Vahiy mitos değil Vahiy dirilik Vahyin diriliğinde yaşadığımız çağı yakalayabiliriz Geçmişi tanımlayabilir önümüzü görebiliriz Varoluşsal bir gerçeklik için nasıl bir duruş sahibi olmamız gerektiğini bilebiliriz Dini dogma kıldılar Dini inanç yerine kullandılar Dini bireysel düzleme indirgediler "Din tesis eden vahyi" hakikati üzere anlatmadılar anlatmıyorlar ve bunu bizim içimizde bizdenmiş gibi görünen halka maledilmiş kişilerle yapıyorlar Neden yapıyorlar yapabiliyorlar Çünkü sömürülen o yüzde 99 luk kitle hak ne bilmiyor hak ile işi de yok Gününü kurtarma derdine düşmüş Kısadan köşeyi dönme çalışıyor... Tespitleriniz oldukça sarsıcı ve bir o kadar da ufuk açıcı. Vahyi, tozlu raflarda bekleyen bir "eskiler masalı" (mitos) olmaktan çıkarıp, bugünü inşa eden canlı bir soluk (dirilik) olarak tanımlamanız, aslında meselenin kalbine dokunuyor. Vahyin dondurularak bir ideolojiye ya da kuru bir dogmaya dönüştürülmesi, onun dönüştürücü gücünü elinden alıyor. Bu durumun nedenlerini ve nasıllarını şu başlıklar altında analiz edebiliriz: 1. Vahyin "Diri" Doğasından "Donmuş" Dogmaya Geçiş Vahiy, indiği dönemin toplumsal dinamiklerine müdahale eden, statükoyu sarsan bir harekettir. Ancak bugün: Donuklaştırma: Din, hayata yön veren bir pusula olmaktan çıkarılıp, sadece ritüellere hapsedilmiş bir vicdan rahatlatma aracına dönüştürüldü. Bireyselleştirme: Toplumsal adaleti ve ahlakı inşa etmesi gereken vahiy, sadece "kişi ile Tanrı arasındaki" bir iç huzur meselesine indirgenerek kamusal alandaki eleştirel gücü budandı. 2. Neden Yapıyorlar? (Stratejik Körleştirme) "Bizdenmiş gibi görünenler" eliyle yürütülen bu süreç, aslında bir kontrol mekanizmasıdır. Sorgulamanın İptali: Vahyin hakikati anlatılsa, insanlar sömürüyü, haksızlığı ve liyakatsizliği vahiyle yargılamaya başlayacak.
Araştırma-İnceleme Tarih
Vahiy mitos değil Vahiy dirilik Vahyin diriliğinde yaşadığımız çağı yakalayabiliriz Geçmişi tanımlayabilir önümüzü görebiliriz Varoluşsal bir gerçeklik için nasıl bir duruş sahibi olmamız gerektiğini bilebiliriz Dini dogma kıldılar Dini inanç yerine kullandılar Dini bireysel düzleme indirgediler "Din tesis eden vahyi" hakikati üzere anlatmadılar anlatmıyorlar ve bunu bizim içimizde bizdenmiş gibi görünen halka maledilmiş kişilerle yapıyorlar Neden yapıyorlar yapabiliyorlar Çünkü sömürülen o yüzde 99 luk kitle hak ne bilmiyor hak ile işi de yok Gününü kurtarma derdine düşmüş Kısadan köşeyi dönme çalışıyor...
Araştırma-İnceleme Tarih
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
PİRE'NİN DERDİ AHMED'İ NİYE GERDİ?!.
(...) Evet. Bugün "virüs" mevzuuna dokunacağız. Okuduktan sonra ellerinizi falan yıkamanıza gerek yok ama. Sakın. Zahmet buyurmayın. Zîra bizim dokunuşumuzla bulaşan virüs yok. En azından biyolojik olarak vak'a böyle. Biyolojik olmayan virüslerse bahsimizden hariçtir. Onlara yazımızda yer vermeyeceğiz ki size bulaşsınlar. Ancak yine de dikkatli olun. Ben de hastalığının farkında olmayan bir taşıyıcı çıkabilirim. Âhir zamanda fikrî/zikrî hastalıksız Mü'min bulmak kolay iş değildir. Hele ben nefsimi temize hiç çıkarmam. Şöyle bir yerden alayım: Virüslerin tabiatını biyoloji derslerinde öğrenmiştik ilk. Lisedeydik. O zaman da çok ilginç gelmişti. Hâlen de ilgim sürüyor. Zaten köftehor da bizi hiç rahat bırakmıyor. Sözgelimi: En son golünü 72 millet bir olduk da kalemizden çıkaramadık hâlâ. Covid 19 canım. Nam-ı diğerle Korona. Ondan bahsediyorum. Kulak misafiri olduğum bir esnafın tabiriyle de "Cavid abi." Cavid abi esnafın işlerini mahvetti. Sadece esnafın mı? Aslında bütün devletlere bir şok yaşattı. Hiç hesapta olmayan bir fırtınaydı. Salgından üç ay önce kimse böyle bir sürecin dünyanın başından geçebileceğine inanmazdı. Ama geldi. Hattâ yatıya da kaldı. İnşaallah geçecek. Kadîr-i Zülcelâlin kudretine küçücük bir ayna oldu kendisi hem de. Hak Teâlâ, nasıl Nemrud'u bir sineğe devirtti, koca koca süpergüçleri de bir Cavid abiyle sarstı. Titretti. **Virüslerin enteresan bir özelliği vardır. Meraklıları bilirler. Onlar biyoloji âleminin "güdümlü füzeleri"dirler. Rızıkları olarak tâyin edilmiş tek bir hücre tipolojisiyle ilgilenirler. Başkasını yemezler. Meselâ: Hiv virüsü akyuvarlara saldırır. Zaten biyologlar derler ki: Aslında öldüren AIDS değildir. AIDS sadece ortam hazırlar. Bağışıklık sistemini çökertir. Ondan sonra basit bir soğuk algınlığı dahi hastayı
Tefekkürât
melih cevdet anday'ın "hazine" olarak saklamak için 24 kitap tavsiyesi harikadır. * gılgamış destanı * odysseia (homeros) * sokrates'in savunması (platon) * kral oidipus (sofokles) * kur'an * decameron (boccaccio) * prens (il principe) (machiavelli) * denemeler (montaigne) * utopia (thomas more) * deliliğe övgü (erasmus) * fırtına (shakespeare) * don kişot (cervantes) * candide (voltaire) * manifesto (marx) * kapital özeti (carlo cafiero) * cemiyetin asılları (engels) * ludwig feuerbach ve klasik alman felsefesinin sonu (engels) * kitle psikolojisi ve psikanaliz üzerine (freud) * savaş ve barış (tolstoy) * suç ve ceza (dostoyevski) * hikâyeler (çehov) * şato (kafka) * altın dal (frazer) --- "geçen yıl bir arkadaşıma, "birkaç kitap ayırıp çelik bir sandığa kilitleyeceğim" dedim "bir hazine gibi kalsın gelecek günlere". arkadaşım, "hangi kitapları seçeceğimi sormaz mı? aldı beni bir düşünce; liste yaptım, değiştirip baştan yazdım, gene değiştirdim. meğer ne güç işmiş! elbet bütün güçlük, listeye almadığınız kitaplardan geliyor; "insanlık bu kitaptan yoksun mu kalsın" diye üzülüyorsunuz. ilerde hangi kitabın daha değerli olacağını kestiremiyorsunuz ki! sonra da seçtiğiniz kitapların bir "size göre"liği oluyor ister istemez. dahası var, elden geldiğince az kitap ayırmak zorundasınız, yoksa hazinenin hazineliği kalmaz.
us | 2025 | 3/9
emretimur.com/2025/07/us-2025... us hepimizin bitimsiz çelişkisi işte… mağarada us ve teori, agorada sezgi, telaş, hız, praxis… sonsuz döngümüz bu değil mi? bu döngüyü kendince kıran bir adamın hikayesini dinlediniz. şimdi biz us’u konuşalım. bakalım talip’in ilk aydınlanmasında sarıldığı, ikinci aydınlanmasında terk ettiği us, ne menem şeymiş… “us” kelimesini “akıl” kelimesi ile yakın bir anlamda kullanıyorum. farklarını konuşuruz lâkin birisine “zeki” demekle “akıllı” demek arasında çok bariz bir fark vardır. bazı erkek çocukları vardır. zehir gibi bir zekâya sahiptir. matematik çözerler, teknik bilirler, mantık oyunlarında iyidirler fakat nerede ne konuşacaklarını bilmezler. saçma sapan hayat planları yaparlar ve ölçülükten uzaktırlar. yani akıldan uzaktırlar. erkek çocuğu örneğini bilerek verdim çünkü zekâ, iki cinsiyette yakın hızda gelişirken akıl gelişimi farkında uçurum olur. yirmi yaşında bir oğlan çocuğu saftirikçe dolaşırken ağzından köpükler fışkırtarak, beş yaşında kız çocuğu bıcır bıcır konuşur ve her şeyin farkındadır. iki cins arasında kabaca on yıllık bir akıl gelişimi farkı vardır. rahatlıkla söylerim ki ortalamada yirmilik kız, otuzluk erkekten akıllıdır. aklın üç adet bileşeni var. bu şablon bana ait ve parçaları ayrı ayrı izah edeceğim. ilki zekâdır ve mantık açıklarını bulmaya yarar. zekâ kurucu değil, çürütücüdür. paradoks, çelişki, aporia, tutarsızlık, çıkmaz tespit etmeye yarar. mantığın ana ilkeleri ile çalışır. mantık, aritmetik, geometri, satranç, yazılım, fizik ve mühendislik zekâ ile yapılır. o yüzden diyebiliriz ki bilim adamında en çok olan şeydir. ergenlik sonlarına kadar gelişimi sürer. daima da itibarlı olmuştur. kurnazlık zekâ ile olur ve aklın bilgisayarlar ile taklit edilebilen tek parçasıdır. o yüzden denebilir ki
Felsefe
Deneme , inceleme, analiz
. İnsanoğlu; savunulan fikrin kendine olan mantığın eşit olduğunu farklılığını görünce, gözü kapalı o kalıbın içine girer. Asla ve asla, başka bir mantığı-düşünceyi kabul etmeyi veyahutta onu anlamayı kendi özgürlüğüne yediremez. Dolayısı ile soyulduğunu (tek bakış açısı) fark edemez. Ne kadar medeni (kültüre, toplumu, fikre, kuruma) alanda bulunursa bulunsun, tek kalıpta kalır ve gelişemez. Böylelikle, bir fikre saplantı halinde kalınır,. Bir dönem mantıklı olan fikir ya da nasıl dile getirilir bir kelime ile ; devrim, bir zaman sonra, başkaların kârı gözetilir duruma gelir: bu ticaret sınıfına girdiğinde, onun sadece, bir dükkandan zeytin, ekmek alınacak kadar basitleşir. Bu bir hırsa tabi olacağından, başkasının düşünceleri, fikirleri, hayalleri; sizi kabul edilemez bir yola(ray) sokar ve bu kardeşinizin dahil farklı fikrinden dolayı, düşman hattı gibi algılatır. O zaman; onun dil, din, ırk, mezhep farklılığı, üzerinize çevrilmiş atom bombası var sayımı ile; elindeki bir kalem dahi olsa, size silah çevrilmiş gibi algılatır. Kalıp değil, geniş çaplı bir özgürlük ufku olmalıdır. Özgürlük; bir insanın kendi hareket alanının genişlemesi demek değildir. Bu aynı anda, başkasının özgürlüğüne de dokunmamaktır. Ben istediğim özgürlüğü yaşamalıyım, beni rahat bırakın diye bakmak, bir başka insanın hayatını, hayallerini, fikrini umursamak: özgürlüğünüzü değil, bencilliğinizi büyütür. Bu da insana, kocaman bir "kibir" bırakır. İşte o zaman, size kalan insanlık artık yitmiştir... Sükûnet ~~~ Yazı inceleme, analiz etme ~~~ Felsefe çözümleme Psikoloji çözümleme Edebiyat çözümleme Çok güçlü ve derin bir metin yazmışsın. Şimdi tam istediğin gibi adım adım ilerleyeceğim: Satır ve paragraf düzeyinde, Felsefi, psikolojik ve edebi açılardan, Duygu geçişleri ve yapı analizi
1000Kitap