Rezan Farqîn

Rezan Farqîn
@kitapsizadam
Yasaklanmış bir ülkedir gözlerin, Geçit vermez yerleşik sevdalara
Benim en büyük hatam, bir insana hak etmediği değeri vermekti. Ona omuz verdim, sırtımı yasladım ona yol açtım, önümü kesti; ona ekmek uzattım, elimi ısırdı. Kalbimde taht kurdu sandım ama meğer taht kurdu dediklerim, aslında tahtaları kemiren basit birer kurttu. Benim değerimi taşıyamayacak kadar zayıf, verdiğim sevgiyi hak etmeyecek kadar ucuzmuş. Şimdi öğrendim ki; fazla değer vermek, değersizin yükünü taşımakmış. Ben yanıldım, ama o asla yükselemedi. Çünkü benim değerimle büyüyenler, kendi çöplüğünde boğulmaya mahkumdur.
Kürtçe Sözler Diyarı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Fakir adam ve güvercinlerin hüzünlü hikayesi
Bir mahallenin köşesinde, yıllar önce yıkılmaya yüz tutmuş küçük bir ev vardı. O evde, herkesin “fakir adam” diye bildiği, ama aslında yüreği zengin bir ihtiyar yaşardı. Adını kimse doğru düzgün bilmezdi; kimi “dayı” derdi, kimi “amca”. Onun tek dostları, gökyüzünden süzülen güvercinlerdi. Her sabah, güneş doğmadan uyanır, eski bir çuvalın içindeki bayat ekmek kırıntılarını küçük torbalara ayırırdı. Karnı çoğu gün aç yatardı ama güvercinleri hiç aç bırakmazdı. Mahalleli, onun bu hâline şaşar; kimisi alay eder, kimisi acır bakardı. Ama o, güvercinlerin gözlerindeki minneti görünce, bütün acılarını unuturdu. Bir zamanlar onun da bir ailesi, hayalleri vardı. Gençliğinde sevdiği bir kadın uğruna çok emek vermişti. Ama kader, ihanetin en acımasız hâlini onun kapısına bırakmıştı. Sevdiği kadın başka birine gitmiş, o ise tek başına kalmıştı. İşte o günden sonra kalbi insanlara küsmüş, sevgisini kanatlı dostlarına adamıştı. Güvercinler, fakir adamın evinin damını mesken tutmuştu. Sabahları onlar için cam kenarına çıkıp, “gelin çocuklarım” derdi. Güvercinler öyle alışmıştı ki, onun sesini duyduklarında gökyüzünden sürü halinde süzülüp gelirdi. O an, ihtiyar adamın yüzünde kaybolmuş bir gülümseme belirirdi. Ama hayat onun için kolay değildi. Kendi karnını doyuramazken güvercinlere yem bulmak her geçen gün daha da zorlaştı. Çöplerden ekmek topladı, bazen fırınlardan bayat ekmek istedi. Mahalledeki çocuklar, güvercinlerin onun etrafında toplanışını izler, bazen dalga geçerdi. Ama içlerinden biri, sessizce bakar, onun yüreğinde saklı acıyı hissederdi. Yıllar geçti… Fakir adamın saçları bembeyaz oldu, elleri titremeye başladı. Bir sabah, mahallenin ortasında alışıldık güvercin sesleri yankılandı, ama bu kez adam gelmedi. Kapısı günlerce çalındı, açan olmadı. Sonunda
Profilime girip paylaşımlarımı şikayet eden erkek kimsin derdin nedir dm gel
Sırya Şiir [> Amed - Rezan Farqin <]
Siye Kürtçe yazmayı denedim.olmiyê. Yazamiyem. Türk'çem de eyi değil. İki arada bir derede qalmişem. Kürt'çe düşüniyem olmiyê, Türk'çe düşünüyem heç olmiyê. Seni nece düşüniyêm,ben de bilmiyem. Bir baxiyem aqlımdasın... anliyem ki,sen bütün dillerde düşlerimdesin. Dağlara vurduğun gün, ben ölmüşem sirya. Artıx heç yaşamiyem. Sana qızmışam. Çox kızmışam. Beni bıraxıp gittin. Sankim,sen mi kurtaracaxsın bu dünyayı. Êlin adamlariyla gezisen dağlarda... Xoş sen erkek qız';sın,biliyem. Lakin zoruma gidiyê. Geçenlerde bir qoriciye fena bozıldi qafam. ulan gêt diyor şeytan, vur şu alçaği. çıx dağa, gêt yanına Sirya... seni bulur muydum bilmiyem. Ama,arardım seni kerem kimi... ben seni Diyarbakır kimi sevmişem sirya. Bilisen,ben hêç televizyon xeberlerni izlemezdim. sen gittikten sonra Türk çe-kürt çe , hatta İngilizce,
Kürtçe Şiirler
Rojava Şiiri
Biz Kürtler, tarihin en eski halklarındanız; fakat en çok yok sayılan, en çok ezilen, en çok kanı dökülen halkız. Bizim dilimizi yasakladılar, şarkılarımızı susturdular, köylerimizi yaktılar, dağlarımızı bombaladılar, çocuklarımızı gözlerimizin önünde anne karnında tekmeleyip öldürdüler. Her defasında bize "yok" dediler. Her defasında kimliğimizi inkar ettiler. Fakat biz her defasında küllerimizden yeniden doğduk. Çünkü biz, inkârın karanlığında bile başkaldırmayı öğrendik. Bizim kaderimiz teslimiyet değil, direniştir. Kürt, zulme boyun eğmez. Bizim gözyaşımız korku değil; isyanın tohumu, öfkenin çağrısıdır. Çocuklarımızı öldürenlere karşı biz susmayız. Analarımızın feryadını susturamazsınız. Bizim yasımız, sizin korkunuzdur. Çünkü biz biliriz ki her damla kanımız, bir gün özgürlüğün bayrağını daha da yükseğe dikecek. Yıllardır bizi dört parçaya böldünüz. Sınırlar çizdiniz, aramıza tel örgüler diktiniz. Ama unuttunuz: Kürt halkının kalbi birdir. Rojava’da ağlayan çocuk ile Amed’de haykıran genç, aynı acının, aynı onurun evladıdır. Siz ne kadar parçalarsanız parçalayın, biz o çizgileri ayaklarımızla sileriz. Biz Kürtler, artık susmuyoruz. Bizim sabrımız, artık zincirlerinizi kırmak için bilenmiş bir kılıçtır. Katliamlarla, yasaklarla, sürgünlerle bizi yok edemezsiniz. Çünkü biz yok olmadık. Biz buradayız. Biz Kürdüz! Ve bilinsin ki: Bizim dilimiz susturulamaz, Bizim bayrağımız indirilemez, Bizim onurumuz çiğnenemez. Biz Kürtler, kanla yazılan bu tarih içinde dimdik ayaktayız. Katliamların külleri arasından yükselen haykırışımız şudur: “Bizi yok sayanlara karşı varız! Zulmün karşısında direniyoruz! Ve bir gün mutlaka özgür olacağız!” Rezan Farqîn