Arzu Kapoglu

Arzu Kapoglu
@kitappyorumluyorum
eski bankacı,her daim okur, yazar
lisanslı İİBF uluslararası ilişkiler
İstanbul
150 okur puanı
Nisan 2022 tarihinde katıldı
#roman
9/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2022 20. kitabı
Bir kadın üç adam. hepsinin karakterlerinin farklı üç adam toplumun üç sınıfını temsil ediyor,Troy bir subay fakat patavatsız,bencil hovarda sadece maddi güce inanan biri,ve bizim Batsheba amcasından yüklü para ve büyük bir çiftlik miras kalmış ve güçlü sorumluluk sahibi genç ve güzel bir kadındır. kadına bakış açısının iyi olmadığı bir dönem romanıdır. bu saatte kadın tek başına nereye gider, yanındaki adamla uzun konuşmasa bari söylemlerinden anlıyoruz. kitapta özellikle kahyasını kovduktan sonra diğer işçilerle yola devam edeceğini açıkladıktan sonra işçilerin tepkisi oldukça şaşırtıcıydı. kadınların beceriksiz, belli başlı işleri yapabileceği vurgusu var. Güçlü kendine özgüveni olan bu kadın zaman zaman da tutarsız bir takım işler yapar fakat bedellerini de ağır öder. şakasına mektup yazdığı zengin çiftlik sahibi bu şakayı kaldıramaz ve aşık olur sürekli onunla evlenmek ister onu sıkıştırır. Kendide çok pişman olur yaptığına fakat adam sürekli zorlar onu. çiftliğinde bir de işlere bakan daha önce kendi koyunları olup bu işleri babasından öğrenen zamanında çiftlik de yönetmiş olan ve ona uzaktan sevgi besleyen Gabriel Oak tır. Fakat o subay olana tutulur biraz da bizdeki mahalle baskısına benzer toplumun kadına yüklediği evlilik rolünün etkisiylede Troy le evlenir. Kendi içsel kaygıları ve kadınca duygularının mantığı ile savaşımını roman da görürüz. Hava ve bitki örtüsüyle karakterlerin duygulanımlarınin ifade edilişlerine bayıldım. Bu da Thomas Hardy nin kaleminin ayrıcalığı olsa gerek. Dönem kitabı ve mekan çiftlik evi kilise,taşra,ingiliz kırsalları. Kitapta yalancılık ve sadakatin ,yanlış olanla doğrunun çatışması ve ne olursa olsun mantık devreye girebilse de sonunda olacak olan oluyor, ve burnumuzun dibinde ki gerçek sevginin kesfedilmesi zaman alabiliyor.
İnsan ve Toplum
Çılgın Kalabalıktan UzakThomas Hardy · Can Yayınları · 20184,385 okunma
Reklam
8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2022 19. kitabı
Haruki Murakami
7.4/10 · 7,1bin okunma
Roman
8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2022 19. kitabı
Murakami den harika bir eser daha. üç kişi arasındaki aşk,cinsellik kurgusunda yunanistan a uzanan bir kayboluşun hikayesi. kaybolan rus kozmonot sputnik gibi kendinin varoluşunu bulmaya çalışan sumire, kaybolmuştur. roman yazmaya çalışan ama bir türlü yazamayan,sumire myu denen bir iş kadınına aşık olmuştur. Myu nun eşiyle kopukluğu, dönme dolaba binip orada unutulması ve oradaki ilginç hikaye çok etkileyiciydi. Murakami den okuduğum bu yedinci eser, yazarın metaforlarına, o gerçekle ruya arasındaki kurgularına oldukça aşina biri olarak yine çok zevk alarak okudum. Sadece sonu biraz muğlak kalmış, bay k ya gelen gece yarısı telefondan sonra bir tümden bir yok oluş, sonu açık veya yarım bırakılmışlık hissi veriyor. Aslında üç ayrı hikaye anlatılıyormuş gibi, sumire, myu, edebiyat öğretmeni bay k. hepsinin hayatlarına öğrencilik üniversite hayatlarından aile konularından kesitler veriyor. Cinselliği özgürce romanlarında yaşatan murakami bu kitabında da eşcinsel ilişkiyi kendine özgü kalemiyle tüm doğallıyla sermiş biz okurlarına. Myu nun Sumire ye iş bulması onun yazabilmesi adına motive etmesi, bay k nın sumire ye aşık olması ve sumire nin yunanistan a gitmesine sessiz kalışı, ona açılamaması ve daha sonra birden bire adada kaybolmasıyla Myu nun tek arayacağı kişinin o olması aslında Myu nun da sumirenin aynı zamanda kitabın tek erkek kahramanına aşık olduğunu bildiğini anlıyoruz. Roman yazmak yaratıcılığı beslemek için kaybolmak mı gerekiyor?sorusunu getiriyor aklıma, kocaman bir boşluğa tüm önyargılardan uzakta ve yazdıklarının eleştirilmesinden duyulan korkuyu çekmemek için gitmek mi gerekli? Sadece kendi perspektifinden yazabilmek kendince yorumlamalarından utanmamak sebebiyle mi bu kaçış?Kim bilir belki de gereklidir bu kayboluş, insanın kendini bulabilmek için
Edebiyat
Sputnik SevgilimHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20167,1bin okunma
Satranç
9/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2022 18. kitabı
Stefan Zweıg, ın bir çok eserini okudum ve sık sık da okuma kulubümle de listemize girer kitapları, uzun novellaları. Dilinin sadeliği ama gerçekçiliği, vurucu çarpıcı metinlerle gönlümüze taht kurmuş bir yazardır. Satranç benim için ayrıca bir öneme sahiptir. Yazarın hayatını incelediğimde psiklolojik baskının da bir şiddet olduğunu ve hayli alt üst olunan yaşamlara sebep olduğu gerçeği sarsmıştı beni. Aynı satranç ustasının o tecrit edilmiş odada mecburen kendi kendine öğrendiği satrancı ve kendine karşı hamle yapması ve yine yeniden tekrar tekrar içsel bir savaşım içerisinde bulunması yapılan baskılardan kurtulmaktı belki de sebep,zihnini korumaktı başta iyi geldiği bile söylenilebilirdi, fakat işin aslı sonuçta öyle olmadı. Savaşların yıkıcılığına tanık etmiş hümanist bir yazar olan Zweig ın da tıpkı bizim CZENTOVİC gibi benliği parçalanmış dönem dönem bunalımlara girerek intiharlara kalkmıştır. Bireylerin benliğini yıkan ,parçalayan kaderleri değiştiren bu savaşlardan bıkan dönem yazarları ya intihar etmişler ya da akıl sağlıkları pek de yerinde olmadan yaşamaya devam etmişlerdir. Fakat bunlara rağmen bizlere güzel eserler verenlerde olmuşlardır. Rağmenlerle yaşama katılabilmiş olanlar, bence saygıyı çok hak ediyorlar. Bir gemide geçen olay bizim kahramanımızın beyazlar ve siyahlarla iki tane benlikle uğraşısına düşüyor aslında olay, zor çok zor. Yahudilerin Alman ss subaylarının yaptığı zulumler vatanlarından sürülmeleri sürekli onları yeni bir hayata mecbur bırakılmaları ,uzak diyarlara gidilse bile sürekli komutanlar aracılığı ile nereye giderseniz gidin yakalayacağız tehdidi ile deliye dönen sürekli huzursuz bir kitleyi anlamak, zweıg ın kitaplarında. Kısacık bir novella dan çok yazardan bahsettim ama varolmak sorunu yaşayan (doğal olarak)bu güzelim insan
Edebiyat
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,3bin okunma