikir, sanat, bilim vb.) kaçınılmaz olarak binlerce çarpıklık görüldüğü, - 200 yıllık batılılaşma gayretlerinin batının sadece teknolojisini veya gelişmiş imkânlarını hedeflemesi nedeniyle yüzeysel olduğu, - Modern olabilmek için; batının eleştirel aklı önceleyen mantığının, felsefesinin, fikirlerinin kabulü gerektiği, - Bütün bunlar için de; geleneksel inanç, fikir ve eylemlere yönelik radikal eleştirinin şart olduğu, tezlerini savunmaktadır.
Eğitim
Yaralı BilinçDaryush Shayegan · Metis Yayıncılık · 2017466 okunma
8/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2018 8. kitabı
Kitabın Yorumu Cumhuriyet döneminin önemli romancılarından Kemal Tahir’in en ünlü eseri olan “Devlet Ana”; Anadolu Selçukludan Osmanlı’ya geçiş aşamasındaki olayları anlatan tarihi bir romandır. Roman, Kayı Boyu’nun; Eskişehir – Söğüt bölgesindeki yaşam tarzını, daha batıya (İznik – İnegöl) hâkim olan Bizanslarla mücadelesini, Anadolu’nun diğer beylikleriyle ilişkilerini ve böylece Osmanlı’nın kuruluşuna giden adımları, 1290 yılındaki olaylar üzerinden anlatır. Romanlarında çok sayıda kişiye yer veren Kemal TAHİR, bu romanda da; Ertuğrul Bey, Osman ve Orhan Beyler, Şeyh Edebali, Akçakoca, Yunus Emre gibi tarihi şahsiyetleri ve Şövalye Lotus, Mavro, Cenevizli Tüccar vb. gibi birçok kişiyi olay örgüsüne dâhil etmiş. Bir Bizans şövalyesinin serüveniyle başlayıp, Türkmenlerle devam eden, Yunus Emre’yi konuşturan, Şeyh Edebali’yi anlatıp oradan Osman Gazinin evlenmesine geçen, Orhan Gazinin ilk gençlik çağlarındaki davranışlarını hayal edip anlatan Roman, oldukça fazla tarihi bilgi de veriyor. Ahilik teşkilatının törenleri, düğünler, evlenmeler, at ve ata verilen önem, eski ismi Keşiş Dağı olan Uludağ, Domaniç ve Söğüt’teki yaylak ve kışlak hayatı, bunlardan bir kısmı. Olaylar sırasında halkın gözünden yapılan karakter tahlilleri, aralara sıkıştırılmış özgün tespitler ve hiç saklanmadan açıklanan duygular, insanı bazen şaşırtıp güldürüyor, bazen de düşündürüyor. Bir tarih uzmanı olmadığım için; romandaki tespitlerin, gerçekten o dönemin insanlarının düşünce ve davranışlarını mı, yoksa yazarın “kuruluş” dönemi ile ilgili tasavvurlarını mı daha çok yansıttığını kestiremediğimi ifade etmeliyim. Her ne kadar; uzun tasvirler, detaylı anlatım ve araya giren durumlar bazen dikkati dağıtıp, konu bütünlüğünü kaybettirse de, yine de bu
Edebiyat
Devlet AnaKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20198,9bin okunma