Beş Sevim Apartmanı gibi bu da yine 7-8 yıl önce okuduğum bir kitaptı. Birkaç ay önce tekrar okudum. Tam da Mine Söğüt tarzında bir kitap. Yer yer biraz gerilimli, insanı rahatsız edici sahneler var. Romanda Zaman Dayı, Halat Niyazi, Botan, Hüsran, Kambur gibi karakterler vardır. Bir de 1800'lerin sonlarında doğan cellat Leon ve ailesi. Bu kişilerin çoğu İstanbul'da yeraltındaki dehlizlere girip dehlizin diğer ucundaki kimsesizler mezarlığına(eskiden cellat mezarlığıymış) çıkar. Hepsi de hayatla sorunu olan tiplerdir. Kimi deli, kimi hapishane kaçkını(ki Zaman Dayı hapishaneden de bu dehlizler sayesinde kaçmıştır), kimi çok fakir ve hastalıklı. Hepsinin farklı bir hikâyesi var ama bu hikâyeler birbirinden ayrı ayrı kalmış. Hepsinin dehlizleri kullanıp aynı yere çıkmak dışında olay örgüsünde fazla bir ortak yönü yok.(Sadece Halat Niyazi ve Zaman Dayı birbirini tanır). Keşke bir roman kurgusu içinde daha çok birleşebilselerdi. Halbuki kitap bir romandır aslında ama sanki kurgusal ve yapısal bazı sıkıntılar var gibi. Sanırım Mine Söğüt hikâyeye daha yatkın bir yazar. Beş Sevim Apartmanı'nda da ayrı ayrı hikâyeler anlatılıp sonunda biraz birleşir gibi olmuştu. "Şahbaz'ın Harikulade Yılı 1979" romanını ise okuyalı çok zaman oldu, pek hatırlayamıyorum. Tekrar okumak da ister miyim? Hayır. Okurken sıkıldığım bir kitaptı. Son olarak şunu da söylemek isterim: Kırmızı Zaman'ı ilk okuduğumda daha çok sevmiştim. Aklımda çok güzel bir roman olarak kalmış. Şimdi 7-8 sene sonra tekrar okuduğumda aynı şeyi hissedemedim. Kötü değil ama çok güzel de değilmiş aslında. Yine de Mine Söğüt'ü severim. 90'lı yılların sonlarında L-Manyak'tan bilen bilir; o, karikatürist Baruter'in eşi Miki'dir. Hatırlayan bir ben miyim? Sanmam. Bilen, hatırlayan yoruma bir kalp bıraksın.