En ilgi çekici sonuçlardan birisi de dindarlığın gerçekten de eğitimle olumsuz yönde ilişkide olduğunun fark edilmesidir (daha yüksek eğitimli insanların dindar olması daha olanaksızdır). Dindarlık aynı zamanda bilime olan ilgi ve (çok keskin biçimde) politik özgür düşünceyle de olumsuz ilişkidedir.
Bell şöyle bir sonuç çıkarmış: Dinsel inanç ve bir kimsenin zekâsı ve/veya eğitim seviyesi arasındaki ilişki üzerine 1927'den beri yapılan araştırmaların, dördü hariç hepsi bu etmenler arasında bir ters orantı olduğunu ortaya döker. Buna göre, bir kimsenin zekâsı ya da eğitim seviyesi ne kadar yüksek olursa, bu kişinin dindar olması ya da herhangi bir türden "inançlar" barındırması o kadar olanak dışıdır.
Bir gün bir adam araba kullanırken birdenbire kör olur. Eşiyle birlikte göz doktoruna gider. Doktor hiçbir sebep bulamaz. Sonra doktor da kör olur, sonra adamın karısı ve doktorun diğer hastaları...Yani körlük bir salgın haline gelir. Hükümet kör olanları boş bir akıl hastanesinde karantinaya alır. Aynı yerde başka bir binaya da temaslıları yerleştirir. Doktorun karısı kör olmadığı halde yalan söyleyip o da karantinaya girer. Görebildiğini eşi dışında kimseye söylemez. Karantinadaki körlerin sayısı gittikçe artınca bir koğuş(vicdansız körler koğuşu) bu ilk gelen körlere zorbalık yapar. Yemeklerini alır, onlara her istediklerini yaptırır. Bu iki koğuş arasında çatışma çıkar. Doktorun karısı vicdansız körler koğuşunun başkanını öldürür. Hemen ardından körler kendilerinin dışarı çıkmaması için kapıda bekleyen görevlilerin de kör olduğunu anlarlar ve dışarı çıkarlar. Dışarıda herkes kör olmuştur ve tam bir kaos vardır. Elektrik yoktur, insanlar yiyecek bulmakta zorlanır. Kimse kendi evini bulamamaktadır. Sokaklarda ölüp kalmış insanların cesedini köpekler parçalamaktadır. Doktorun karısı gören tek kişi olarak karantinada da dışarıda da bütün kötü olaylara şahit olur ve zaman zaman "Keşke ben de kör olsaydım." der. Bu arada doktorun karısı görebildiğini koğuş arkadaşlarına söylemiştir ve dışarıda onlara hep o göz kulak olur. Onları kendi evine götürür. Sonra bütün insanlar nasıl sebepsiz ve birdenbire kör olduysa yine sebepsiz ve birdenbire körlükten kurtulurlar. Kuşkusuz dünya edebiyatında önemli yeri olan, felsefî sorgulamalar içeren anlamlı bir kitap ama ben Covid salgını döneminde okumuştum. Keşke salgın döneminde okumasaymışım. Daha önceki yıllarda okumuş olsaydım kendi açımdan daha iyi olurdu. Distopya olduğu için zaten rahatsız edici ve gerilimli sahneler çok. Salgın
Bir arkadaşım bu kitabı sosyal medyada paylaşmıştı. Oradan gördüm, ilgimi çekti. Ben de okudum ama biraz sıkıcıymış. Hiç okunmayacak gibi değil fakat kalın bir kitap olmamasına rağmen biraz ağır ilerliyor. Şeytan yeryüzüne gelip Amerikalı çok zengin bir adamı öldürür ve onun bedenine girer. Yanında zebani bir arkadaşı da vardır. İnsanlarla konuşur, görüşür ama insanlar o kadar kötü, o kadar düzenbazdır ki sonunda insanlar tarafından kandırılır, dolandırılır. Konu çok hoş, çok cazip ama dediğim gibi bana çok da akıcı gelmedi. Ara ara sıkıldığım oldu.
Einstein'in hayatıyla fiziğe katkılarını anlatan güzel bir kitap. İzafiyet teorisi, kuantum, sicim teorisi gibi fiziğin önemli konularını ele alıyor. Kitabın başlarında Einstein'ın hayatıyla fizik çalışmalarını birbirine paralel olarak anlatırken gittikçe fizik konuları ağırlık kazanıyor. Bu nedenle kitabın başları fizikçilere hafif gelebilir. Kitapta ilerledikçe de benim gibi fizikçi olmayanlar yer yer zorlanabilir ama fiziği seviyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.