Baştan söyleyeyim bu yazı spoiler içerir. Kitabı okurken raskolnikovu kocakarı ve lizavetayı öldürdüğü için suçlamamam onun suçluluğunun ortaya çıkmasını istememem değişik bir duygu oldu. Razumuhin karakterini hayal ederken ben puşkini hayal ettim, razumuhin benim için fiziksel olarak tam puşkinin tipi. Aziz dostoyevski sen ne yazdın öyle nasıl yazdın öyle yahu. Dostoyevskinin psikolojik ününü bilmeyen okur yoktur heralde, Dostoyevski diğer yazarlardan farklı olarak şunu yapmış, başka kitaplarda diyaloglar verilir ve siz o karakterlerin duygularını (yazarlar kitaplarda karakterlerin iç sesini vermiş olabilir ama benim dediğim daha derin bir şey kimsenin içini bu kadar derin açıklayamayacağı bir şey) okursunuz ama dostoyevski bu duyguları kılcal damarlarındaki hissine kadar yansıtmış. Razumuhin sen adamsın be adam. Ah sonya ah sen ne temiz ne saf bir insansın, ahlakın vücud bulmuş fedakar meleği sonya. Dunya kadar fedakar bir insan varmıdır bilmem, abisi için o pis gerizekalı ukala lujin ile evlenmeye kalkan bir fedakar kardeş. Daha ne saysam boş. Svidrigaylov iyimi kötümü bir adamdı? Benim için yorumunu yapmak zor. Sadece efsane bir roman okumakla kalmıyorsunuz aynı anda o zamanki rus toplumunu anlıyorsunuz, o sözde ilerici liberallere bugün okuyunca gülüyorsunuz aynı zamanda zamyatov, razumuhin ve raskolnikov ile olan tartışmanın felsefi boyutu ahlak felsefesi için önemli olan düşünceleri ap ayrı bir hazineydi. Daha sayfalarca yazabilirim ama bu kadar yeter, son bir söz yazmak istiyorum, Napolyon haklıysa raskolnikovda haklıdır.