Ellerin yüzümü çalıyorEllerin, ben yüzümü ararken bir soluk bahşediyorBir soluk, atların arkasından sana yetişmeye çalışıyorKüller kıvılcım diye yalvarırkenBen sende yangınları seyrediyorumGiderek büyüyen, giderek sevgi gibi büyüyenTavan çatlaklarının arasından bir ışıkBeni her sabah sana doğru itiyorSaçlarına bir ay, bir gezegen değmişParmaklarının arasından yaşamak süzülüyor gençliğimeBen bu dünyaya sana yenilmeye gelmişim
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ve işte o an, aklıma birden benim kitaplığımda duran kitaplar gibi, birinin kitaplığında da benim yazdığım kitabın bulunabileceği geldi. Belki o da benim sık sık yaptığım gibi, kitaplığına göz gezdirirken "Bugün bunu mu okusam?" diye düşünecek ve kitabımı açacaktı. Diğer kitaplarla yan yana duran kitabımı hayalimde canlandırınca, içimde sanki küçük bir kıvılcım çaktı. Okurluktan yazarlığa ilk adımı, sanki o anda atmıştım.
Ruhunu bir hırsa rehin bırakanlar,
Gökkuşağını tek renge boyamak istedi.
“Beterin beteri var” diye diye
alıştırdı insanları karanlığa.
Bir süre sonra
alışmak denen o görünmez zehir,
damar damar yayıldı hayatlara.
Yaraya merhem aramak yerine
yarıştılar acıyı normal saymakla.
Herkes kendi kuyusunun dibinde
başkasının ışığını söndürmeyi bekledi.
Sesini çıkaranı meczup saydı kalabalık,
sustukça büyüdü içimizdeki boşluk.
Çölün ortasında,
herkes kendi serabını alkışladı.
Kendi konforuna zırh ören cüceler,
Adına sabır dediler bu kör teslimiyetin,
oysa derin bir uyuşmaydı çoğu zaman.
(Şükür,
güzel bir erdemdi elbet,
ama düşüncenin yerine konunca yaraya dönüştü.)
Gözlerini yalnız kendi kapısına dikenler
sokağın yangınını görmezden geldi yıllarca.
“Bana dokunmayan yılan” masallarıyla büyüyüp
zehir evlerine sızınca şaşırdılar.
Merhamet vitrinlerde sergilenen bir süs oldu,
İki insanın acısı iki çakmaktaşı gibi birbirine çarpmış ve bir kıvılcım çıkmıştı, ama bu bir ateşe dönüşmemişti, zaten artık ateşe dönüşecek bir şey de yoktu aralarında.