10/10
·424 syf.··
2026 27. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 21:30
Eric J. Hobsbawm'un 19. yüzyıl üçlemesinin son halkası olan "İmparatorluk Çağı", kapitalizmin serbest rekabetçi aşamadan tekelci ve küresel boyutta yayılmacı bir karaktere büründüğü o kritik tarihsel kesiti muazzam bir diyalektik zenginlikle inceler. Eser, 1870-1914 yılları arasında Batılı merkezlerin dünyayı nasıl acımasızca paylaştığını anlatırken, bu sömürü düzeninin aynı zamanda kendi sonunu getirecek olan Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı'nın yapısal koşullarını nasıl hazırladığını da ortaya koyar. Yazar, burjuvazinin kültürel ve siyasal hegemonyasının zirvesine ulaştığı bu dönemi sadece diplomatik krizlerle değil; işçi sınıfı hareketlerinin yükselişi, kitle siyasetinin doğuşu ve sanattaki dönüşümlerle bir bütün olarak ele alır. Sermaye birikiminin küresel çapta yarattığı eşitsizlikleri ve burjuva "ilerlemeci" iyimserliğinin ardındaki çelişkileri kavramak açısından bu metin, tarihsel materyalist yöntemin en yetkin örneklerinden biridir.
1000Kitap
İmparatorluk Çağı 1875-1914Eric J. Hobsbawm · Dost Kitabevi · 1999102 okunma
Kitap Özgürlüktür
10/10
·202 syf.··
2026 12. kitabı
1953’te yayımlanan ve distopya türünün önde gelenlerinden biri olan eser, kitapların yasaklandığı ve itfaiyecilerin buldukları her kitabı yaktığı 2049 yılının Amerikan toplumunu anlatmaktadır. Kitabın adı da Fahrenheit ölçeğinde kitabın yanma derecesine işaret etmektedir. Eser Soğuk Savaş sıralarında Amerika’da McCharty akımının etkili olduğu bir dönemde yazılmıştır. Eser; o dönem Amerika’sında antikomünist kuşkuculuğun vardığı noktadan hareketle otoriter yönetimlere bir eleştiri şeklinde okunabileceği gibi aynı zamanda kitle iletişim araçlarının insanı âdeta esir aldığı ve okuma devrinin bitip ekran çağının başladığı bir dönemin bir eleştirisi olarak da okunabilir. Kitapları yakmakla sorumlu itfaiye biriminde çalışan Guy Montag’ın hayatı iş dönüşünde mahallesinde karşılaştığı ilginç bir genç kızla tanışmasıyla değişir, ardından yerleşik düzeni sorgular ve eyleme geçmek, mücadele etmek kararını alır. Otoriter düzene eleştiri bakımından tüm teknolojik araçlarla insanın ve insan düşüncesinin kuşatıldığı, farklı düşünceye müsaade edilmediği, sorgulamaya giden yolların tamamen kapatıldığı, kitapların yok edildiği bir dünya kurgulanmıştır. Bu anlamda eser otoriter düzenlere karşı önemli eleştiriler yöneltmekte ve insanın kuşatılmışlığını, acziyetini ortaya koymaktadır. Son yıllarda dünyayı da kasıp kavuran otoriterleşme eğilimleriyle birlikte okunduğunda eserin yönetime dair eleştirileri hayatta da karşılık bulmaktadır. İnsanın âdeta tüm hareketlerinin takip edilebildiği günümüz dünyasında kitaptaki öngörüler büyük ölçüde gerçekleşmiş durumdadır. Eserdeki şu ifadeler otoriterliğin boyutunu göstermesi açısından fevkalade dikkat çekicidir: “… Okulda yapmaya çalıştığın şeyin büyük bölümü ev ortamında bozulabilir. Anaokulu yaşını bu yüzden her sene azalttık; artık neredeyse
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,3bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hayatımın en mutlu ânıymış, bilmiyordum.
9/10
·48 syf.··
2026 15. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 12:46
Neden toplum olarak “bir anda popüler olan” şeylere yöneliyoruz? Neden bundan 18 yıl önce yazılan Masumiyet Müzesi, 18 yıldır hiç olmadığı kadar okunuyor ve bütün satıcıların çok satanlar listesinde? Neden akışım Masumiyet Müzesi ile dolu ve neden bu derginin kapağında Masumiyet Müzesi var! Bir şeyleri keşfetmemiz için dillere düşmesi mi gerek? Az bulunan incelikleri keşfetmek için mücadele vermek daha keyifli değil mi? Aynı şeyi Kral Kaybederse ile de yaşamıştık, kimsenin yüzüne bakmadığı kitap bir anda farklı kapaklarda vitrinlerde poz veriyordu. Hiç olmadığı kadar popülerdi üniversite yıllarımda Kürk Mantolu Madonna, sırf o yüzden okumak için beklediğimi biliyorum yıllarca. İsterdim ki bir diziyle değil, kitap eleştirileriyle, edebi bir yolculukla keşfedelim okuyacağımız eserleri. O kıvılcım bizden gelsin! İşte o zaman, gün gelir de dizisi/filmi çıkarsa önceden keşfetmenin verdiği haz paha biçilemez olur! #241583839 “Artık günümüzde Kadınlar Günü çoğunlukla burjuvalar arası bir hediye alışverişi, orta sınıf için bir ‘piyasa canlandırıcı’, işçi kadınlar içinse sadece takvimde sıradan bir gün.” Dündü değil mi? Bitti! Hediyelerle kutlandı, sosyal medyaya story dediğimiz şeylerden atıldı, o gün bile gerçekleşen kadına şiddet olayları ve kadın cinayetleri sümenaltı edildi. Peki ya bugün ve geriye kalan günler? İsterdim ki o güne yönelik duyarlılık etkinlikleri gerçekleştirilsin, konferanslar verilsin, bir gün olsun kitle iletişim araçlarında psikologlar, sosyologlar sahne alsın! Dün alınan çiçekler bugün soldu, dün var olan kadınlar bugün öldü, tıpkı önceki günlerde ve ondan önceki günlerde ölenler gibi. “Çünkü her sevgide biraz da cinayet bulunur,” diyor Edip Cansever, sevmeyin kadınları ve çocukları böyle sevecekseniz eğer. “Artık en büyük korkumuz
Dergi
Kafa Dergisi - Sayı 138 (Mart 2026)Kafa Dergisi · Kafa Grup Yayıncılık · 2026141 okunma
İnsanın Anlam Arayışı
9/10
·544 syf.··
2025 9. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2025 15:53
Kitabımızın konusu 19'uncu yy. son dönemlerinden itibaren günümüze dek toplumların ve önemli figürlerin hayatı anlamlandırma çabası üzerine. Kitabın kapsamı taa mitolojilerden falan başlamıyor veya yazarın da son kısımda belirttiği üzere bu tarihsel anlatı Schopenhauer, belki Hume gibi biraz daha eski dönemlerden itibaren de ele alınabilirdi fakat kendisi Friedrich Nietzsche'den ve onun meşhur "Tanrı öldü ve onu biz öldürdük" ilanından itibaren kapsamlı bir anlatıya girişmiş. Oldukça dolu bir kitap. Aslında aynı yazara ait ve birkaç yıldır kitaplığımda öylece bekleyen ciltli miltli bir tuğla olan Fikirler Tarihi - Ateşten Freud'a kitabını okumak istiyordum ama yarım kalmasına da gönlüm razı değil ve gözüm kesmedi henüz. O kitap da genel insanlık ve düşünce tarihini çok daha gerilerden ve kapsamlı anlatıyor gibi gözüküyor. Yazarın çok fazla referans ve örnekle kitabı doldurması, dönemine ve alanına damga vurmuş hemen hemen bütün sanatçı, filozof, şair, yazar, siyasetçi, eğitimci, aşçı, bahçıvan... aklınıza ne gelirse bunları üzerimize çığ gibi yağdırması gözünüzü korkutmasın çünkü kitabın dili gayet anlaşılır. Yazarın kendi şahsi yorumları veya yönlendirmeleri kitabın aslan payını oluşturmuyor. Tabi ki arada doğru yerde farklı bir perspektiften bakmayı kolaylaştıracak girdiler yapıyor. Bu bakımdan hangi manevi inanca sahip olursanız olun kitabı okumaktan çekinmenize gerek yok. Her kültürel kademeden insanın edinebileceği çok güzel bilgiler mevcut bana kalırsa. Genelde fikirsel bir tarih anlatılırken hep en çok bilinen ve kabul görmüş ekoller üzerinden gidilir ama yazarımız bu anlamda olabildiğince fazla bakış açısını yansıtmaya çalışmış. Elbette hepsine aynı ağırlığı ve sayfa sayısını ayıramasa da böyle bir şey de varmış bak bunlar da düşünülmüş dedirtecektir eminim ki. Kitap yalnızca "Tanrı var mı yok mu
Hiçlik ÇağıPeter Watson · Kronik Kitap · 202455 okunma
Bu Ülke kitap tahlili
10/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2025 08:13
Kitap beş bölümden oluşur. İlk bölümün başlığı “Sihâm-ı Kazâ (Kaza Okları)”dır. Tevrat’ta Babil’in anlatıldığı kısımdan alıntıyla başlayan bu bölümde ve “Biz ve Onlar” başlıklı ikinci bölümdeki yazılar ağırlıklı olarak Batı’ya ve Batılılaşmaya ilişkin eleştirilerden oluşur. Söz gelimi siyasetteki “sağ” ve “sol” eğilimlerin Batı’daki çıkış noktası anlatılarak Türkiye’deki yansımalarına değinilir. Sağ, Avrupa’da kötülenirken ve yakın tarihin “günah tekesi” haline getirilirken, Türkiye’de ise mukaddesatçılığın bayrağı haline getirilir. Türkiye’den başka da elinden tutanı kalmamıştır. Hâlbuki Hristiyan Avrupa’nın bu habis kelimelerinden kurtulmak gerekir. Kendi gerçeği kendi kelimeleriyle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcudur. Cemil Meriç ilk bölümdeki yazılarında dil meselesini öne çıkarır. Çünkü kelâm bütünüyle haysiyettir. Kamûs (sözlük), bir milletin hafızasıdır. Türk yazarı dil sürekli değiştiği için talihsizdir. Bu dile eklenen “izm”ler de Türk milletinin idrakine giydirilen Avrupalı deli gömlekleridir. İdeolojiler siyaset dünyasının haritalardır. Ancak tehlikeli bir yolculukta pusulaya da ihtiyaç vardır ve bu pusula da şuurdur. Tarih, millet, kişilik şuuru. İdeolojinin peşine takılanlar ise pusulasızdır. Türkiye’nin kaderini aydınlığa taşımak için tüm ideolojilere kapıyı açmak hepsini tanımak ve tartışmak gerekiyor. Bu sebeple de düşünceye sonsuz bir hürriyet verilmelidir. Bugün Türk aydınının sıkça tekrarladığı şikâyet; bu ülkede yaşanmayacağıdır. Çünkü Türkiye’nin insanından şikâyetçiler, yani kendilerinden. Türk aydını Kitâb-ı Mukaddes’in Serseri Yahudisi. Kaçanlar ne Türk ne de aydındır. Çünkü mazisindeki ihtişamdan utanmaya başlamış, utandıkça da unutur olmuştur. Bu sebeple “Ben Avrupalı’yım”, “Asya bir cüzamlılar diyarıdır.” demeye
Edebiyat
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2025 12. kitabı
SPOİLER YİYİP OKUYUN ZÜLFÜ LİVANELİ'nin shorts videosunda karşıma çıktı ilk sırasındaki kitabıydı ve alıp okuyayım dedim. Zülfü Livaneli nin ak,saygım azalmıştır kendisine karşı. Kitabı okuyup da güzel diyen insanın kendisine saygısı yoktur. En azından benlik olmadığını kesinlikle söyleyebilirim 448 sayfalık kitap da dikkatimi çeken 2 ya da 3 cümle olmuştur. Benim dikkatsizliğimden de kaynaklandığını sanmıyorum. Kitabın özeti: İlk başta yaşlı iki entellektüelin aşklarını anlatıp, erkek olan karakterin(doktor juvenal urbino) papağan kovalarken ölmesi ve kadının ilk aşkının cenaze günü fütursuzca çıkıp romana dahil olması sonra onların aşkının nasıl başladığını anlatıp, fermina daza nın babası istemiyor diye o şaşaalı aşkını bırakıp bir anda adamdan vazgeçip(florentino arizadan) mektuplaşmayı kesmesi ve babasının resmen zorla yamadığı kızının kolera olma şüphesiyle eve gelen doktorla evlenmesi ve bunu yazar öyle bir şekilde anlatıyor ki fermina dazanın her iki adamda yaşadığı aşkı süslü cümlelerle okura aktarmaktan başka birşey yok kitabın içinde. Konuşmadıkları sürede florentina ariza çok fazla kadınla birlikte oluyor kimseyle evlenmiyor dullarla takılıyor en son birlektiliği 58 yaşındayken 14 yaşındaki bir kız bu arada kitabın içinde pedofililik de var. Doktor juvenal urbino öldükten sonra ufaktan tekrar mektuplaşmaya başlıyorlar sonra florentino Ariza fermina dazanın evine gitmeye başlıyor. Her konuda fermina daza da ilk önce bir duvar var sonra o duvarın üstüne bir işemedikleri kalıyor karakterlerin,işte eve gelişini kabul ediyo kaynaşıyorlar yas tutarken uzaklara gitmenin çok iyi geleceğini düşünüyor(konuştuğu adamda CFC diye gemi şirketinin CEOsu müdürü, ama ne hikmetse içinden geçen onla bir gemi yolculuğuna çıkalım demek aklından bile geçmeyecek söylüyor yazar
Kolera Günlerinde AşkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202011,2bin okunma