Her duygunun bir rengi vardır hayatta... Ölümünde bir duygusu onunda bir rengi vardır elbet. Kendi ölümünüz hangi duygu ve renkte olacak hiç düşündünüz mü?
Tersiyle anlaşılır her şey. Tokluk açlıkla, varlık yoklukla, sağlık hastalıkla. Tersini yaşama imkanı bulamadığımız tek şey hayattır. Çünkü hayatın tersi olan ölüm bir kez yaşanır ve geri dönüşü yoktur.
Kim bilir ölüm belki de yaşanmadan bilinmesi gereken tek şeydir.
"Görülünce hesap, kalmayınca umut beraatten, çevrilir gözler, medet umulur peygamberi şefaatten."
Allah de atla ateşe.
Ateş gül, sen İbrahim olursun.
Sanma suyu ferahlık neşe.
Gir, gafletle bak, Firavun olur boğulursun.
Tabut, arzuların, heveslerin, hırsların azdırdığı, devleştirdiği koca koca insanların dünyalara sığmadığı bir anda; canın çekilmesiyle bir anda sığıverdiği dünya...
Delilik ile velilik arası ince bir çizgidir avukat. O çizginin altındakiler deli, üstündekiler velidir. Veliliğin sınırı ve huzuru çizginin üstü kadar sonsuz, deliliğin de sınırı ile huzuru çizginin altı kadar sonsuz.
Her şey mi yarım kalır hayatta! Ben burada çektiğim ve çekeceğim acılara mı yanayım, ertelenmiş, unutulmuş, nihayetinde yarım kalmış sevgilere mi? Bilemedim işte! Sanki her gün yarınıyla mı gelir?
Kimi yemişini verir, kimi yaprağını döker kış gelince,
ağlanır da yürekler erir, neye yarar vade yetince...
Hayatımın tamamını kalabalıklar içinde geçirip de en zor günümde yalnız olmak ne kadar acı.
Bu dünyada ruhunu aşk ateşiyle temizleyemeyenlerin ruhu, ahirette cehennem ateşiyle temizlenir. Çünkü cennet temizlerin yeridir.
Sadece bir ses uzak diyarlardan.
Hayatı durduracak bir nefes ölümü haykıran
Geldim de bu dünyaya ne buldu ki dünya.