Altmışlı yıllarını süren boşanmış ve her biri kırklı yaşlarında olan üç çocuklu bir kadının çocukluk dramı. Torunlarıyla ve çocuklarıyla son derece tutarlı, diyaloğa açık ilişkilerinde özenli olan ana karakterimiz, kendi çekirdek ailesi ile ilgili çok sorunları olmuş, bir derginin yayın editörlüğünü yapan ayrıca edebiyat eleştirmenliği de yapan orta yaşlarında boşanmış ve sevgilisinden de ayrılan yalnız bir kadının hikayesi. Çocukken ruhuna sinmiş travmalara sebebiyle bu yaşlarda bile zaman zaman psikoloğa gitmesini zorunlu kılmıştır. Neydi bu acı belki de eylemin kendisinden çok, annesi tarafından görülmeyişi bir türlü yaşanan şeye son verilmesine neden olmaması idi. Büyüyünce dillendireceği zaman gelince annesinin en büyük korkusu erkeksiz kalmak ve etraf ne der olayıydı. Çocuğuma neler oluyor diyemeyen bana kalırsa da hasta ruhlu bir kadındı. Şimdi yıllar geçmiş bir miras olaylarıyla kardeşleriyle ve annesiyle olan bir yüzleşme bu. Kabul etmeyen bir anne fakat yine de torunlarıyla ve kızıyla ısrarla görüşmek istemesi. Yıllarca mecburen mesafelide olsa hem kardeşleriyle annesiyle babasıyla görüşmüş ama içindeki öfke, acı ,anlaşılamamanın verdiği mutsuzlukla uğraşmış durmuştur. Burada sıkıntılı durum iki kız kardeşi de anlamak duymak istemiyor babalarının da hakları olduğunu bir duyarsızlık,umursamama kitabı adeta, okurken sinir oluyorsunuz, üzülüyorsunuz, sonra yüzleşirken mücadelesine tanık olurken seviniyorsunuz. Miras kalan evlerin kendisine ve abisini biraz bertaraf ederek diğer kardeşlere, kızlara yani kayırılarak verilmesi annenin kurnazlığı diyorum çünkü kim benimleyse bizim kahrımızı kim çekiyorsa mallarımı ona veririm mantığını güdüyor fakat bizim mücadeleci kahramanımız kimseye hakkını bırakmıyor. Asıl sebep burada kesinlikle maddiyat değil, kardeş