Okulumda şapka giymek zorunluydu ve ben liseye şapkasız gittim. Hemen öğretmen "Şapkanın zorunlu olduğundan haberin var mı yok mu?" diye sordu. "Şapka gibi bir şey zorunlu olamaz. Başına bir şey koymak nasıl zorunlu olabilir? Kafa zorunludur ama şapka değil ve ben kafayla geldim. Belki de siz sadece şapkayla gelmişsinizdir." dedim.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Çoğumuz kendi suçumuzmuş gibi yoksulluğumuzdan utanırız. Ben de yıllarca yoksulluk ayıbımdan utandım, taa yazar olana dek. Çoğunluğun yoksul olduğu ülkede yoksulluğun değil, varsıllığın daha utanılası olduğunu yazarlığa başlayınca anladım.
Dinî hükümlere dayanarak Arapların kendilerini üstün ırk olarak görmeleri, halifelik Türklerdeyken halifeye karşı ayaklanıp Batılı devletlerle birlikte Türklere karşı savaşmaları, buna karşılık Türklerin Araplara çoğu zaman sempatiyle baktıkları gibi konular anlatılmakta. 10.yy.dan 16.yy.a kadar Arap yazarların Türklerle ilgili öne sürdükleri -zaman zaman hakarete varan- görüşler(o yazarlardan alıntılar yapılarak) söylendikten sonra dil meselesine geçilmiş(Arapça ve Türkçeyle ilgili görüşler), sonrasında da 20.yy. başlarındaki siyasî meseleler ele alınmış ve ardından 1974'teki Kıbrıs Barış Harekâtı'nda Arapların Türklere muhalif tutumu anlatılmış. Kitapta sık sık, Arapların kendi aralarında Müslüman olan-olmayan gibi bir ayrım yapmaksızın kendi milletlerini üstün görmelerine rağmen Türklerin hep Türklük-İslâmcılık ikilemine düştükleri vurgulanıyor. Arap ve Türk milletinin kendilerine ve birbirlerine bakış açısını, yüz yıllardır süregelen dinî ve millî meseleleri idrak edebilmek adına güzel ve faydalı bir kitap fakat biraz kalın. Öyle çok kısa sürede bitirilecek cinsten değil.
Kitabın önsözünde Atatürk tarafından "Karlsbad'da Geçen Günlerim" adı verilen ve altı defterden oluşan hatıra-günlük türündeki eserin orijinal nüshası hakkında fazla bilgimiz olmadığı yazmaktadır. Afet İnan, eseri 1931'de Çankaya'daki eski köşkün kütüphanesinde bulur. Atatürk, ileride yayımlamak üzere saklaması için eseri kendisine verir fakat defterin asıl nüshaları Türk Tarih Kurumu kütüphanesinde bulunmamaktadır. Afet İnan eseri "M. Kemal Atatürk'ün Karlsbad Hatıraları" adıyla yayımlamıştır fakat dili sadeleştirilmemiştir. Bu kitapta ise eserin dili sadeleştirilmiş bulunmaktadır. Atatürk'ün tedavi için gittiği, o zaman Avusturya-Macaristan İmparatorluğu içinde bulunan Karlsbad'daki günlük yaşamını, dönemin toplumsal olaylarına bakışını, okuduğu bazı kitapları içeriyor. Yukarıda da belirttiğim gibi dili sadeleştirilmiş. Bu nedenle dönemin diline hâkim olmayanların da kolaylıkla okuyabileceği 91 sayfalık güzel bir kitap. 30 Haziran - 28 Temmuz 1918 arasındaki zamanı kapsıyor.