FARUK!
‘Ve ben, ölümümün karanlığı dağıtacak biri kıvılcım olmasını diliyorum.’ ‘Adaletin ışığında kal.’
Sayfa 297 - KAKTÜS·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Ellerin yüzümü çalıyor Ellerin, ben yüzümü ararken bir soluk bahşediyor Bir soluk, atların arkasından sana yetişmeye çalışıyor Küller kıvılcım diye yalvarırken Ben sende yangınları seyrediyorum Giderek büyüyen, giderek sevgi gibi büyüyen Tavan çatlaklarının arasından bir ışık Beni her sabah sana doğru itiyor Saçlarına bir ay, bir gezegen değmiş Parmaklarının arasından yaşamak süzülüyor gençliğime Ben bu dünyaya sana yenilmeye gelmişim
Sayfa 19 - Ötüken Neşriyat·Kitabı okuyor
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ve işte o an, aklıma birden benim kitaplığımda duran kitaplar gibi, birinin kitaplığında da benim yazdığım kitabın bulunabileceği geldi. Belki o da benim sık sık yaptığım gibi, kitaplığına göz gezdirirken "Bugün bunu mu okusam?" diye düşünecek ve kitabımı açacaktı. Diğer kitaplarla yan yana duran kitabımı hayalimde canlandırınca, içimde sanki küçük bir kıvılcım çaktı. Okurluktan yazarlığa ilk adımı, sanki o anda atmıştım.
Vitrindeki Vicdan
Ruhunu bir hırsa rehin bırakanlar, Gökkuşağını tek renge boyamak istedi. “Beterin beteri var” diye diye alıştırdı insanları karanlığa. Bir süre sonra alışmak denen o görünmez zehir, damar damar yayıldı hayatlara. Yaraya merhem aramak yerine yarıştılar acıyı normal saymakla. Herkes kendi kuyusunun dibinde başkasının ışığını söndürmeyi bekledi. Sesini çıkaranı meczup saydı kalabalık, sustukça büyüdü içimizdeki boşluk. Çölün ortasında, herkes kendi serabını alkışladı. Kendi konforuna zırh ören cüceler, Adına sabır dediler bu kör teslimiyetin, oysa derin bir uyuşmaydı çoğu zaman. (Şükür, güzel bir erdemdi elbet, ama düşüncenin yerine konunca yaraya dönüştü.) Gözlerini yalnız kendi kapısına dikenler sokağın yangınını görmezden geldi yıllarca. “Bana dokunmayan yılan” masallarıyla büyüyüp zehir evlerine sızınca şaşırdılar. Merhamet vitrinlerde sergilenen bir süs oldu,
İki insanın acısı iki çakmaktaşı gibi birbirine çarpmış ve bir kıvılcım çıkmıştı, ama bu bir ateşe dönüşmemişti, zaten artık ateşe dönüşecek bir şey de yoktu aralarında.
Sayfa 201 - Can·Kitabı okudu
Alıntı
Kıvılcım
"Ama ben en çok şeyi En kısa zamanda sana söyledim.. Yalnız sana."
Sayfa 13·Kitabı okudu
Şiir