Rezan Farqîn

Rezan Farqîn
@kitapsizadam
Yasaklanmış bir ülkedir gözlerin, Geçit vermez yerleşik sevdalara
"İNSAN KONUŞURKEN'DE GÜZEL OLABİLİR."
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Türkiye’de ucuz birşey söyleyin.
Alıntı
Rojin için Adalet
Rojin’in adı, artık sadece bir isim değil; adaletsizliğin sessizliğinde yankılanan bir çığlıktır. Bir halkın yüreğinde, her gün biraz daha derinleşen bir yaradır. Biz Kürtler, tarih boyunca nice Rojin’leri toprağa verdik; kimi bir merminin gölgesinde, kimi bir mahkeme duvarının arkasında kayboldu. Ama her biri, bu halkın vicdanında yaşamaya devam ediyor. Rojin için adalet istemek, yalnızca bir kişinin hakkını aramak değildir. Bu, varlığımızı, onurumuzu, insanlığımızı savunmaktır. Çünkü bir yerde bir Rojin haksızlığa uğruyorsa, orada bütün bir halkın kalbi kanar. Bizim adalet arayışımız, sadece mahkeme salonlarına sığmaz; dağların sessizliğinde, sokakların yankısında, anaların gözyaşında büyür. Rojin’in adıyla birlikte adaletin sesi yükselmelidir. Zira adalet, bir halkın nefesidir. Nefesimiz kesilirse, hayat da susar. Ama biz susmayacağız. Çünkü biliyoruz ki, Rojin’in hakkı bizim hakkımızdır. Onun gözlerindeki umut, özgür bir sabahın habercisidir. Rojin için adalet, Kürdistan için adalettir. Ve bir gün mutlaka, bu topraklarda güneş yalnızca doğudan değil, adaletten de doğacak.
Denge kurdî
Hiçbir şey düşündüğüm gibi olmadı…
Hiçbir şey düşündüğüm gibi olmadı… Ne umutlar yeşerdi, ne de gökyüzü eskisi gibi mavi kaldı. İnsan dediğin, bir zamanlar yürek taşıyan bir varlıktı; şimdi çıkarın, korkunun, suskunluğun gölgesinde şekilsiz bir suret. Her gün biraz daha eksiliyor insanlık, biraz daha soğuyor kalpler. Bir sel gibi akıyor yalanlar; kimse gerçeğin sesini duymak istemiyor artık. Bir Kürdün kaleminden yazıyorum: Biz doğduk direnmeye, doğduk sevmeyi bilmeye, toprağın kokusundan insanlığın özünü duymaya. Ama dünya değişti, insanlık unuttu, vicdanlar tükendi. Kardeşlik bir masal, dostluk bir çıkar pazarlığı oldu. Bize düşen yine susmak değil, yazmaktır. Çünkü kelam hala özgürdür, kelam hala bir halkın onurudur. Belki bir gün yeni bir dünya doğar; kirinden, pasından, yalanlarından arınmış bir dünya… Orada kimse kimliğinden utanmaz, kimse dilinden korkmaz. Bir çocuk “ez kurdım” dediğinde alkışlanır, susturulmaz. Bir ana, oğlunu dağlara uğurladığında ağlamaz, çünkü bilir ki özgürlük bir gün geri dönecek, bir dağ çiçeği gibi kokacak her sokağa. Yeni bir hayat… Doğar rojava'da evet, belki o değiştirir bu yapışkan karanlığı. Belki bir gün insanlar yeniden insan kalmayı düşünür. O gün geldiğinde, kalemim susacak elbet ki Bende bir gün severim insanları Çünkü o zaman, her söz zaten yürekte yankılanacak. Ama o zamana kadar, ben yazacağım bir Kürdün kaleminden, acıdan yoğrulmuş, umutla yıkanmış cümlelerle.
Güneşe Sevdalı Çocuklar
“Hoşçakal İki Gözüm” – Ahmet Kaya’nın Kaleminden
Hoşçakal iki gözüm… Hoşçakal halkım… Hoşçakal bu memleketin taşına, toprağına, Karanlıkta bile umut arayan yürekli insanlarına… Ben gidiyorum, ama bil ki bu yürek kalıyor burada. Karanlığın üstüne yürüyenlerin yanında, Ekmek kavgasında, özgürlük türküsünde, Bir çocuğun gözlerindeki ışıkta kalıyor. Bir zamanlar bu topraklarda türkü söylerdik, Korkmadan, susmadan, dimdik durarak. Bir yanımız dağlarda üşürdü, Bir yanımız meydanlarda yanardı. Ama hiçbir zaman teslim olmadık. Çünkü biz biliyorduk: Bir gün mutlaka, bu topraklar özgürlüğün kokusunu duyacak! Hoşçakal memleket hasretiyle tutuşanlar, Hoşçakal yurtsever halkım… Siz, umudun en güzel yüzüsünüz. Bir gül gibi açarsınız karanlığın ortasında, Bir çocuğun gülüşü kadar temiz, Bir mahkûmun duası kadar içtensiniz. Ben gidiyorum belki, Ama şarkılarımı yasaklayamazlar, Benim sesim susturulsa da, Halkın sesi susmaz! Bir gün, bir sabah ansızın,