Güzel bir kitaptı. İlk sayfalarda pek ilgimi çekmese de sona doğru beğendim. Kitabı okuduktan sonra şu kararı verdim. Önümüzdeki bir sene boyunca beni üzüp olumsuz etkileyebilcek, hayatı uzun uzun sorgulatacak hiç bir eser okumayacak ve tüm olumsuzluklardan kendimi uzak tutacaktım. Çünkü bu süreçte zaten bozuk olan moralimi daha çok dibe çekmek beni olumsuz etkileyecek. Bu yüzden kişisel gelişim kitapları ve umut içerikli roman veya denemeler okumak istiyorum. Bu kararı vermemi sağlayan ve kabuğuma çekilişimi kelebeğin kırmakta olduğu kozasına benzetmemi sağlayan yazarımıza teşekkürler.
Yine İstanbul’da bir köşk, yine uzun bir süre köşke uğramayıp miras için gelen genç adam, yine küçükken ezilip bu eziliş yüzünden çalışıp ne hikmetse sıfırdan Ceo veya şirket sahibi olan yakışıklı ve otoriter adam, yine sapkın bir zihniyet, yine saçma sapan cümle tekrarları, yine aynı konuları sanki daha önce hiç bahsetmemişcesine uzun uzun anlatmalar... Gerçekten çok sıktı. Osman Aysu’nun kitaplarının genelinde yer yer klişeler var ama böylesini ilk defa hissettim ki son yazdığı romanlar dışında da bu hissiyatım devam edecek gibi gözüküyor. Konusu ilk başlarda anlattığım gibi sadece hayvan gibi sinir olduğum kısma gelip defolacağım. Bu konu da aşırı sinirliyim. Yıllar önce ayrılıp şu an eski sevgilisi konumunda olan birisine sürekli SEVGİLİM diye hitap etmesi beni aşırı gerdi. Sevgilim galiba beni sevmiyor, sevgilim bana kırıldı ve buna benzer bir ton cümle. Ayrıldığı birine sevgilim diye hitap etmesi iğrenç ki kız da kendisini sevmiyorken bunları söylüyor. Daha sonraları araları iyi oluyor ve yine sinirlendiğim diğer nokta daha ilk kez yan yana uyuyunca -EVLENMEDEN- karıcım diyor. Bilmiyorum bana çok sapkınca geldi bu durum. Ki buna ek olarak yine her kitabında olan -istisnası var- kötü çıkan kalfa modellemesini de unutarak böyle bir eleştiri yazısını eksik bırakmak bana yakışmaz. Yine miras için oynanan çirkin oyunlar... Yazarın düşünce yapısı moral bozucu. Sanki hayat ve Türkiye İstanbuldan hatta ve hatta eski milyarlık köşklerden ibaret. Buna ekleme olarak dışı güzel içi kof insan tiplemeleri, sürekli maddiyat bazında ilerleyen bir konu ki yazar sadece bunları yazan birisi olarak aklımda kalacak muhtemelen. Mütareke Yıllarında Aşk’ı tenzih ederim. Elimde kalan son Osman Aysu kitabını da okuyarak tekrar kitaplığıma sokmak istemeyeceğim bu kitabı yatağımın altına