Rezan Farqîn

Rezan Farqîn
@kitapsizadam
Yasaklanmış bir ülkedir gözlerin, Geçit vermez yerleşik sevdalara
Hayat bazen seçim hakkı vermez insana maalesef... Bazı hikâyeler yarım kalır, bazı yaralar hiç kapanmaz. Ama yine de yürürsün; Çünkü hayat, istediğin gibi değil, yaşanması gerektiği gibi yaşanır...
Reklam
Silahı yoktu ama beni nerden vuracağını biliyordu..
Ölüm gibiydi aşk… Sessiz geldi, derin kaldı, İnsanın içindeki bütün şehirleri bir gecede yakan o görünmez savaş gibiydi. Ne kaçabildik ondan, ne de tam anlamıyla yaşayabildik. Birini sevmek bazen bir kurşunu göğsünde taşımaktır; her nefeste biraz daha kanamak ama yine de “iyiyim” diyebilmektir. Çünkü aşk, herkesin sandığı gibi bir kavuşma değil; çoğu zaman insanın kendi içindeki enkazla tanışmasıdır. Biz aşkı yanlış öğrendik… Bir çift gözde cenneti ararken, cehennemin tam ortasına düştük. Bir ses uğruna geceleri sabahlara bağladık, bir dokunuş uğruna gururumuzu toprağa gömdük. Ve sonunda anladık ki; en büyük yalnızlık, yanında herkes varken eksik hissetmektir. Aşk dediğin şey bazen bir mezardır; insan diri diri gömülür içine. Gülüşlerin üstüne toprak atılır, umutların üstüne taş dizilir. Ama yine de insan sevdiğinin adını içinden silmeye kıyamaz. Çünkü bazı insanlar ölmez içimizde…
Sayfa 21 - rezan yayınevi·Kitabı okuyor
Yitik bir aşkın ardında uzanan eller, aslında bir insana değil; yarım bırakılmış bir ömre dokunmaya çalışır. Çünkü bazı gidişler yalnızca bir bedeni götürmez… Bir şehrin ışığını, bir adamın suskunluğunu, bir kadının aynada kendine bakışını da beraberinde sürükler. Ve insan en çok, geri dönmeyeceğini bildiği bir sesi özler. Bir zamanlar aynı göğe bakıp aynı geceyi paylaşan iki ruh, şimdi birbirinin yokluğunda büyüyen iki ayrı mezar gibidir. Biri konuşur ama sesi duyulmaz, diğeri yaşar ama içinden hayat geçmez. Aşk bazen bir devrimdir; insanı kendine karşı ayaklandırır. Bütün gururları yıkar, bütün duvarları indirir, sonra en savunmasız yerinden vurup gider. İşte bu yüzden
Sayfa 21 - rezan yayınevi·Kitabı okuyor
Dicle sustu hasretinden, taşlar bile adını fısıldamayı bıraktı artık. Bir şehir değil yalnızca; umut da sürgüne gönderildi sensiz. Demirtaş’ın yokluğu, sabaha varmayan uzun bir gece gibi çöktü memlekete. Her gülüşünde barış saklıydı, şimdi sokaklar suskun ve yorgun. Dicle’nin suyunda bile eksik bir ses dolaşıyor; sanki bir türkü yarım kalmış gibi. Hasret bazen bir insan değildir; bir halkın susturulan nefesi olur. Sen gidince sadece kapılar kapanmadı, cümleler de boynunu büktü. Demirtaş’a duyulan özlem, annelerin gözlerinde biriken sessiz dua gibidir. Dağlar hâlâ yerinde ama umut biraz eksik artık. Bir gün yeniden konuşursa Dicle, bilin ki içinde özgürlüğün sesi yankılanacaktır.
Sayfa 2121 - rezan yayınevi·Kitabı okuyor
Reklam