Budapeşte Pál Sokağı'ndan herkese selamlar! Bundan birkaç yıl önce ortaokul çağındaki yeğenlerim için almış olduğum bir kitaptı. Tabii biri artık üniversiteli, diğeri liseli ve henüz okumadılar. (Okutamadık, bana bir eksi) Kendim de sürekli merak ediyordum ve ancak bu zaman okuyabildim. Hemen bu ilk paragrafta belirteyim: Kitabı gerçekten çok sevdim, çocukluğuna dönmek isteyen herkese de -bilhassa çocukluğunda askercilik oynayan, bilyalara dokunan, cam macunlarını avuçlarında yuvarlayıp yılan yapan okurlara- tavsiye ediyorum.
Kitabımız farklı okullarda okuyup farklı sokaklarda yaşayan iki çocuk grubunun çekişmesini anlatıyor. Boka, Nemescek, Geréb, Kolnay, Leszik, Csónakos, Csele ve bütün Pâl Sokağı'nın çocukları; Feri Áts, Pázstor kardeşler, Szebenics ve bütün Füvészkert Parkı çocukları 90'lı yıllara denk gelen çocukluğumu ve arkadaşlarımı hatırlattı. Bir arsayı sahiplenmiş, oyun yeri bellemiş ve başkalarından korumak için kendilerini asker ilan eden çocuklar; bu arsayı ele geçirip top oynamak için sahip olmaya çalışan diğer asker çocuklara karşı savaşmak zorundalar. Ancak çocuklar büyüklerden daha onurlu, daha erdemli. Savaşı kurallarına göre oynamak, plan yapmak, strateji geliştirmek, cesarete saygı göstermek, hainliğe "assla" prim vermemek, yine de hainlik yapanı ele vermemek... İnanın, Pal Sokağı'ndaki çocuklardan öğreneceğimiz çok şey var. Boka'nın, hile ile elde edilen bayrak için bu hileyi yapan arkadaşına kurduğu cümledeki sıcaklığa bir bakın: "...Uzun lafın kısası böyle elde edilen bayrak lazım değil bize! Sen de lazım değilsin."
Olaya bu açıdan bakınca kendi çocukluğumdaki -çok şükür 90'lı yılların çocuğuyuz- mahalle savaşları aklıma geldi. Farklı sokaklardan mahallemize bizden daha güçlü çocuklar gelir, ağaçlarımızdaki meyvelere -zerdaliye dalan vaaaaar-