Rezan Farqîn

Rezan Farqîn
@kitapsizadam
Yasaklanmış bir ülkedir gözlerin, Geçit vermez yerleşik sevdalara
“Bir Vekilin Yükü” – Selahattin Demirtaş Kaleminden
Bir milletvekili, sadece partisine biat eden bir memur değildir. O, halkın iradesini sırtında taşır. Unutmayın, bir vekil yalnızca kendi partisine değil, seksen altı bin insanın derdine, yoksulluğuna, adaletsizliğine karşı sorumludur. O koltuk, kimsenin babasının malı değildir. O koltuk, halkın alın teriyle, oyuyla, inancıyla kazanılmış bir emanettir. Bir vekil, halkın sesini susturamaz; tam tersine, susturulan seslerin gürleşmiş halidir. O yüzden vekil dediğin, saraya değil sokağa kulak verir. Makam aracının camından değil, yoksulun sofrasından bakar ülkesine. Eğer bir vekil, adaletsizliğe sessiz kalıyorsa, o vekil artık halkın değil, zulmün temsilcisidir. Unutmayın, bir vekil sadece kendi partisinin sloganını değil, halkın çığlığını taşır. Köyde suyu akmayanın da, şehirde çocuğu işsiz kalan annenin de vekilidir. Bir vekil, halkın yükünü taşıyamıyorsa o koltuk ona haramdır. Ben diyorum ki; Bir vekil, halkın yüzüne bakamıyorsa, o koltuktan kalkmalıdır. Çünkü bir vekil, sadece seçildiği gün değil, her gün yeniden seçilmelidir halkın vicdanında. Selahattin Demirtaş
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Coğrafya kaderdir
“Coğrafya kaderdir” derken, sadece toprak parçasından değil, o toprağın insanın ruhuna işlediği acıdan, sevinçten, yasaktan ve umuttan söz ediyoruz. Bizim kaderimiz, sınır çizgileriyle bölünmüş bir coğrafyanın ortasında doğmak değil; bu coğrafyada dimdik durabilmek, kimliğini inkâr ettirmeden yaşamak, dilini yasaklara rağmen konuşabilmektir. Bu topraklarda doğan her çocuk, daha ilk nefesinde tarihin yükünü taşır. Bir tarafı dağ, bir tarafı yas, bir tarafı umut olur. Ama bilinsin ki, kader denen şey teslimiyet değildir; direnmenin, var olmanın başka bir adıdır. Bizim kaderimiz, zincirleri kırmak, suskunluğa başkaldırmaktır. Ben bu coğrafyada doğdum, bu halkın türküsünü dinledim, acısını yüreğimde taşıdım. Bu yüzden kaderim sandıkları şey, aslında seçtiğim yoldur: Adaletin, eşitliğin, kardeşliğin yolu. Çünkü biz, kaderimize boyun eğenlerden değiliz; kaderi yeniden yazanlardanız. Bir gün gelecek, bu coğrafya sadece acının değil, umudun da kaderi olacak. Ve o gün, çocuklar “coğrafya kaderdir” denildiğinde başlarını eğmeyecek; gururla, onurla diyecekler ki: “Evet, coğrafya kaderdir. Ama biz kaderimizi özgürlükle yeniden yazdık.” ✊
Güneşe Sevdalı Çocuklar
Geçiyor Zaman...
Bir bakıyorsun, çocukluğunun tozlu sokaklarında yankılanan kahkahaların yerini susturulmuş cümleler almış. Bir bakıyorsun, omzuna dokunan eller birer birer uzaklaşmış, dostlukların rengi solmuş. Zaman, ince ince işler insanın yüreğini; her saniye bir hatıra, her dakika bir sınavdır. Ama ne olursa olsun, insan unutmamalı: en değerli hazinesi, yaşadığı andır. Kıymetini bilin dostlar; Bir kahkahanın, bir sarılmanın, bir selamın… Çünkü gün gelir, demir parmaklıkların ardında bir anıya dönüşür hepsi. Bir bardak çayın buharında, bir mektubun satırlarında, bir fotoğrafın köşesinde saklanır geçmişin kokusu. Ve o zaman anlarsın: özgürlük yalnızca dışarıda yürümek değildir, yüreğinde umut taşıyabilmektir. Zaman geçer, insan değişir; ama hakikat değişmez. Bir halkın onuru, bir annenin duası, bir çocuğun gülüşü kadar temizdir umut. Bu yüzden ne öfkeni yitir, ne sevdanı. Çünkü geçiyor zaman, ama adaletin ve umudun zamanı hiç geçmeyecek. Unutma; Demir paslanır, taş aşınır, ama direnen insan eskimez. Yaşam dediğin, nefes aldığın sürece mücadele etmektir. Ve bir gün bu zaman da geçecek, Geriye sadece yüreğimizde bıraktığımız iz kalacak. Rezan Farqîn
Selahattin Demirtaş, Cezaevi Defteri’nden
“Benim bir anam var… Elleri nasır, yüreği dua kokar. Cenneti verseler, onun bir gülüşüne değişmem. Çünkü cennet, onun sesinde gizlidir zaten. Demir parmaklıkların ardından bile, her sabah onun nefesiyle uyanır yüreğim. Bir mendil bırakmıştı bana, gözyaşlarıyla yıkanmış, sabırla koklanmış… Der ki: ‘Oğlum, güçlü ol, zulüm geçer.’ Ben de her mektubumda onun ellerini öperim, her satırımda onun adını fısıldarım. Benim anam var… Cenneti değil, dünyayı yakarım onun saçının bir teline dokunurlarsa.”
Selehattin Demirtaş'a özgürlük