Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemiyle ilgili en ilginç tespitleri, Atatürk'ün yakın arkadaşlarından Falih Rıfkı Atay, Batış Yılları adlı eserinde yapıyor. O eserden küçük iki parça nakledeceğim . Şöyle yazıyor Falih Rıfkı Atay :
"Kendime ilk defa ne zaman Türk dediğimi pek hatırlamıyorum. Bizim çocukluğumuzda Türk kaba ve yabani demekti. İslam ümmetinden ve 'Osmanlı' idik, İlmihal'lerde baş dersimiz 'Din ile milliyet'in bir olduğunu öğrenmekti.Vatan sözü yasaktı. Onu ben büyüyüp de Namık Kemal'i okuduğum günlerde kitapta gördüm. Kulağımla ancak Meşrutiyet'te duydum. Padişah kulları idik. Okul çıkışlarında her akşam sıraya girer, 'Padişahım çok yaşa' diye bağırırdık.Beyoğlu'nda bir İstanbullu Türk 'Yerli'liğini kolayca hisseder. Dükkanlardan çoğu, Türkçeden başka dille konuşmayana cevap vermeye ancak 'tenezzül' eder. Yan sokaklardan bazılarının adları Fransızcadır ve Fransızca yazılmıştır. 'Büyük Klüp'ün adı, 'CerlCed'Orient'dır. Dili Fransızcadır. 'Karşı' Türklerinin de Türkçe konuştukları pek duyulmaz. Bu Tanzimat tipi 'Batılı' ile, bugünkü Batılı Türk arasında hiçbir benzerlik aramayınız. O, Türklüğünden utanan, Türklüğünü saklayan bir 'Alfranga'dır. Bir göbek, çoğu iki, nihayet üç göbek ötesi Anadolu'nun bir kasaba veya köyünden çıkan bu Türkler, saraya yahut Bab-ı Ali'ye çıkınca ilk işleri soylarını da, soyadlarını da unutmak olur... Okullarda da Arab'a Arap, Arnavud'a Arnavut, Rum'a Rum, fakat kendimize Osmanlı derdik."
Kökü dışarıda olan birtakım cemiyetler bizim ülkemizde şubeleşmiştir, kurulmuştur ve üye olanların aidatları Amerika'ya gider. Lions klüp, Rotary klüp, mason klübü vs... Kökü dışarıda... Başka ülkeler kurmuş, İngiltere'de, Amerika'da ama Türkiye'de de organize oluyorlar, her yerde şubesi var, yakasında rozeti var. Bazen hayret ettiğiniz kimselerin yakasında da görebiliyorsunuz. Onlarla iş yapıyorlar. Onlar vasıtasıyla yabancı bir toplumda tutunuyorlar, yabancı bir toplumda işlerini götürüyor, politikasına hâkim oluyor, yönlendiriyorlar. Millî eğitiminde etkileri oluyor. Bunları dış bakıştan herkes göremiyor.
Talât bey cemiyeti İllegal örgütleşmeden legal siyasal parti oluşuna kadar Jakobenci bir yapıya kavuşturmak istemiştir. Nitekim 1908 devriminden sonra İttihat ve Terakki örgütlerinin "Klüp" olarak adlandırılması da bu, eğilimin biçimsel düzeyde ki görünümüdür. Diğer yandan kurulan siyasal örgütün bir blok oluşturması zorunluluğu Jakoben modelini akla getirmektedir, İttihat ve Terakki bir blok oluşturma amacındadır.
Yorumcular. ikinci duruşmayı beklerken. geçen her gün dışarıda olma umutlarını kamçılıyordu. Yeni Yorum'un kurulmuş olması bir ölçüde anlamsız kılıyordu onların tutukluluğunu. Yorumcular tutuklu kalsalar bile Yeni Yorum. "Cemo kasetinin çalışmalarına başlamıştı bile. Hapishanedeki Yorumcular'sa besteleriyle destek olacaklar kasete.
Yorumcular. ikinci duruşmaya da, kelepçelerle birbirlerine bağlanarak getiriliyor. Bu kez. izleyicilere açık bir duruşma. Kamuoyunun mahkemeye ilgisi ise yoğun: Aileleri. demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri. Milletvekili Fikri Sağlar, Danimarkalı Müzik Grubu Savage Rose.Danimarka Pen Klüp Başkanı ve Yorum dinleyicileri.
Birçok öğretmen, hâkim, avukat, memur ve doktor, akşamları klüp ve lokallerde oturup kumar oynamaktan ve habire bira içmekten vazgeçtiler. Tekrar kitap okumaya, mesleklerinde araştırmalar yapmaya başladılar. Halkı aydınlatabilmek için, önce aydınlanmış olma gereğini kavradılar. Artık her yerde bilgili konuşmacılar ve konferans verenler görülmeye başladı