mel

mel
@kitapseverbirotaku
entp klasik roman okumayı çok severim.
aşk kitaplarına yeni bir soluk
9/10
·264 syf.··
2025 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2025 22:39
Normal İnsanlar'da, herkesin birbirini tanıdığı bir kasabada aynı liseye giderken tanışan iki gencin zamana yayılan arkadaşlıklarını okuyoruz. Marianne, yer zaman fark etmeksizin fikirlerini belirtmekten çekinmeyen biri. Bu sebeple okulda pek sevildiği söylenemez. Connell ise tam tersi arkadaşları tarafından sevilen, sportif biri ancak içten içe anksiyete ile mücadele ediyor sosyal ortamlarda bulunması gerekse de aşırı sosyal bir insan olduğu söylenemez. Kitap Connell üzerinden nasıl anksiyeteyi işliyorsa Marianne üzerinden de zorbalığı buna artı olarak da ailedeki şiddetin yaşamın ileri safhalarındaki etkileri gibi birçok önemli konuyu işliyor. Connell, Marianne'e duyduğu gerçek hisleri sosyal çevresinde sevilmeme ve dışlanma korkusu sebebiyle gösteremiyor; kendini açıklamaya çalıştığındaysa işleri daha da batırıyor. Connell'ın yaşadığı anksiyeteyi gerçekten hissettim. Ne kadar hak vermek istesem de insan sevdiklerine sahip çıkmalı diye de düşünmüyor değilim. Marianne'in ait hissedemeyişi beni kitap boyunca epey üzdü, Connell da pek yardımcı olamıyordu bu konuda. Aidiyet hissini gereksiz insanlarda, gereksiz şekillerde çaresizce araması ve bu süreçte küçüklüğünden gelen değersizlik duygusunu ona zarar vererek pekiştiren insanlara tahammül etmesi, aidiyet duygusunu şiddet ve acı çekmekle bağdaştırması çok üzücüydü. Ancak Normal İnsanlar, aşk-gençlik kategorisindeki diğer tüm kitaplardan işte bu noktada ayrılıyor bence. Bu gibi sorunları diğerlerinin aksine ajitasyon yapmak için kullanmıyor: Bunlarla mücadele etmek ve birey olarak üstesinden gelmek mesajı veriliyor. Kimse kimseyi kurtarmıyor. Karakterlerimiz büyüyüp olgunlaşıyor. Ve son olarak değinmek istediğim bir diğer konu, yazarın yüksek farkındalığı. Günümüzde yazılan aşk hikayelerinin kaç tanesinde dünyadaki
Edebiyat
Normal İnsanlarSally Rooney · Can Yayınları · 20199,8bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
var ile yok arası, yoktur.
8/10
·210 syf.··
2025 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2025 11:23
Bir insan neden elindekinin değerini onu kaybedince anlar? Neden bir şeyler anca yitirilince değerli olur? Yapılan bazı hatalar geri alınamaz, silinemez, tesirleri yok edilemez. Ana karakterimiz Fugui'nin yaşamı da bu cümleler üzerine kurulu aslında. Fugui gençliğini doruklarda yaşayıp kendinden güçsüzlere eziyet ediyor, ailesini utandırıyor, hamile karısını aşağılıyor, kumara alışıyor ve bir gün zengin aile mirasını tamamen yiyip bitiyor. Gündelik hayatın aldanmalarına ulaşmasını sağlayan zengin ve refah yaşamı parmaklarından kayıp gidince de bir başına kaldığı ailesi ile daha fazla vakit geçirmek durumunda kalıyor. Yaşlı anne ve babası, hamile karısı, küçük kızı... Tüm bunlar aslında ne kadar bencil ve umarsızca yaşadığını, onları ne kadar küçük düşürüp aşağıladığını daha net bir şekilde anlamasını sağlıyor. Sefaletin yaşamlarına adım adım girmeye devam ettiği süre boyunca kendini tamamen ailesine veriyor, onları elinden geldiğince 'yaşatmak' için kendini seferber ediyor. Yaşam boyu yaptığımız seçimlerdeki hata payları bile belli bir seviyede lükstür. Bazı hatalar örtülebilir, saklanabilir ve ortadan tamamen kaybolabilir. Ancak herkes aynı hata paylarına sahip değildir. Fugui de yaptığı hataları biliyor, hiç yapmamamış olması gerektiğini de biliyor. Ancak bulunduğu zaman ve ülkesinin o zamanki mevcut konumu, hata kabul etmiyor. Ailesini içine sürüklediği bu sefil yaşamda Fugui'nin yaptığı hataların affı yok. Oldukça popüler bir eser olan "Yaşamak"ın aslında okuması kolay, içerik olarak zengin ve klasik kitaplara başlamak isteyenler için gayet uygun bir başlangıç kitabı olduğunu düşünüyorum. Adı her ne kadar yaşamak olsa da hayatta kalmak için, var olmak için, yok olup gitmemek için didinen çalışkan insanları okuyoruz bu kitapta. Hiçbir şey başladığı gibi
Edebiyat
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,7bin okunma
olağan dışı bir kadın, olağan dışı bir âşk...
8/10
·384 syf.··
2025 2. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2025 21:14
Betty Blue... Tabiatı tamamen farklı iki insanın nasıl da delice bir âşk yaşayabileceğini gösteriyor bize. Kadın hayata karşı nefret dolu, agresif, heyecanlı bir o kadar da kırılgan. Defalarca kez hayal kırıklığına uğramış olmasına rağmen ümit etmekten, hayatını değiştirmek, iyileştirmek için çabalamaktan vazgeçmeyen; dirayetli biri. Tüm dünya üzerine gelirken, onu köşeye sıkıştırıp varını yoğunu almak isterken, en dipte hissettiğinde bulduğu âşk; tekrardan ümit etmesine, hayata bağlanmasına ve çabalamasına sebep oluyor. Adamsa bir o kadar dingin, sessiz, sakin. Kapalı bir kutu gibi, Betty ne kadar açık ne kadar duyguluysa o bir o kadar çekingen. Umut etmiyor, umutlanmak istemiyor. Ancak Betty'nin hayatına girişi onun için bir dönüm noktası oluyor. Yaşamaya mecbur kaldığı hayatın onu ne kadar yorduğunu, kaçırdığı ve kaçırmakta olduğu fırsatları, aslında her şeyin daha iyi olabileceği ihtimalini Betty sayesinde fark ediyor. İşte bu şekilde birbirlerinde yeniden hayat buluyorlar. Betty Blue, hayatı için bir şeyler yapmak isteyenlerin kitabı. Kitaptaki basit bir âşk değil, acı veren ve değişim gerektiren bir gelişim süreci aynı zamanda. Sonucu nasıl olur bilemesek de kazanmak için çabalamak asla bir kayıp değildir. "Yaşam beni uyuşukluğa sürüklüyordu. O ise tam tersiydi. Ateş ve suyun birlikteliği, yitip gitmek için ideal bir birleşim." Betty Blue Philippe Djian
Edebiyat
Betty BluePhilippe Djian · Ayrıntı Yayınları · 2018591 okunma
vampir türünde devrim
7/10
·520 syf.··
2025 1. kitabı
·
111 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2025 00:00
Dracula... Vampir türü denince akla gelen o kitap, türünün en etkili eserlerinden biri. Sarımsaktan, kutsal ekmekten, haçtan uzak dururlar... Gün ışığına katlanamaz, geceleri ortaya çıkarlar. Bu gibi klişeleri hayatımıza yerleştiren Bram Stoker kitabı yazarken Osmanlı tarihinde de adından çokça söz ettirmiş eski Eflak Prensi Vlad Dracula (Kazıklı Voyvoda) ve pek çok Doğu Avrupa halk hikâyelerinden esinlenmiş. Akıcı bir eser olduğu söylenebilir. Gazete küpürleri ve karakterlerin günlükleri şeklinde bir anlatım mevcut. Kitap genel olarak gerici bir atmosferde seyrediyor ancak çok fazla korku öğesi içerdiğini düşünmüyorum. Belki de artık vampir denince herkesin aklında belli başlı klişeler oluştuğu içindir ama umduğum kadar korku, gerilim ve aksiyon yoktu. Sonu da çok hızlı bağlandı gibi oldu, detaylar üzerinde pek çok farklı açıdan yorum barındıran bir kitap için fazla aceleye getirilmiş, kitabın genel ağırlığına pek ayak uyduramamış olduğunu düşünüyorum Her şeye rağmen zamanına göre oldukça başarılı ve akıcı bir kitap. Kitabı okudukça önümüze çıkan vampir özelliklerinin günümüzde de aynı canlılığını koruması hatta klişeleşmesi kitabın yayımda olduğu tüm bu zaman boyunca toplum üzerinde nasıl bir etki oluşturduğunu gösteriyor. Bu bile kitabı kendi başına başarılı yapmaya yetecek bir şey bence. Bram Stoker Dracula
Edebiyat
DraculaBram Stoker · Can Yayınları · 20196,3bin okunma
Aşk nefrete ne yakınsın...
8/10
·408 syf.··
2024 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2024 00:00
Uğultulu Tepeler sıradan bir âşk romanı değil. Tek bir kategoriye sıkıştırılarak klişeleştirilmiş âşk kavramının gerçekleriyle yüzleşmemizi sağlayan "gerçek" bir kitap. Âşk; mutluluktur, huzurdur, sevgi ve saygıdır belki evet.. Fakat âşk aynı zamanda kırgınlıktır, kızgınlıktır, kıskançlık ve paylaşamamadır. Her şey kendi içinde az da olsa tezattır, iyiyi de kötüyü de barındırır, hangisine ne kadar yakınlaşılacağı ise çok ince çizgilerle belirlenir. Kitap boyunca da karakterlerin git-gellerini, duygu ve düşüncelerindeki anlık değişimleri okuyoruz. Saf ve yoğun bir sevgi çok ufacık bir anda, belki görece önemsiz sayılabilecek tesadüfi bir olayla yerini nefrete bırakabileceği gibi daha önce tanımadığımız herhangi biri, ansızın hayatımızda büyük bir yer kaplayabiliyor. Günlük yaşantıdaki bu ince çizgiler, kitaba çok güzel yedirilmiş. Bu da benim gözümde kitabın anlatığı olay ve duyguları daha gerçekçi yapıyor. Kitabın ana karakteri Heathcliff'te birçok farklı duyguyu görebiliriz. Duyguların, düşüncelerin arasındaki o belli belirsiz, incecik çizgiyi en çok onda hissediyoruz. Geçmişi olmayan adam... Adı, soyadı yok; anne ve babası bilinmediği gibi yaşı da meçhul. Tezat bu ya; sevgi nedir bilmeyen, küçük yaşta büyümeye zorlanan bir adamda âşkın en saf hâlini görüyoruz. Âşkı için kendini feda etme imkânı olsa asla çekinmeyecek, yürekli, cesur biri Heathcliff. Sevdiği, değer verdiği her şeyi tek kalemde silebilecek kadar da gururlu, kindar aynı zamanda. Tezatlıklar işte... Catherine'e duyduğu bu ölümsüz âşk; içini doldurup taşıran nefretinin, didinmelerinin, gururunun, mutluluğunun... aslında yaşadığı-yaşattığı her şeyin esas sebebi. Saf ve temiz bir çocukluk âşkının, böylesine tutku ve sancı dolu bir nefret yumağına dönmesi ve yalnızca ikisini değil; çevrelerindeki her
Edebiyat
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202558bin okunma