10/10
·352 syf.·
Beğendi
·
2026 67. kitabı
Gömülü Rüyalar Ülkesi Haftayı bitirmeden sizlerle paylasmak istediğim bir diğer kitabım Gömülü Rüyalar Ülkesi. Nemesis Yayınları'ndan yeni çıkan bu kitap yazar Kasım Hasan Ünal imzalı. Görür görmez kapak tasarımı ile kalbimi çaldı bu kitap. " Tamam, gerçekten farklı, özgün bir kitap okuyacağım" dedim. Nitekim öyle de oldu. Betimlemelerinin mekanı zihinde canlandırma etkisi çok kuvvetli, bu da sanki oradayım hissi veriyor. Baştan söyleyeyim bu kitap çok katmanlı bir yapıya sahip , dışardan bakmaya başladığımız mahalle var ve zamanla o mahalledeki karakterlerin iç dünyalarına doğru bir yola çıkıyoruz. Baktığımız yerde ise en çok uzaklaşmak var , insanların bir yere ait olamayışları çok hakiki geliyor okudukça. Kitabın ana karakteri Efraim , pek de iyi olmayan bir çocukluk geçirir , aile bağlarının gittikçe kopması, kardeşinin kaybında kendini suçlu hissetmesi/ hissettirilmesi , annesinin erken kaybı ve babası ile düğümlenen bağı. Tüm bunların ortasında Efraim , uyku problemi yaşamaya başlıyor. Hayat kalitesini etkileyen, işlerinde sakarlıkları ile sorunlar yaratan bu uykusuzluk artık dayanılmaz boyutlara ulaşıyor. Dönelim kapak görseline , orada uyuyan insanların hemen altında büzüsmüş hafif benekli beyaz bir köpek var. İsmi Kıtmir, mahalleli için kutsal , mübarek bir hayvan Kıtmir.bir gün başı kesilmiş halde ölü bulununca mahalleli bunun hayra alâmet olmadığını düşünüp paniğe kapılıyor. Tüm bu olayların olduğu vakitte Efraim'in dikkatini çeken bir şey oluyor. Fotoğraf dükkanının hemen karşısındaki berber dükkanına giren insanlar. Arkadaşı Muhammed Ali'ye sorunca Berber Talip'in dükkanına bir süredir Kimyacı'nın geldiğini ve Kimyacı onlara uyuyarak başka bir aleme geçip, bu rüyalar aleminde cennet kapısını açtırmayı vaat eder. Efraim uyku problemi çekerken bunu bir
Gömülü Rüyalar ÜlkesiKasım Hasan Ünal · Nemesis Kitap · 20261 okunma
Körlük
7/10
·336 syf.··
2026 2. kitabı
Çok karışık bir inceleme olmasını istemesem de maalesef yine de biraz dağınık gelebilir çünkü aklıma gelen şeylere değineceğim. Yazar hakkında şöyle bir bakındım da kendisi gerçekten insanlığa, insanlık haklarına çok duyarlı bir kişilik. Özellikle de nobel edebiyat ödülü konuşmasını okumanızı dinlemenizi tvsiye ediyorum çünkü insanı şöyle bir sarsıyor, ayrıca kendisi fikirleri ve yazdığı kitaplardan dolayı kilise tarafından afaroz edilip kitapları da yasaklanıyor, ayrıca ülkesini terk etmek zorunda bırakılıyor. Çok enteresan br kitap olduğunu söylemek zorundayım, okurken çok gerldim tiksindim midem bulandı desem yeridir, çok rahatsız olduğum anlam veremediğim nasıl olur dediğim ve bir türlü kabullenemediğim şeyler okudum; kadınlara toplu tecavüz edilmesi,bir süre sonra her yere dışkılanması, aynı çatıyı paylaşan insanların birbirlerinden yemek çalmaları ve bunun gibi sahnelerle insanların nasıl da insanlığını kolaylıkla kaybettiklerine tanık oluyoruz. Bu da aklıma şunu getirdi: İnsanın gerçek beniliği, kişiliği kimse tarafından izlenmediğini görülmediğini bilidiği anlarda ortaya çıkar. Gözler demek vicdanın yansıması demektir, gerçeklik demektir, kalbin aynası demektir çünkü gözler yalan söylemez senin ruhunu en çıplak haliyle ortaya koyarlar, tabii görmesini bilene. Yoksa insan gözlerini kaybedince vicdanını da mı kaybediyor ya da şu anda zaten herkes vicdani, manevi bir körlüğün, umursamazlığın, kendi derdine düşmüşlüğün körlüğünde mi sürükleniyor. Kitapta insanlar körleştikten sonra adeta toplumun küçük bir simülasyonunu seyrediyor gibi oldum. İnsanlığın o ilkelliğine ve vahşiliğine geri dönüşünü seyrediyoruz. Bütün bunların rahatsız edici olmasının en büyük sebebi de bunların gerçeklik potansilleri sanırım. Gerçekten de ruhları çok çok düşük seviyede olan bir
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sembolik bağlantı
Puan vermedi·336 syf.··
2026 4. kitabı
Sembolik Bağlantı ​Yedi Uyurlar'da olduğu gibi, Saramago'nun bu 7 kişisi de aslında bir "çekirdek toplumu" temsil eder. Karantina altındaki o kaotik ve karanlık dünyada (mağarada), bu 7 karakter bir tür aile bağı kurarak hayatta kalmaya çalışırlar. Tıpkı Yedi Uyurlar'ın yanındaki köpek (Kıtmir) gibi, bu grupta da onlara eşlik eden ve duygusal bir destek sunan "Gözyaşı Köpeği" bulunmaktadır. ​Doktorun Karısı: Grubun lideri ve rehberidir. Kitaptaki tek görebilen kişidir. ​Doktor: Göz doktorudur, salgının ilk kurbanlarından biridir. ​İlk Kör Olan Adam: Trafikte aniden körleşen ve salgını başlatan kişi. ​İlk Körün Karısı: Kocasına yardım etmeye çalışırken kör olan kadın. ​Koyu Renk Gözlüklü Kız: Konjonktivit şikayetiyle doktora giden ve orada kör olan genç kadın. ​Şaşı Çocuk: Ailesinden ayrı düşen ve "koyu renk gözlüklü kız" tarafından sahiplenilen çocuk. ​Siyah Bantlı Yaşlı Adam: Tek gözünde bant olan ve sonradan gruba dahil olan yaşlı karakter.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2022 38. kitabı
Her duygunun bir rengi vardır hayatta... Ölümünde bir duygusu onunda bir rengi vardır elbet. Kendi ölümünüz hangi duygu ve renkte olacak hiç düşündünüz mü? Tersiyle anlaşılır her şey. Tokluk açlıkla, varlık yoklukla, sağlık hastalıkla. Tersini yaşama imkanı bulamadığımız tek şey hayattır. Çünkü hayatın tersi olan ölüm bir kez yaşanır ve geri dönüşü yoktur. Kim bilir ölüm belki de yaşanmadan bilinmesi gereken tek şeydir. ​"Görülünce hesap, kalmayınca umut beraatten, çevrilir gözler, medet umulur peygamberi şefaatten." Allah de atla ateşe. Ateş gül, sen İbrahim olursun. Sanma suyu ferahlık neşe. Gir, gafletle bak, Firavun olur boğulursun. Tabut, arzuların, heveslerin, hırsların azdırdığı, devleştirdiği koca koca insanların dünyalara sığmadığı bir anda; canın çekilmesiyle bir anda sığıverdiği dünya... Delilik ile velilik arası ince bir çizgidir avukat. O çizginin altındakiler deli, üstündekiler velidir. Veliliğin sınırı ve huzuru çizginin üstü kadar sonsuz, deliliğin de sınırı ile huzuru çizginin altı kadar sonsuz. Her şey mi yarım kalır hayatta! Ben burada çektiğim ve çekeceğim acılara mı yanayım, ertelenmiş, unutulmuş, nihayetinde yarım kalmış sevgilere mi? Bilemedim işte! Sanki her gün yarınıyla mı gelir? Kimi yemişini verir, kimi yaprağını döker kış gelince, ağlanır da yürekler erir, neye yarar vade yetince... Hayatımın tamamını kalabalıklar içinde geçirip de en zor günümde yalnız olmak ne kadar acı. Bu dünyada ruhunu aşk ateşiyle temizleyemeyenlerin ruhu, ahirette cehennem ateşiyle temizlenir. Çünkü cennet temizlerin yeridir. Sadece bir ses uzak diyarlardan. Hayatı durduracak bir nefes ölümü haykıran Geldim de bu dünyaya ne buldu ki dünya.
Ölüm Ne Renkİ. Serdar Kaya · Karatay Akademi · 2013182 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2024 65. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2024 23:31
Baba Oğul ve Kutsal Roman / Murat Gülsoy . Murat Gülsoy kalemini sevdiğim yazarlardan... Bu kitabını da keyifle ve merakla okudum... . Kitap zaman ve rüya üzerine kurulu... Bazı bölümlerde Ahmet Hamdi Tanpınar karakterleri karşımıza çıkıyor... O kısımlar özellikle çok keyifliydi... . Karakterimiz yaşadığı ânı kaleme alıp romana çeviriyor... Gerçekliğinin kurgusunu yapıyor... Ya da kurguya gerçek karıştırıyor... Geçmişten gelen kişilerle o andaki kişileri harmanlıyor metinde... Yanında da köpeği Kıtmir... Arada bir dile geldiği de oluyor köpeğin... E hadi okuyun bence...
Edebiyat
Baba Oğul ve Kutsal RomanMurat Gülsoy · Can Yayınları · 2015348 okunma
9/10
·538 syf.··
Beğendi
·
2024 140. kitabı
1.Uluma Vahşi Kadının Dirilişi:Eğer çöllerde kaybolmuşsanız, yorgunsanız, şansınız yaver gider mutlaka La Loba ile karşılaşır ve seversiniz. La Loba yaşlı kemik koleksiyoncusudur .Arketipsel simgecilikte kemik tahrip edilemez gücü temsil eder .Kolaylıkla kendilerini temsil etmezler.Mit ve öykülerde tahrip edilemez olan ruhun tinini temsil eder.Ruh tininin yararlanabileceğini hatta sakatlanabilir ama asla yok olmaz.Öyküde kurt kemikleri vahşi benliğin tahrip edilemez, yok edilemez olduğunu ve bozulmayacak olanı temsil eder .Vahşi benliğin ruhsal kemikleri içimizdedir.Zamanı geldiğinde bu yaratık tekrar ete kemiğe bürünerek kendimizi ve dünyamızı değiştirir .Kadınları değiştirecek kemik içindedir.Bu nefes içimizdedir .Kaybolmaz,tahrip olmaz ama onu bularak bir araya getirmek ona nefes vermek hayatın her döneminde olabilir. Kadının içinde hayvani iç güdüsel benlik vardır ve bu benlikte vahşi olan yön vardır. Bu benlik hareket eder ,konuşur ,öfkelenir ,özgürdür ve bilgili bir benliktir. İçimizdeki yaşlı bugün de kemikleri topluyor.Ruh evinin inşacısıdır .Ruh yapıcı, kurt yetiştirici, vahşi şeylerin koruyucusudur yaşlı kadın kemikler üstüne şarkı söyler ve o şarkı söyledikçe kemikler ete bürünür. Hayatımız boyunca yaşadığımız hayal kırıklıkları,özlem ,üzüntüler sonrasında zmanı geldiğinde o yeniden oluşumu başlatacak ruhumuzun sesini dinlemeliyiz.O zaman ruh kemiklerimiz yeniden canlanacak ve vahşi oluşum gerçekleşecektir. Çölde hayat küçük ama muhteşemdir, olan bitenlerin çoğu yeraltında sürer gider .Birçok kadının hayatı da buna benzer.Bir kadın psişesinin yolu kulağına gelen tınılar ya da geçmişte maruz kaldığı zulümler veya yer üstünde daha geniş bir hayat yaşamasına izin verilmemiş olması yüzünden çöle düşmüş olabilir .Bazı kadınlar psişik çölde bulunmak
Edebiyat
Kurtlarla Koşan KadınlarClarissa P. Estes · Ayrıntı Yayınları · 202110,7bin okunma