9/10
·300 syf.··
Beğendi
·
2026 112. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere Hasan Balaban kaleminden Altair - Pinhân kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının ilk kitabı 2026 yılı basımlı 300 sayfalık bir kitap •Normalde suç dünyasını, gizemleri kovalamayı çok severim ama bu kitap çıtayı öyle bir yere taşımış ki sadece bir hackerın peşinde koştuğumu sanırken kendimi bir anda Türk mitolojisinin, tasavvufun ve gökyüzü şifrelerinin tam ortasında buldum. •Hikaye, Herakles mahlasını kullanan gizemli bir örgütün ya da siber teröristin saat tam 09.09’da attığı o ürpertici tweetlerle başlıyor. Ama bu bildiğimiz klavye delikanlılığı değil; adamlar attıkları her tehdit dalgasını gökyüzündeki takımyıldızlarıyla şifrelemişler. Serpens Caput, Delphinus, Capricornus, Ophiuchus ve Scutum derken siber dünyadan gelen darbelerle ülkece ekran başında buz kesiyoruz. •Kurgu sadece bilgisayar kodlarından ibaret değil. Bir bakıyorsunuz Profesör Bilgin’in bıraktığı mektuplarla Gök Tanrı ve Erlik Han gibi Türk mitolojisine dalmışsınız, bir bakıyorsunuz Enneagram formülü ve Sufizm bağlantılarıyla tasavvufun o en gizemli dehlizlerinde kaybolmuşsunuz. Fırat Nehri'ndeki o acayip mavi-yeşil ışık ile İstanbul Topkapı Sarayı’nın asırlık duvarları arasında öyle bir köprü kurulmuş ki, bir anda kendinizi kadim bir tarikatın, Altair’in izinde buluyorsunuz. •Mevlüt, Mert, Deniz, Furkan, Hican, Oğuz ve Volkan. Kimse göründüğü gibi temiz değil, herkes arkasında bir şeyler gizliyor ve bu sırlar yüzünden operasyonlar defalarca çuvallıyor. •Pasif savunmanın bitip, ekibin Ankara Merkez, Fırat Ekibi ve İstanbul Ekibi olarak üç kola ayrıldığı an kurgu adeta üç farklı koldan akan bir nehre dönüşüyor. Ve o final... Tam şifreler çözülüyor, taşlar yerine oturuyor dediğiniz anda maskelerin düşmesi ve Altair’in "Ben geldim" diyerek sahneye çıkışı... •Yazarın kalemi o kadar
Altair - PinhânHasan Balaban · Güneşyolu Yayınları · 20253 okunma
Puan vermedi·372 syf.··
2026 85. kitabı
ᴘᴇşɪ̇ɴᴅᴇʏɪ̇ᴢ 𝙱𝚊𝚣𝚎𝚗 𝚍𝚞̈𝚗𝚢𝚊 𝚜𝚎𝚗𝚒 𝚊𝚕𝚝 𝚎𝚝𝚖𝚎𝚔 𝚒𝚌̧𝚒𝚗 𝚎𝚕𝚒𝚗𝚍𝚎𝚗 𝚐𝚎𝚕𝚎𝚗𝚒 𝚢𝚊𝚙𝚊𝚛. Bazı kitapları okuduktan sonra "ah be ne güzel geldi, iyi ki okudum " deriz ya işte benim için tam anlamıyla severek okuduğum bir kitap oldu. Yazarın akıcı ve sade kalemi, olay örgüsü, sağlam kurgusu ve bölüm geçişleri güzeldi. Kitabın son sayfasına kadar gizem ve heyacan okuru asla terk etmiyor. Karakterlerin psikolojik analizlerini ve içsel döngülerini kusursuz işlemişti. Kitabın atmosferi de oldukça güçlü, karakterlerin o duygu ve düşünceleri ,yazarın betimlemeleri ile birleşince kitabı okumaktan çok yaşamaya sevk ediyor... Modern dünyanın karanlık yüzünü ve insan psikolojisinin sınırlarını merkezine alarak muhteşem bir okuma serüveni yaratmış. Yazar internetin ve sosyal medyanın insanları nasıl birer yargıca dönüştürdüğünü, bir olayın dijital dünyada yayılan dedikodular, önyargılar ve klavye arkasına saklanan insanların acımasızlığı ile hayatı nasıl alt üst ettiğini gözler önüne seriyor. Annelik, kayıp, sosyal medyanın yarattığı linç , paranoya, akran zorbalığı ,geçmişin sırları, aile içi sırlar, arkadaşlık, iletişim, algı, güven, suçluluk duygusu gibi bir çok derin temalardan beslenen bir kurgu. ​ Düşünsenize ​15 yaşında iken Kehanet adında bir kitap yazıyorsunuz ve yarışmada birinci oluyor, kitabınız basılıyor...Ve babanız da ünlü bir müzisyen. Yıllarca süren bir karanlık zihniyet ve inanç ile internette devam eden akıl almaz bir algı ile insanlar sizden ve ailenizden nefret ediyor... Meg , kızını üniversiteye bırakmak üzere eşi Justin ile yola çıkıyor. Ancak otoyolda başlayan bir taciz/sürtüşme korkunç bir kazaya sebep oluyor. Justin olay yerinde hayatını kaybediyor geride kalan Meg ve kızı hem fiziksel hem de ruhsal olarak hayatlarına devam etmek zorundalardır. Kazadan aylar sonra Meg,
PeşindeyizAlison Gaylin · The Kitap · 2025128 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·321 syf.··
2026 11. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 16:08
John Steinbeck abimiz The Legend,Grande,Your Majesty yine yanıltmadı. Yine döktürmüş. Kitap daha ilk sayfalarıyla benim ilgimi çekti.Cümleleri bu kadar akıp giden,yormayan az yazar vardır herhalde.Öyle sanıyorum ki o da yazarken kendini çok sıkmıyor.Cümlelerim güzel olsun diye ıkınmıyor.Alıyor eline kalemi gerisi kendiliğinden geliyor.Kalemle mi yazıyor tabi orasını bilemiyorum,belki de daktilo falan kullanıyordur.Öyleyse bile klavye de akıp gidiyor belliki.Ama çeviriyi çok başarılı bulamadım,özellikle sonlara doğru diyaloglar belirsiz şeylerden bahsetmeye başladı.Bunun çeviriden kaynaklandığını düşünüyorum.Kitabın yine sonlarına doğru typolar arttı, iletişim gibi bir yayınevinden daha dikkatli olmasını beklerdim. Gelelim kitabın konusuna. Başkarakter Ethan Allen Hawley vaktiyle hali vakti yerinde olan bir aileden gelmektedir.Ailesi New Baytown kasabasının önemli eşraflarındanmış yani.Sonra değişen dünyaya ayak uyduramayan Hawleyler bir çöküş yaşıyor.Tabi ketenpereye de gelmiş olabilirler, bilemiyorum yani,okuyun karar verin.İşte Ethan Allen Hawley eskinin zengini yeninin az bir şey düşkünü olarak bir dükkanda tezgahtarlık yapmaktadır.Eşi ve çocukları bu duruma biraz içerlemektedirler.Ne zaman zengin olacaksın diye bu garibanı sıkıştırıp duruyorlar.Neymiş herkes helal veya haram demeden bir şekilde zengin oluyormuş da Ethan niye olamıyormuş. Bakalım Ethan bu baskılara rağmen ahlaklı kalmaya devam edebilecek mi? Zengin olmak için her şeyi yapmak mübah mı? Para gelsin de nereden ve nasıl gelirse gelsin mi? Ethan ahlaklı bir adam mı yoksa dürüstlük onun asıl sahtekarlığı mı? İnsanı uzun uzun düşündüren etkileyici bir kitaptı.Okumanizi kesinlikle tavsiye ederim.
Kaygılarımızın KışıJohn Steinbeck · İletişim Yayınları · 20251,313 okunma
Dilin afetleri incelemesi
Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 22:55
İmam Gazâlî’nin piyasada müstakil (ayrı) bir kitap olarak basılan "Dilin Afetleri" (veya bazı tercümelerdeki adıyla "Dil Belası") eseri, aslında yazarın İslam düşünce tarihine damga vurmuş devasa başyapıtı olan İhyâu Ulûmi’d-Dîn (Dini İlimlerin İhyası) isimli eserinden bir bölümdür. Kitabın temel felsefesi, dilin terbiye edilmeden kalbin ve ahlakın asla ıslah edilemeyeceği düşüncesidir. Gazâlî, dilin cüsse olarak çok küçük, ancak işlediği günahlar ve manevi sonuçları bakımından en tehlikeli organ olduğunu savunur. İnsanı cennete de cehenneme de götüren anahtarın dilde saklı olduğunu söyler. Eserde, ayetler, hadisler ve İslam alimlerinin (kelâm-ı kibâr) sözleri rehberliğinde insan psikolojisinin derinliklerine inilerek dilin yol açtığı 20 büyük manevi hastalık (afet) incelenir. Kitapta ele alınan başlıca konular şunlardır: Gereksiz ve Boş Konuşmak (Mâlâyâni): Kişiye ne dünyada ne ahirette faydası olmayan, sadece vakit kaybettiren sözler. Münakaşa, Cedelleşme ve Tartışma: Haklı bile olsa insanlarla inatlaşmanın kalbi katılaştırdığı, kini ve nefreti körüklediği anlatılır. Gıybet ve Dedikodu: İnsan ilişkilerini ve manevi hayatı en çok zehirleyen, başkasının gıyabında konuşma hastalığı. Yalan ve İftira: Toplumsal güveni yıkan ve insanı Allah'ın rahmetinden uzaklaştıran en büyük dil belaları. Övgüde Aşırı Gitmek (Yalakalık/Dalkavukluk): Birini yüzüne karşı aşırı överek hem onu kibirlendirmek hem de dürüstlükten sapmak. Alay Etmek, Küfür ve Hakaret: İnsanların kusurlarıyla dalga geçmenin ve kötü söz söylemenin ruhu nasıl kararttığı. Gazâlî'nin Çözüm Önerisi: Sükût (Susmanın Hikmeti) İmam Gazâlî bu hastalıkları sadece sıralamakla kalmaz; her birinin manevi tedavisini de sunar. Ona göre dilin afetlerinden kurtulmanın en kesin ve etkili yolu "sükût etmek", yani yerinde
Din
Dilin Afetleriİmam Gazali · Sufi Kitap · 202517bin okunma
Bir Hırsızın Zihninde Dolaşmak: Sarı yüz
9/10
·303 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 23:11
Bazı kitaplar vardır, okurken karakterin omzundan tutup sarsmak, "Ne yapıyorsun sen?!" diye bağırmak istersiniz. R.F. Kuang’ın Sarı Yüz’ü benim için tam olarak böyle bir sinir harbi oldu. Başından sonuna kadar ahlaki olarak dökülen bir ana karakterle baş başasınız ama kitabı bir türlü elinizden bırakamıyorsunuz. Düşünün ki yazar olmak istiyorsunuz ama kariyeriniz bir türlü ilerlemiyor. Öte yandan en yakın arkadaşınız (ki aslında o kadar da yakın değilsiniz) edebiyat dünyasının yere göğe sığdıramadığı, ödüllere doymayan bir yazar. Sonra bir gün, bu arkadaşınız gözlerinizin önünde trajikomik bir kazada hayatını kaybediyor. Ve onun henüz kimsenin bilmediği, yayınlanmamış o muazzam taslağı masanın üzerinde duruyor... Alır mıydınız? Ana karakterimiz June Hayward alıyor. Hatta almakla kalmıyor, kendi eseriymiş gibi ufak tefek değişiklikler yapıp, adını da biraz daha gizemli ve etnik tınlasın diye "Juniper Song" olarak değiştirip piyasaya sürüyor. Kitap yok satıyor, paralar ve şöhret su gibi akıyor. Ama sonrası? Tam bir kaos… Beni asıl çarpan şey, bu hırsızlık hikayesinin ötesinde, June’un o çarpık zihni oldu. Yaptığı şeyi kendi kendine öyle bir haklı çıkarıyor, olayları öyle bir manipüle ediyor ki, okurken hissettiğiniz o "Yok artık!" hissi hiç geçmiyor. İnsanın içindeki o saf haset ve "bunu aslında ben hak ediyorum" kibri o kadar çıplak anlatılmış ki, karakterden tiksinirken bile bir sonraki hamlesini merak etmekten kendinizi alamıyorsunuz. Kitabın beni vuran bir diğer tarafı ise internet kültürü ve sosyal medya linçleri üzerine söyledikleri. Klavye başındaki o isimsiz kalabalıkların birini nasıl saniyeler içinde ilahlaştırıp sonra nasıl acımasızca paramparça ettiğini, dijital dünyadaki o devasa yankı odalarının nasıl bir anda kabusa dönebildiğini okumak gerçekten
Alıntı
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,4bin okunma
Stefan Zweig Seçmeleri
8/10
·216 syf.··
2026 4. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 15:25
Öncelikle okuduğum bir öykü seçkisi olduğu için küçük küçük de olsa öykülerden bahsetmek istiyorum. Bahsedemeyeceğim kadar kısa iki öyküsü daha mevcut. Genel olarak ayrıntılı ama sizi sıkmayan betimlemelerle ayrıntılı işlenmiş karakterlerin yaşamlarına tanık oluyoruz. Bir Kadının Yaşamından 24 Saat kalbinin sesine kapılıp neredeyse tüm hayatını alt üst etmek üzere olan bir kadının hikayesi. Yaşadıklarından dolayı duyduğu pişmanlığa tanık oluyoruz. Ama bir yerde de aklından geçenleri yapmaya cesaret edemeseydi de yaşayacağı keşke tüm hayatı boyunca aklından hiç çıkmazdı diye düşünüyorum. Akıcı, kısa, okurken sayfaların elinizden kaymasına sebep olacak tatlı bir hikaye. Kitapçı Mendel Savaş hikayelerini oldum olası sevmem. Savaşın insanlara yaptıklarını okumak da aynı derecede tatsız. Jakob Mendel, “kitaplar akeminin gizemli mihrabı", "belleğini bir klavye gibi harekete geçiren (..) sesli ansiklopedi, ayaklı katalog", "kitaplar aleminin dahi ve bilinmeyen ustası” olarak tanımlanmış Stefan Zweig tarafından. İnsanın anlamlandıramadığı, farklı gelen şeyleri nasıl bir çırpıda yok ettiği yeni bir bilgi değil, yine de okurken sinirleniyorum. Mendel’in hikayesi 20-30 sayfada sizi içine alıcak, içinizi kıpır kıpır yapacak türden. Yine de hayatın korkunçluğundan bihaber masumların başına gelen kötü şeyleri okumak istemiyorum. Kızıl Taşradan gelen hayata yabancı bir öğrencinin büyükşehire uyum sağlayamayışı ile ilgili. Hayatın ve kendi anlamını ararken kimi zaman kayboluyor.
Bir Kadının Yaşamından 24 SaatStefan Zweig · Koridor Yayıncılık · 2016151bin okunma