• 14-15 yaşında kızlar kardeşlerini doğuruyor!

    -Bu gidişata karşı devlet ne yapıyor?
    C. G.: Devlet sessiz kalıyor ve sessiz kalarak bu suça oluyor. Kızlar babalarından çocuk doğuruyor ensest sonucunda. 14-15 yaşında enseste maruz kalmanın acı sonucudur bu. Türkiye' de eğer bir kız, babasından çocuk doğuruyorsa bu benim için kıyamettir. Önlemini alması gereken bir devlet vardır, önlem almış mıdır? , hayır! 16 yaşında kadın olmuş bir çocuğu babasıyla aynı eve koyamadığın için yetiştirme yurduna koyuyorsun. Ama bir tarafta anne annelik özellikleri gösteren küçük bir beden, bir tarafta en güvendiği babası tarafından işgal edilmiş bir beden var.
    Büşra Sanay
    Sayfa 30 - Doğan Kitap
  • Kızlar, kardeşlerini doğuruyor...
  • Türkiye'de varlığı artık kabul ediliyor ama nedense hiç konuşulmuyor. Kızlar, kardeşlerini doğuruyor... Evet, yanlış okumadınız. Aslında dünyanın kaynayan yarası bu. Şahit ola ola nasıl susup yutabiliyoruz?
  • Karnımdaki bebeğin babası kocam mı, yoksa babam mı bilmiyorum.
    Büşra Sanay
    Sayfa 83 - Doğan Kitap
  • Büşra Sanay'ı TEDx TALKS konferansında "Kizlar Kardeşlerini Doğuruyor" konuşmasıyla tanıdım ve ilgimi çekti. Hemen yazdığı kitabı alıp okumaya başladım. Öncelikle yazara teşekkür etmek istiyorum. Çünkü bizim gibi ülkelerde hasır altı edilen meselelerle uğraşmak kolay değil. Eminim pek çok kez engel olmak isteyenler, vazgeçmesini telkin edenler, ayıplayanlar, eleştirenler olmuştur. O ise hiç aldırmadan bunu kitaplaştırmış ve tokat gibi çarpmış gerçekleri suratımıza. Kitabı 10 gün gibi bir sürede bitirebildim. Çünkü sindirmesi mümkün olmayan, yaşamlar var. Okuması bile bu kadar ağırsa yaşaması nasıldır?
    Yalnız bu kitapta bir nörologla yapılan görüşmede beyin tümörü yüzünden üvey kızına tacizde bulunan bir adam şimdi bu adam suçlu mu? şeklinde anlatılmış. Yazar doktora hastalıksa kadınlarda da var mı? diyor ve doktor da maalesef karşılaştığım tüm olaylar erkeklere aitti, sanırım bizim kromozomlarla gelen bir şey tarzında bir cevap veriyor. Bilim erkekleri aklamak için kullanılmış yine, yeniden. Kitapta bu kısımdan inanılmaz derecede rahatsızlık duydum.
  • Kitabın ilk sayfasında yazarın şu sözleri yer alıyor:

    “Çocuk çocuktur, masumdur, paktır.
    Çocukluğunu yaşamalıdır.
    Çekin kirli ellerinizi, düşüncelerinizi onların üzerinden, bir anda büyümek zorunda bırakmayın çocukları
    Mağdur etmeyin...”

    “İnsan her şeyi anlatamaz. Zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez.”

    Tüm söylenecek sözleri bu satırlarda özetlemiş aslında Büşra Sanay. Öncelikle ensest kelimesi ne demek bununla başlamalıyım. Ensest, aile içi ilişki demek. Ne demek acı öyle değil mi? Aile içi ilişki diyip geçiyoruz biz ama bunu yaşayanlar bir türlü geçemiyor. Bir babanın kız evladına tecavüz etmesi ne demektir, asla bilemeyeceğiz. Sığındığımız liman olan annelerin öz kızını kocasının koynuna itmesinin ne demek olduğunu asla bilemeyeceğiz. Bir ağabeyinin kardeşini taciz etmesini ona tecavüz etmesini asla asla bilemeyeceğiz. Henüz 3 yaşında bir bebekken bu iğrençliklere maruz kalmayı kimseye güvenmemeyi asla bilemeyeceğiz.

    Etrafımızda sanki hiç çocuğa yönelik taciz, tecavüz yokmuş gibi davranıyoruz. Niye mi? Çünkü Müslüman bir ülkeyiz biz, olmaz burada öyle şeyler. Susun! Yok ya, o kadar değil, değil. Belki karşı dairemizde belki her gün geçtiğimiz bir evin bodrumunda belki okulda belki en yakın arkadaşımızın evinde... Nerede ne yaşandığını asla bilemeyiz. Günümüzde hala binlerce çocuk tacize ve tecavüze maruz kalıyor. Suçlular cezalarını çekmiyorlar. Çekseler bile bu cezalar yeterli olmuyor ya da iyi hal indiriminden hemen yararlanıyorlar. Ama hiç kimse o çocuğun neler yaşadığını düşünmüyor. İşte bu kitap bana düşünmeyi öğretti. Bu kitap beni uyandırdı. Bak dedi, etrafında neler var dedi, kimseye güvenme dedi, kendi gölgene bile güvenme! Masum bir çocuğu koru kolla dedi. Kötülükten sakın korkma, üstüne git o kötülüğü yok et. Zalimlere boyun eğme dedi...

    Kitaptan çıkartılacak en özel sözlerden biri şuydu: “Sırtımı insanlara dayayamayacağımı öğretti insanlar bana.” bu söz bir intihar mektubunda geçiyor. Abisinin tecavüzüne uğrayan bir çocuğun vedası bu sözler. Kız daha sonra intihar edemiyor ve hayatta kalıyor. Kitapta bu kızın da hikayesi yer alıyor diğer hikayeler gibi.

    Hiç unutamadığım olaylardan biri şöyle: Fakir bir aile toplam 11 kişilik. 9 çocuk 2 anneyle baba. Durumları iyi olmadığı için hepsi aynı odada yaşıyor. Baba 5 kız kardeşi de taciz ediyor. Ve onları tehdit edip susturuyor. Kızlardan birine tecavüz ediyor ve kız artık dayanamayıp bu durumu ağabeyine anlatıyor. Baba ve ağabey arasında kavga yaşanıyor. Baba bu olayı reddediyor ben öyle bir şey yapmadım diyip Kuran’a el basıyor ve ağabey babaya inanıyor. Maalesef ki tacizler devam ediyor. Kızlar bu sefer annelerine anlatıyor durumu. Kadın kocasıyla konuşunca adam yine bu sözlerin iftira olduğunu söylüyor ve karısını demirle dövüyor ellerini kırıp yamultuyor. Büyük kız tecavüzden bıktığı için aceleyle evleniyor ama aklı hala kardeşlerinde kalıyor. Bir gece tacize uğrayan kız dayanamayıp bağırıyor ve ağabey her şeyin farkına varıyor. Olay polise intikal ediyor... Peki sonra ne mi oluyor? Adam 100 yıl ceza alıyor ama olay zamanaşımına uğradığı için beraat ediyor. Bugün hala aramızda böyle sapıklar dolanıyor.

    Ne kadar acı değil mi? Kendi canın o, kendi kanın o. Minicik bedenlere bunu nasıl reva görüyor bir baba. Ya anne? O neden susuyor, neden karşı koyamıyor bu adama. Malesef ki kadınlarımız özgür değil, korkaklar, kocalarından ne olursa olsun medet umuyorlar. Tecavüzcü de olsa ses çıkartmıyorlar. Böyle bir şey kabul edilemez. Kitapta okuyup dona kaldığım tepkiler oldu. Kadın kızına diyor ki: “Sen yıktın yuvamı, kendi aramızda hallederdik. Baban içerideyken bize kim bakacak şimdi.” bu zihniyeti yok etmemiz lazım. Atsınlar bu kadını ateşlere atsınlar zindanlara. Çekin kirli ellerinizi çocuklardan.

    Sadece kız çocuklarına değil erkek çocuklara yapılan istismar da çok fazla. Peki bu istismarlar aileler tarafından nasıl fark ediliyor? Çocuk eğer son zamanlarda içine kapandıysa, bir şeylerden korku başladıysa, suskunlaştıysa, banyo yaptırırken kan fark ediliyorsa orada bir problem var demektir. Çocuk anne ve babasına her zaman güvenmeli ve onlara her şeyi anlatmalıdır. Bu durumda çocukları korkutmamak onlarla dost olmak onların güvenlerini kazanmak gereklidir.

    Bu istismarı sadece babalar ve ağabeyler yapmıyor. Kitaptaki bir röportajda ensest mağduru kişi öz amcasının kendisine tecavüz ettiğini anlatıyor. Başka bir röportajda ise dede torununa tecavüz ediyor. Ama aile buna rağmen yıkılmıyor. Eşler birbirine destek oluyor. Keşke bunu tüm aileler yapabilseler, çarelerinin daha sıkı sarılmak olduğunu anlayabilseler.

    Avusturya’ya şöyle bir olay yaşanıyor: Baba kızını gizlice evlerinin bodrumuna kilitliyor. Kız o zamanlar 17 yaşında. Anne bu olay sonrasında yıkılıyor ve televizyon programlarına çıkıp kızının kaybolduğunu söylüyor. Baba da tabi bu sırada televizyon da timsah gözyaşları döküyor. Ve kız bulunamıyor. Olayın üzerinden 19 yıl geçiyor ve kız babasından tam 7 bebek doğuruyor. Tam 19 yıldır o evin bodrumundan çıkmamış o kadın ve bebekler. Yani o kız kardeşlerini doğuruyor. Baba o çocuklardan birini öldürerek kalorifer boşluğuna atıyor hatta... Olay yıllar sonra ortaya çıkıyor ve baba cezaevine gönderiliyor. İşte mahvolan 8 hayatın öyküsü. Bundan sonra ne o çocuklar ne de o kadın asla mutlu olmayacak. İçlerine asla neşe dolmayacak. Yağmur yağınca koşarak cama gitmeyecekler. Kar yağınca doyasıya kar topu oynamayacaklar. Aldıkları her nefes onlara zehir olacak. Hiçkimsenin hiçkimseye böyle bir kötülük yapmaya hakkı yoktur.

    Kitabı okurken o kadar sinirlendiğim, kitabı yırtıp atmak istediğim, ağladığım yer oldu ki... Bir çocuk diyor ki:”Babamın sütü çok acı.” hangi vicdan kaldırır böyle bir cümleyi? Ya da “Babamın canavarı var. Her gece yatağıma gelip canımı yakıyor.” bu sözleri kim kaldırır? Ah be güzel çocuk sana sahip çıkamadık affet beni, affet bizi, affet insanlığı. Affedilecek bir yanımız yok ama sen yine de affet. Ne güzel demiş oysaki Aziz Nesin:

    “Öyle bir ağlasam
    Öyle bir ağlasam çocuklar
    Size hiç gözyaşı kalmasa

    Öyle bir ölsem
    Öyle bir ölsem çocuklar
    Size hiç ölüm kalmasa.”

    Bu kitabı okurken hep şunu sordum kendime: “Tüm bunlar yaşanırken ben neredeydim, ne yapıyordum?” Ben bir kahve içerken belki de bir kitap okurken o masum meleklere dokundular... Ben buna neden engel olamadım diye defalarca kendime kızdım. Ben mi kitabı bitirdim yoksa kitap mı beni bitirdi bilemiyorum.

    Affedin beni çocuklar sizi yemyeşil bahçelerde koşturamadım...
    Affedin beni çocuklar size gökkuşağını göstemedim...
    Affedin beni çocuklar sizi çocuk edemedim...

    10/10
  • Evet, Alicim, kızlar kendi kardeşlerini doğuruyor, abilerinden, amcalarından hamile kalıyor. Yani bu, öyle sadece ceza verilerek çözülecek bir mesele değil. Önemli olan toplumu iyileştirmek, insanın ruhunu yüceltmek, sapıklığı, suçu ortadan kaldırmak. Bunun içinde, gerekirse psikolog gibi düşünmek, sosyolog gibi davranmak lazım…”