8/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 203. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 00:31
Öylesine yaşıyoruz. Doğmuşuz çünkü. Nasıl yalın bir cumle. Modern hayatın "hep daha fazlasını yap" baskısına karşı, "olduğun halinle yeterlisin" diyen bir ses gibi. Özellikle hayatında bir dönüm noktasında olan veya "Nereye gidiyorum?" diye sorgulayan herkesin kendinden bir parça bulabileceği bir kitap. Bazı bölümleri fazla durağan gelse de, bu durağanlık aslında kitabın vermek istediği "yavaşlama" mesajıyla oldukça tutarlı. Bazen o "otomatik pilot" hissi her şeyi çok renksiz hale getiriyor. "Madem buradayız, öyleyse devam ediyoruz" mantığı, aslında insanın en saf ve en sade hali. Ne büyük kahramanlık destanları ne de devasa başarılar; sadece nefes almanın ve orada bulunmanın getirdiği o garip, biraz da melankolik durum. ​ ​Sadece dünyayı izlemek, bir ağacın büyümesini veya şehrin gürültüsünü takip etmek; bir amaç uğruna değil, sadece tanık olmak için. ​Belki de hayat bir görev değil, sadece bir süreçtir. Bugün sadece "doğmuş olduğun için" orada olmak yeterli bir sebep olamaz mı? Bir ormanda her ağacın aynı hızda büyümesi veya her çiçeğin aynı anda açması beklenmez. Her birinin kendi mevsimi, kendi ritmi vardır. ​Başarıyı sadece "varış çizgisine ulaşmak" olarak değil de, "yolculuk sırasında neye dönüştüğümüz" olarak tanımladığımızda, omuzlarımızdaki o görünmez yükler de hafiflemeye başlar. ​Bazen en büyük başarı, sadece olduğun yerde kalıp fırtınanın geçmesini bekleyecek kadar kendine güvenmektir. kendin olmaktır. ​"Bazen sadece durmak, yanlış yöne koşmaktan çok daha fazla cesaret ister." ​"Hayat, her zaman başarıya ulaşmak zorunda olduğumuz bir yarış pisti değildir." Okumak, sadece bilgi edinmek değil; başka bir ruhun derinliklerinde kendine yer bulmaktır." Durup soluklanmak, nerede olduğunu anlamak ve yönünü tayin etmek,körü körüne koşmaktan çok daha
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,1bin okunma
10/10
·136 syf.··
2024 26. kitabı
Okunmaya değer değil, anlaşılmaya değer bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitap, eğitim sisteminin dayattıklarını ve ebeveyn baskısını yalın bir şekilde gözler önüne seriyor. Ailelerinin istediği üniversiteye gitmesi gerektiğini düşünen , istemedikleri mesleği seçmek zorunda bırakılan , ne istediğini ,hangi mesleği seçeceğine kendileri karar veremeyen, hayalleri sınavlar üzerine kurulmuş öğrencilerden oluşuyor. Kitap , 100 yıllık Welton Akademisi’nde sadece erkeklerin okuduğu bir akademide geçiyor . Okulun dört temel esası ile başlıyoruz . Gelenek ,onur ,disiplin, mükemmellik … En iyi olmak, itibarlı ve vazifeyi en iyi şekilde yerine getirmek, anne babaya, öğretmenlere ve müdüre saygılı olmak, sıkı çalışmak okulun temel kuralları. Öğrencilerin hayatı John Keating kendisininde mezunu olduğu ,katı disiplini ile bilinen Welton Erkekler Akademisi’nde edebiyat öğretmeni olmasıyla değişmeye başlıyor. Onun ilginç eğitim metodları gelenekselci müfredat programına yeni bir soluk getiriyor. Anlayış tarzı ve aklı ile öğrencilerine tutkularının peşinden gitmeyi ,anı yaşamaları, hayatlarını olağanüstü yaşamaları için ilham veriyor. Öğretmenleri ile edebiyatın büyülü dünyasına dalan gençler Bay Keating’in öğrenciliğinde üye olduğu gizli bir klüp olan Ölü Ozanlar Derneği’ni yeniden ,aralarında tekrar kuruyorlar . Ama yeni kavuştukları bu özgürlük ne ailelerinin ne de okul yönetiminin hoşuna gitmiyor.Tam tersi daha katı bir baskı görmeye başlıyorlar. Ölü Ozanlar Derneği’nin bu yeni nesil üyeleri bu baskıya karşı gelebilecekler midir? Kitap , bunca sıkışmışlık duygusundan, öğrencilerini korumaya çalışan, onlara kendi isteklerine göre yaşamlarını sürdürmeleri gerektiğini anlatmaya uğraşan idealist edebiyat öğretmeni John Keating’in “anı yaşa” felsefesi üzerine kurgulanmış.
Ölü Ozanlar DerneğiN. H. Kleinbaum · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 202233,1bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Ateş Kadehi
9/10
·860 syf.··
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2026 21:43
Ve 4. kitabımızzz. İlk olarak benim için Azkaban Tutsağı’nın üstüne çıkamadığını söylemek isterim(altına da inmemiş tabii). Bu kitapta bence çok heyecanlı, geniş olay örgülü olsada 3. kitabın gerilimli atmosferi benim daha çok hoşuma gitti. Filmde bazı değişiklikler yapıldığını zaten biliyoruz. Film de ve kitapta daha çok sevdiğim ayrı ayrı kısımlar vardı. Kitabı okurken sanki 3 gündür değil ezelden beridir okuyormuş gibi hissettim kendimi. Okudum okudum okudum ve bi türkü bitmedi sanki. Akmadı anlamında değil ama genel olarak yavaştı sanırım ama sıkıcı olarak da değil. Dolu bi kitaptı diyebilim. Arada karakterlerin ana olaydan bağımsız şeyler yaptıklarını gördüğüme sevindim. nihayet koştur koştur değildik. Barty jr sonunda ne olacağını bilsemde beni bile kandırmayı başardı :D Kitabın bi bölümde “acaba filmde değiştirdiler mi bu kısmı, sonradan mı Moody’nin yerine geçecek” diye düşündüm. Çünkü moody(barty jr) gerçekten inanılmaz inandırıcı bi şekilde yazılmıştı. Turnuva kısmı da genel olarak eğlenceliydi. Görevler arasında Harry’nin aklı yine bi karış havadaydı tabi. İnsan biraz önündeki turnuvaya odaklanır. Filmde sevmediğim bi kısım karakterlerin ergenliğe giriyor olmalarının biraz aşırı verilmiş olmasıydı. Yani balo sahnelerindeki gariplikler, Ron-Hermione gerilimi, Cho-Harry arasının gariplik vs vs kitapta daha azdı ben sevdim bunu. Sirius’un olaylara daha çok dahil olması da bence çok güzeldi. Bide bu kitapta Dobby’nin bu kadar mevcut olduğunu bilmiyordum Winky’i hiç tanımıyordum. Ah Winky üzümlü kekim… Şimdi evren biraz daha genişledi ve kitabımız yavaş yavaş okul dışında da geçmeye başlayacak. Bu arada diğer okulların olması ve o okulların öğrencilerini tanımamızda bence çok hoştu. Hatta bu kitap için yeni evlerden insanlar tanıdık diyebilirim çünkü bariz
Harry Potter ve Ateş KadehiJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 200136,3bin okunma
10/10
·152 syf.··
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 14:32
Garip Meslekler Klübü Kitap Analizi Dünyadaki En Garip Meslek Düşünen Bir Okur Olmaktır Sevgili kitap kurdu dostlarım çok iyi bilir ki kitap okuma bağımlılığı okuyucunun damarlarında dolaşan bir bağımlılık haline geldiği zaman kurtulması mümkün olmayan bir hastalığa dönüşür. Bulaşıcı bir hastalık evet… Daha doğru nasıl tarif edilebilir ki? Her hastanın bünyesinde gösterdiği etkiler farklıdır elbette. Kimisi sanki dünya üzerinde başka seçenek yokmuşçasına bir yazarın birden çok kitabını ard arda okumasıyla bağışıklık kazanırken , kimisi bir anda birden fazla muhtelif meseleler görmekten beynini dış dünyadan soyutlamakla bir nevi anestezi olur. Bazıları ise belli dönemlerde farklı yazarlara ait aynı içerikte kitapları okumakla ileri derece virüse yakalanır ve bedeni tümüyle bu virüsle kaplanır. İşte sevgili okurlar , ben muhterem dostunuz da saydığım etkilerden sonuncuna maruz kaldığım bir dönemdeyim. Okurluk ve yazarlık işlerini bu tür bir berimlemeyle anlattığım için garipseyenler olacaktır elbette. Ama kitaplarla bağ kuran her birey demek istediğim şiddetli arzunun ancak bedeni ve ruhu saran bir hastalıkla tabir edilirse noksansız olacağında belkide benimle hem fikir olacaktır. İşte benim bu yazıda size anlatacağım kitap , 2025 sonu ile 2026 başı arasındaki o “Acaba bu yıl bizi neler bekliyor?” sorusu gibi bu gizemli geçiş sürecine eşlik edecek güzel bir konuya sahip . Elbette Polisiye romanlarını okumaya çocukluğumda Sherlock Holmes okuyarak başlamış , Agatha Cristie nin naif trajedilerine o yıllardan beri hayranlık duymuşumdur. Yaş geçtikçe ve insan kendi tabiriyle biraz daha olgulaştıkça daha felsefi ve derin konulara -anlamak tabiri biraz iddialı kaçsada- ilgi duymaya başlıyor diyebilirim. İşte size bahsetmek istediğim bu kitap , yani “Garip Meslekler Klübü”
1000Kitap
Garip Meslekler KulübüG. K. Chesterton · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202583 okunma
10/10
·208 syf.··
2025 60. kitabı
Emre Timur'un kalemini bilenler onun tozpembe hayatlar yerine insanı düşündüren, insanı dürten, hayatın daha çok karanlık kısmını yansıtan, insanı rahatsız eden harika bir yazar olduğunu iyi bilir.Bu kitabı okumadan önce diğer kitaplarını okuyup varoluşçuluk akımında belli bir düşünce yapısına sahip olanlar,bu kitabında yapmış olduğu göndermelerde diğer kitaplarından anektodlar görmeleri mümkündür.Hayatın ve insanın özünün oluşturduğu tezatlığı yazarın kaleminden okumak oldukça etkileyici. Nietzsche okuyanlar,onun Böyle Buyurdu Zerdüşt eserindeki üst insan felsefesini iyi bilirler.Bu eeserde de tıpkı buna benzer bir felsefe doğuruyor;Yazarın tamamen kendine has tarzı ile harmanlanmış Bilge Savaşçı.Bilge savaşcı ile varoluşsal hayatın derinliklerine inerken, yabancılaşma konusunu daha iyi anlıyoruz.Varoluşsal yapının iki önemli eseri olan Bulantı ve Yabancı eserlerinden anektodlar bulmak da oldukça lezzetliydi.Hele ki Fight Klup filminde geçen o meşhur ruhani savaş kısmı ile yabancılaşmayı özelleştirmesi muazzamdı.Kitap insanın kendi içine yaptığı yolculuğu mağara benzetmesi ile gözler önüne sermiş.Aşırı mutluluğun aptallara ve bilgi savaşçıya has olduğunu belirten yazar,bunun dışında herkes derinlerde mutsuzdur demiş.Bu yanı ile günümüzdeki hayatımızı düşündürsek ne kadar haklı olduğunu daha iyi anlıyoruz.İnsanın kendine yabancılaştığının farkına varması bir mertebedir demiş yazar.Bunun üzerine derinlemesine düşündüren anektodlar da gözler önüne serilmiş.İnsanın evrende yanlış yere konumlandırılmış olduğunu savunan yazar buni bütün detayları ile eserde aktarmış.Bu bağlamda bilge savaşcı ile bu konunun peşinden gidiyoruz.Tüm yönleriyle yabancılaşma konusu üzerine giderken,kendi içsel mağaramızdan kurtulmak için reçeteler arıyoruz. Felsefe ve Edebiyatla yoğrulmuş
YabancılaşmaEmre Timur · Epokhe Yayınları · 202575 okunma
Puan vermedi
Gazze için 6 arkadaşımla okulda sınıf panosu hazırlayacağız. Ben sadece pano ile sınırlı değilim; okul içi bilgilendirme panosu gibi, gerçekten okulda Gazze için çeşitli etkinliklerle bir şeyler yapmak istiyorum. Bunun için bir gruba veya klüp olması gerekiyor. Arkadaşlarım var fakat maalesef hiç birimizin kalbinde bunu gerçekten yapacak kadar vicdan ve merhamet yok. Çevremde gönülden “Filistin benim davam” diyen hiç bir arkadaşım yok. Daha lise 1 olduğumuz için üst sınıfların gereksiz eleştirilerinden de biraz çekiniyorum. Ümidimi kesmek üzereyken, aklıma Peygamber Efendimiz’in “Bana kim inanır ya Hatice” sözü geliyor. Ona inanan 2 milyar Müslüman ve ahir zamanın gençlerinden biri olduğumu düşündükçe, vazgeçmeye niyetim olmuyor. Dua edin, arkadaşlarımın ve benim bu davayı gönülden sahiplenelim. Hayırlısıyla bu grup büyüsün ve hayırlısıyla bir farkındalık yaratsın. Gerçekten duaya ihtiyacım olduğu için buraya yazıyorum lütfen dua edin. :)
GazzeZahide Tuba Kor · Timaş Yayınları · 2025150 okunma