"Demek insanların yüzü başka, içleri başkaydı."
Allah hepimizi korusun böyle insanlardan. Orhan Kemal öyle bir kaynana figürü yazmış ki şeytana dudak uçuklatır. Gelini Nazan'a yapmadığını koymayan Hacer Hanım ikiyüzlü, yalancı, dini istismar eden, bencil, çıkarcı bir kaynanadır. Oğlunu istediği gibi manipüle edip gelinine karşı doldurmakta üstüne yok. Torunu Haldun'u da pis işlerine alet edip kendine kalkan olarak kullanıyor. Bence kendinden başka kimseyi sevmeyen kaynana Hacer Hanım bir yuvanın yıkılmasına bir kadının hayatının kararmasına sebep oluyor.
Nazan ise tam vur eline al elinden ekmeği tabirine uyan bir gelindir. Yazarın cümleleri ile: "Hayatı boyunca çekilen tarafa sürüklenmiş, istenen her şeyi yapmış, sonunda suç onun olmuştu." Her olayda kabak başına patlar ve hep o suçlu çıkar fakat kendini hiç savunamayan bir kadındır. Eşiyle güzel zamanlar geçirmek ister fakat yetiştirilme tarzından dolayı içindekileri dışarı yansıtamaz, utanır. Kimseye karşı gelemez, nereye çekilirse oraya gider. Kaynanasının yaptıklarına boyun eğmek zorunda kalır ve ona kurulan tuzağı fark edemez. Daha sonrasında kaynanasının sahte iyi niyetlerine de inanarak ne kadar saf olduğunu gösterir. Başına daha neler neler gelir sayfalar ilerledikçe.
Anne oğul, kaynana gelin, toplum ve dedikodu ekseninde dönen roman bir yandan çok abartılı olaylarla ilerliyor. Bu kadar da olmaz dedirtecek şeyler oluyor kitapta. Nazan'ın uysallığına, kaynananın şeytanlıklarına ve Mazhar'ın eşine karşı davranışlarına sinir olmamak elde değil. Sonrasında hikayeye dahil olan bar kızı Jale bence kitaptaki en mantıklı aklı selim olan karakter. Tabi onun da kusurları var elbette.
Orhan Kemal'in bizi çıldırtmak için yazdığını düşündüğüm El Kızı kitabı bazen üzüp bazen de saç baş yoldurtacak bir kitap. Okurken