Arzu Kapoglu

Arzu Kapoglu
@kitappyorumluyorum
eski bankacı,her daim okur, yazar
lisanslı İİBF uluslararası ilişkiler
İstanbul
150 okur puanı
Nisan 2022 tarihinde katıldı
Beyaz Kale
7/10
·156 syf.··
Beğendi
·
2023 17. kitabı
Osmanlıya esir düşen bir italyan genci ile ona çok benzeyen Hoca arasındaki bir yaşantı hikayesidir. ikizlerin yer değiştirmesi gerek filmlerde gerek kitaplarda çok sık rastlanan mevzuudur. Bizim kitabımızda bir aynalama konusunu dile getirmek anlamında birbirlerinin uzun yıllar etkileyerek artık birinin diğerine diğerinin ötekisine benzeşmesi durumudur. Tıpkı evli çiftler gibi. Uzun yıllar o İtalya daki hristiyanları düşünme biçimlerini çalışmalarını, astrolojiyi matematiği diğeri de müslümanlığı osmanlı daki herşeyi zaten orada yaşadığı için kendi de gözlemliyor etkiliyorlar birbirlerini. Gel zaman git zaman artık saraya birlikte gidiyorlar müneccimbaşılık bunlara kalıyor fakat hoca nında dediği gibi bizler ve sizler, bunlar onlar dediği batı ve doğunun benzerlikleri ve ayrıştıkları konulara yer veriyor. Öncelikle de ayna metaforunu irdelersek ''ben ben miyim?'' sorusu biz osmanlıların en çok sorduğudur derken bizim azat edilmeyi bekleyen dininden ödün vermeyen esirimiz de kendi ülkesinde içe bakmayı doğrulatan asLında ben kimim içeride kim var derler diye anlatıyor. Sıradan insanların bile evlerinin her yerinde ayna vardır oysa sizde uğursuzluk sayılır der. Hoca sık sık yabancıların düşünme şeklini beyinlerinin kıvrımlarını bile merak eder, esirin hikaye yazışlarına dudak burkarken sonra da özenir her şey de olduğu gibi taklit eder hoş hoca da bilgilidir ama ondan öğrendiklerini de belli etmez. Zaten ben biliyoruma getirir. Kitap boyunca doğu batı ikircikliğini görürüz, yine bir postmodern kurmacasında bir tarihsel masal okuyoruz.Zaman 17. yüzyıl, mekanlar ise paşanın evi, padişahın sarayı en çok da Haliç ebakan odaları olan köhne bakımsız Hoca nın evidir. En sonunda esir bir kitap yazıyor bu kitapta Hoca dan bahsediyor gittiğinden birbirlerinin yerine
Edebiyat & Roman
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202311,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2023 16. kitabı
Julian Barnes
7.6/10 · 3.552 okunma
Bir Son Duygusu
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2023 16. kitabı
Müthiş bir edebiyat şöleniydi benim için. Son zamanlarda okuduğum en lezzetli kitaplardan diyebilirim. Beni tanıyanlar bilir en sevdiğim kitaplarımı bile bilirler. Bu kısacık hikayede yerini aldı bende. Kesinlikle insana dair bir sorgulama. Yetmişli yaşlarına gelmiş bir adamın gençliğindeki arkadaşlarıyla olan ilişkileri ve ilk aşkıyla ilgili anlayamadığı şeyleri bir şekilde olaylar sonucu hatırlaması. Bunlarla yüzleşmek ve anlamadığı şeyleri olaylarla bir anlamda aydınlığa kavuşturmak için onlarla görüşmesi, yazışması. Ne mi oluyor çok zeki olan arkadaşı herkes o zeki akıllı diye uzaklaşıyor ve rekabet doğuyor aralarında, arkadaşlığının derecesi azalıyor ve ilk aşkının zoraki aşk yaşamasının baskısı ve aileyle tanıştırılması sonraki olaylar aslında olayları hep yanlış anlaması. daha sonraki olaylar da hep kafasında kurduğu gibi kalmış. Yani anılara da belleğe de o kadar güvenilmez ki o an ki anı bir anda gerçekten kopup bambaşka bir şeymiş gibi gözükebiliyor. Ama Marianna nın Adrian la birlikte olduğunu yıllarca düşünmüş sonrasında da akıl geriliği çocuğun onların olduğunu düşünmüştü. Geçmişten gelen sırlar onlar üniversiteye gittiğinde başlamış, ve fikir yürütmenin gerçeklerden ne kadar uzak olabileceğini, asıl olanın bilinseydi yaşamların da farklı gidebileceğini gösteriyor. Yanlış anlaşılmasın anlatıcımız Antony eşinden ve kızı Suzie ile yaşadıklarından bir gün bile pişman olmamış. Okuduğu bölümü de sevmiş, paralar kazanmış, dergilerde yazılar yazmış makalelere imza atmış. toplumda saygın bir kişilik olmuş, hala da öyle. Fakat gençlikte sanılan olayların sanıldığı gibi olmadığını öğrendiğinde şimdi bu gerçeklerle de yaşamanın ağırlığını yaşayacak sanıyorsunuz fakat o kapanmamış defterleri bir sona ulaştırmış fakat ağırlığı bitmiş midir orası muammadır. Çok güzeldi
Edebiyat
Bir Son DuygusuJulian Barnes · Ayrıntı Yayınları · 20213,552 okunma
Ülker Abla
5/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2023 15. kitabı
Seray Şahiner den okuduğum Bu ikinci kitap. Yazarın dili çok akıcı ve sade. Yer yer de komik. Fazlaca da zekilik var konuları anlatışında. Bazılarına göre konular çok klişe gelse de bizim toplum olarak kanayan yarasına değinmiş, kimse kusura bakmasın klişe diyemiyorum. çünkü gerçek çünkü hastalıklı bireyleri doğuran şiddet unsuru, bitirilemezse hala erkek egemen toplumumuz da sadece biz kadınlar için değil, çocuklarımızın da ileriki hayatları mahvolacaktır. Bu sebeple Ülker karakteri ile alkolik bir eşin sapıtıp dayak kötek bıçak kemiğe dayandığı yersiz kıskançlıklar, boşanıp sığınılacak ailenin olmayışı. ailede ki taciz olayları, babasının abilerin şiddetleri, kocanın şiddetiyle uğraşan yalnız bir kadının konu edildiği bir kitap. Kendine çareler ararken sığınma yerleri düğün salonları, bir hastane koridoru, bazen bir hastanın yatağı oluyor. Kadın oğlunun askere gitmesiyle kendince kocasından saklanıyor bulunmak istemiyor yer yer komik ve argo ağzıyla anlatmış hikayeyi. Bu kısacık hikayedeki temalar o kadar derin ki. kadın ve çocuk. erkek çocuk ve baba ilişkisi. kadının çocuğu için korkması, kendi canını onun için ötelemesi. önceliklerinin çocuğu için değişmesi. Bir de hayatın normal akışında fark etmediğimiz yeme içme bir kahve bile başka zaman evin dışında nasıl arandığı, hatta halıya basmayı bile insanın özleyeceğini aklımıza düşürüyor. Evlerimizin hep daha güzel konforlu nasıl oluruna bakarız, hep şikayet ederiz. zeytinin tuzu fazlaymış. kalorifer ısıtmıyor. duş yeterince tazyikli değilmiş gibi gibi. Fakat aslında evin içinden ziyade yaşayanların içinin kaliteli olması sakin dingin akılcı olması bireyleri asıl konfora ulaştırır. Evler fakir de olsa zengin de olsa şiddetin her türlüsü varsa, o ev ev olmaktan çıkar bir hapishaneye dönüşür. Hayatları eziyete
Edebiyat & Roman
Ülker AblaSeray Şahiner · Everest Yayınları · 20213,420 okunma