......GELİYOR, GELECEK
Yer oynayıp gizli sular akınca Yeniler dil olup başa çıkınca Hükm-ü şeriatın kavli kalkınca Safların azdığı yıllar gelecek Dünya sütlü meme herkes emiyor Herdem nakıslığı elden komuyor Hiçbir kimse malım yeter demiyor Alıp götürmeye yeller gelecek Kudretli kalleşe belibes diyor İşleri olunca kıtmir dost diyor Evlat babasından hizmet istiyor Ektiğimiz biçmedik yıllar gelecek Her düvel ayakta bu nasıl hikmet Dünya benim diye kılıyor gayret Ne Allah’tan korkar ne sayar ahret Şehirler batıran harpler geliyor Güzide okur ağdan karadan Hünkârım ayırma cemden sıradan Bizi o günlere koyma yar eden Hayır şer belirsiz kullar geliyor
Kudretli kalleşe beli bes diyor İşleri olunca kıtmir dost diyor Evlat babasından hizmet istiyor Ektiğimiz biçmedik yıllar gelecek
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Çok eski zamanlarda İsa'ya aşık yedi genç bir mağaraya kapanmışlar Efes'te. Yemliha, Mislina, Mürselina, Mernuş, Tebernuş, Sazenuş, Kefeştatayuş imiş adları, bir de köpecikleri varmış Kıtmir. Ne yapsınlar ki, barınamamışlar koca şehirde: yıllar geçmiş, bir zamanlar Peulus'un Vaızlarına kulak as­mayan Efesliler güçlü hatibin şehre ikinci gelişinde bu İsa dininde bir şeyler var diye düşünmeye baş­lamışlar. Hem yalnız Paulus değil, Juhanna da gel­memiş miydi, İsa'nın anası dediği bir kadıncağızı getirip yerleştirmemişmiydi Lysimakhos surlarının ötesinde pınarların çağladığı yemyeşil bir yamaca? Oldum olası tanrı anaları görmüştü Efesliler, şeh­rin kurucusu Amazon tanrıça idi, ulu Artemis'ten doğmuştu yeryüzünde ne kadar canlı, ne kadar bit­ki varsa. Ama Artemis'in papazları para babası ol­muşlar, habire yığıyorlardı altınları tanrıçanın sü­tundan bir ormanla çevrili tapınağına, fakir fıkarayı hiç sokmuyorlardı içeriye. Yoksulların koruyucusu İsa'dan yanaydı bu yedi genç, ama Hıristiyan ol­duklarını söyleyemiyorlardı açık açık, çünkü devlet deniz aşırı göçmüş, Roma denilen şehre yerleşmiş­ti. Roma'nın zorbası Decius puta tapmayan kim var­sa kafasını uçurtuyordu Efes'te. İsa'ya tapan bu ye­di genç de Panayır dağının dibinedek inen bir ma­ğara bulmuşlar, oraya sığınmışlardı. Mağara kapı­sına Kıtmir'i bekçi dikmişlerdi. Bir gece derin derin uyuyorlarmış ki, Decius'un adamları gelip mağarayı koca kayalarla örtmüşler. Yedi genç aldırmamışlar karanlığa, uyuyorlarmış nasıl olsa. Aylar, yıllar, yüzyıllar geçmiş, yedi genç uyuyor, Kıtmir de uyu­yormuş. Bir sabah incir ağaçlarının altında keçile­rini otlatan bir çoban mağaranın önündeki bir ka­yanın biraz kaydığını görmüş, var gücüyle yaslan­mış kayaya, onu biraz oynatmış, derken mağaranın içine bir güneş ışını sızmış. Kıtmir
Sayfa 149·Kitabı okudu
Yanındaki sarı it de Kıtmir değil mi?
Sayfa 227 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okuyor
MHP'nin Necip Fazıl'ı
"Fetullah gibi, onun cahil şeyhi gibi, her türlü tarikatçının ağzında sakız olmuş laflar... Bu garip kardeşiniz, bu kıtmir dostunuz, bu zavallı ben, ben, ben, ben... Hepsinde aynı sahte tevazu, aynı sahte jestler, aynı uyanık kafa, fıldır fıldır gözler..."
Sayfa 158 - Caner Kara·Kitabı okuyor
Alıntı
Dönemin soylu ailelerinin İsevi çocukları, aileleri tarafından ağır baskı altına alınınca, bu gençler bir av etkinliği düzenleme kararı alırlar. "Ava gidiyoruz" diyecek ve bir daha evlerine dönmeyeceklerdir. Ava giderken yanlarına bir köpek de alacaklar, bu köpek, hikayedeki meşhur Kıtmir olacaktır. Gençler şehirden yeterince uzaklaşınca bir mağaraya sığınırlar. Kaybolduklarını sanan aileleri tarafından aranırlar ama bulunamazlar. Av sırasında bir talihsizlik sonucu ölmüş oldukları düşünülür. Böylece bu gençler bu batıl toplum ile bağlarını koparıp izlerini kaybettirmiş olurlar.
Sayfa 231·Kitabı okuyor
Tarih