• 104 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10
    Nostaljik Yolculuk Yapmayı Sevenler İçin Bir Zamanlar Ben Kitabıyla Geldim Sizlere..
    Öyle ki Okurken Eskinin Güzelliklerini Birkez Daha Yoğun Hissettim Ve Geçmiş Yolculuğuna Çıktım Kitapla Beraber Bende...

    Otobiyoğrafi Türünde Olan Kitabımızda Sizde Nostaljiye Dair Güzellikler Bulabileceğiniz Kesin., Leventin Otobüs Yolculuğuyla Başlayan Yolculukta Sizde Kendi İç Yolculuğunuza Çıkacagınızı Şimdiden Söylüyorum Ah Eskinin Mahalle Bakkalları,Mahalle Komşulukları,Çoçukların Bitmeyen Otobüs Maceraları,80li 90lı Yılların Kaset Çalarları Ve Daha Fazlası..

    Kitabı Okurken Okuyor Gibi Değilde Sanki Bir Arkadaşım Yaşadıklarını Bana Anlatıyormuş Gibi Hissettim. Daha İlk Sayfada Kitabın İçinde Kayboldum. Ve Bitiresiye Kadar Hep "ESKİ GÜNLERİN ÖZLEMİNE,Çoçukluğuma,Büyüklerimden, Dinlediğim Eskinin Eşsiz Sohbetlerine" Gittim. Burnumun Direği Sızladı.... Biz Büyüdük Ve Dünya Kirlendi... Oysa Eskiden Herşey Daha Samimi,Güzel,Kıymet Bilinirdi... Ah Leventin Yaşadıkları Omuzlarına Zamansız Gelen Yüklerine Ne Diyebilirim Bilmiyorum Ama Sonlara Doğru Hıçkırarak Ağladım Onu İyi Biliyorum..

    Meğer Bizler Hayatın Önümüze Serdiğini Yaşıyormuşuz. Kadere İnanıp Oluruna Bırakmı Lazım Hayatı Yoksa Bizim Mücadelemiz mi KADER Bilmiyorum. Karar Verir Ardına Bakmaksızın Koşmakmıdır Doğru Olan? Veya Bir Kaplumbağa Sakinliğiyle Yaşayıp Gitmek,Elindekilerle Yetinmekmidir Doğru Olan? Bana Sorarsanız Okuyun da Sizde Tadın Duyguları Ve Birşeylerin Kıymetini Geç Olmadan Bilin A Dostlar...

    Ayrıca Kitapta Horozun Kafasını Ahmet Amcaya "Kafasını Geri Tak" Diye Okudugum Yerde Kahkaha Patlattım Şuan Bile Gülüyorum Velhasılı Kelam Gönlüm İstiyor ki Değerli Yazarım @atilla.bugra Kitabınızın Devamı Olması,Kaleminiz Daimi Güçlü,Okurunuzun Bol Olmasını Temenni Ediyorum
    RUHUNUZA HERDAİM KİTAP KOKUSU SİNSİN..
  • “Ne güzel bir soruydu okuduğum ;

    'Kendinize layık gördüğünüz en yüksek mutluluk nedir?’
    Sahi nedir ?

    Güzel yürekli insanlar öyle alışmışlar ki suskun tevazu sahibi olmaya,
    istememeye,
    kibar kalmaya...
    Mutlu edince mutlu olmaya..
    Hep onlar verir, hep onlar sessizdir.
    Kendilerinin kıymetini bildikleri için 'Sen de kıymetlisin' diye hep çabalar, diğerine türlü şekillerde sevgi verir.
    Sevgisi boldur onların, herkese yetecek kadar vardır.
    Böyle insanların sevgileri cümleleri geçmiştir. Onlar hep vererek gösterir.

    Aslında yaşamda alma-verme dengesini bozarlar.
    Fazladan verirler belki de hiç almadıkları halde.
    Alıcılar ise alışmıştır nasılsa verilecek diye.

    Dünya öyle bir yer ki ;
    Elbette 'veren el alan elden üstündür' işler.
    Verdikleriniz daima binbir yolla size ödülüyle geri döner. Kıstıklarınız daima sizden imtihanlarla daha fazla kısılır. Esirgediğiniz herşey sizden de yaşamda esirgenecektir.
    Ölçü budur.
    Ve ilahi zamanlama hep mükemmeldir.

    Anlayacağınız;
    İyi insanlar da dünyadaki dengeyi bozar.
    Bu yüzden alma-verme dengesini öyle güzel oturtun ki..
    Kıymet bildiğiniz gibi kıymetinizi gösterenlerle sımsıkı elele gidin ve
    Kendinize, o GÜZEL YÜREĞİNİZE gerçekten layık gördüğünüz yaşamı SEÇİN.

    Şimdi kendinizle lütfen yüzleşin.
    Kendinizi bilin.
    Fark edin.
    Layık olduğunuzun azına mı razı oluyorsunuz?

    Ve sorun:
    Kendinize layık gördüğünüz
    en yüksek mutluluk nedir?..

    Duygu Giray
  • Sırf size şuraya g ü n a y d ı n yazayım diye erken uyandım bak kıymet bilin 🤣🤣😁😴😴

    Yağmur yağarken uyumayı hep çok sevmişimdir. 😍
  • Sevmediğiniz bir kişiye, erkek ya da kadın fark etmiyor, bel altı vurulduğunda pis pis sırıtıyorsunuz. O iğrenç paylaşımı beğeni yağmuruna tutuyorsunuz. Edilen küfürü gölgede bırakan küfürlerle destek veriyorsunuz üstelik.

    Hiç benim de anam, bacım, kızım, eşim var demiyorsunuz...

    Birinin sizin gibi düşünmüyor olmasını, ona aşağılık ifadelerle saldırmak için yeterli ve geçerli bir sebep olarak görüyorsunuz.

    Üstelik bu küfürleri bazen din adına, bazen vatan millet bayrak adına yapıyorsunuz. Demokrasi adına yapan da var milliyetçilik adına yapan da...

    Hangi değeri kullanırsanız kullanın, neyin ardına sığınırsanız sığının farketmez...

    Yani ister sağcı olun, ister solcu... İster beş vakit camiden çıkmayın ister sabah akşam meyhaneden...

    Başkalarının kadınlarına, kızlarına, anlarına, bacılarına saldırma cüreti gösteriyorsanız bilin ki, yok birbirinizden farkınız...

    Bu nedenle;

    Sosyal medyayı klozet gibi kullananların paylaşımlarına kıymet vermeyeceğiz, hatta tepki göstereceğiz ki, bu süfli içerikleri paylaşanlar bu cüreti gösteremeyecekler.

    O paylaşımları yaptıklarında övgü yerine her düşüncedeki insanların eleştirisiyle karşılaşacaklarını bilecekler.

    "Bu ülkenin namuslu insanları söylediğim bu sözü bana yedirir" diye düşünecekler.

    Bu yüzden yıllarca Sosyal Medya Yılanlarına karşı mücadele ediyorum.

    Ben dün nerdeysem bugün de aynı yerdeyim.

    Herkesin de bulunduğu yeri bir defa daha gözden geçirmesine yarar var...