a

Ahtapotokur

0 üye
Takip
ahtapotokur nobella
9/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2021 88. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2021 14:03
"İnsan vicdanının sorularını akıllı bir ağırbaşlılıkla aydınlattığı, önemli ebedi üretimleri için" 1957 yılında #nobel edebiyat ödülü ne layık görülmüş. Dürüst olmak gerekirse beni pek aydınlatmadı, oldukça karışıktım, kitaptan sonra çorba oldum. Jean-Baptiste Clamence, Paris Seine nehrinden geçerken bir olaya tanık oluyor ve sonrasında hayatı değişiyor. Zirvede biriyken yavaş yavaş düşmeye, düştükçe sorgulamaya başlıyor ve kendi muhasebelerini yaşarken feci savruluyor, okuru da yanına alarak. Kitabın arka kapağında da yazdığı gibi, eser aslında bir itirafname, insanın durumunun vahimetini sırtlanıp alaycı bir şekilde aynayı kendimize çeviriyor. Sizin aynalar ne durumda dostlarım? Bende sıkıntı yok, biraz Camus’nun absürdizmini düşünür, sonrasında mis gibi uyurum yine bu gece... Önemli: Kitabı kafanız çok dingin olduğunda ve sakin bir ortamda okuyunuz. 100 sayfa olmasına aldanmayınız, zor bir deneyim sizi bekliyor.
Ahtapotokur
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201919,2bin okunma
ahtapotokur nobella
7/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2021 73. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2021 10:26
‘Kendimi yaşlı ve yorgun hissediyorum, uyumak istiyorum. Bu günlerde ne zaman fırsat bulsam uyuyorum ve gönülsüzce uyanıyorum. Uyku artık şifa veren yaşamsal güçleri geri getiren bir banyo değil, bir unutuş, yok oluşa her gece hafifçe bir dokunuş gibi.’ sf.37 #nobella (#nobelokumaları) etkinliğimizin bu ay ki yazarı 2003 Nobel Edebiyat Ödüllü, Güney Afrikalı yazar John Maxwell Coetzee. Nobel akademisi, 63 yaşındaki Coetzee 'nin ödüle eserlerinde "analitik zeka ve verimli diyaloglarla yabancılaşmayı anlattığı" için layık gördüğünü belirtmiş. Ben henüz bir üniversite öğrencisiyken bu ödül sayesinde yazarın ismini ilk kez duymuştum. Edebiyat çevrelerinden de akademinin kararına ilişkin pek çok yorum yapıldığını anımsıyorum. Sıcağı sıcağına ilk okuduğum eseri #utanç oldu ve çok beğenmiştim. İkinci eseri, canım #nobella grubumuzla okuduğumuz #Barbarları Beklerken oldu. Yalan yok, yazarın ilk romanlarından olan Barbarları Beklerken (1980), Utanç (1999) kadar beni etkileyemedi. Başlangıçta olaya/duruma dahil olmak oldukça çaba gerektirdi. Coetzee problemli karakterleriyle ünlüdür ancak bu karakterler bende maalesef sempati uyandıramadı. (Sadece problemsiz karakterleri seviyor değiliz elbette!) Ancak her bir karakterin neye hizmet ettiği açık seçikti ve romanda kuru kalabalık yoktu) Yaşlı adam/genç kız ilişkisi utanç kitabında da olduğu gibi çok başarılı işlenmişti. Romanda sunduğu hayali imparatorluğu ve 1970ler Güney Afrikası arasındaki benzerlikler etkileyiciydi. Dünyanın bütün coğrafyalarında yerli ırklara yapılan baskılar ve zulümler çok yaralayıcı bir şekilde işlenmişti. Tabii ki size kitabın özetini sunmayacağım, bir zahmet kendiniz okuyuverin, son zamanlarda bunu yapan hesaplardan tamamen uzak durduğumu da belirtmek isterim. Bu akşam 20:30 da Coetzee’ yi ve
Ahtapotokur
Barbarları BeklerkenJ. M. Coetzee · Can Yayınları · 20192,054 okunma
Reklam
MURAKAMİKAZE
7/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2021 68. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2021 22:14
RÜZGARIN ŞARKISINI DİNLE Malumunuz harika bir grupla sevgili Haruki Murakami’ nin bütün eserlerini kronolojik olarak okumaya başladık. Bazılarımız için ilk okumalar ancak ikinci tura başlayan katılımcılarımızın sayısı da az değil. Fare’ nin üçlemesi serisinin de ilk kitabı olan #rüzgarınşarkısınıdinle aynı zamanda Murakami’ nin 1979 yılında yazdığı ilk eseri. Edebi anlamda zaten kendisinin de çok emin olmadığı (ki yıllar sonra bu kitabın çevrilmesine izin veriyor) eserde yer yer sert geçişler olsa da, kendine has duru üslubuyla kendi ekolünü kendisi yaratacak bir ustanın gümbür gümbür geldiğini haber veriyor. • Sf.13 Eğer sanat ve edebiyat arıyorsanız antik Yunanlıların yazdıklarını okuyabilirsiniz. • Sf.29 Farenin romanının iki harika yanı vardı. İlki, hiç seks sahnesinin olmaması, tek bir kişinin bile ölmemiş olması, diğeri ise tek bir kişinin bile ölmemiş olması. Her ne kadar görmezden gelsek de insanlar ölür ve erkekler kadınlarla yatar. • 51 ve 52. sayfada Haiku hece ölçüsüne yapılan göndermeler. • Sf.120 Herkesin bildiği şeyler üzerine roman yazmanın ne anlamı olabilir ki. • Kitabın tamamında Dereck Hartfield isimli hayali yazardan yaptığı alıntılar. 150 sayfalık bir günde rahatlıkla okuyabileceğiniz kitapta üstat adeta, ben işi gücü bıraktım, mutfak masasında yazmaya başladım. Bundan sonra da bir ömür boyu istediğim üslupla, istediğim konuları yazacağım mesajı veriyor, bizler de onun bu doğallığını ve yarenliğini çok seviyoruz, kitaplarını tekrar tekrar okuyoruz, gerçekte var olmayan referanslarının (Dereck Hartfield’ı Google da arayan sadece ben değilmişim neyse ki) peşine düşüyoruz. Murakami’ nin kendi işlettiği Little Boy isimli Caz Kafesini işletirken bir anda yazmaya başlamasına vesile olacak aydınlanma ve mutfak masasındaki yazma serüveni, eseri
Ahtapotokur
Rüzgarın Şarkısını DinleHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20207,4bin okunma
ahtapotokur nobella
7/10
·264 syf.··
2021 61. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2021 12:38
Kısa bir zaman önce okuduğum, tadı damağımda kalan 'Günden Kalanlar' kitabının ve İşiguro’ nun Nobel'den sonra yazdığı ilk romanı olmasının etkisiyle, Klara ile Güneş'e yüksek beklentiyle başladım. Güçlü bir gözlem yeteneği olan Klara isimli YA (Yapay Arkadaş) nın mağaza vitrininden insanoğlunun davranışlarını ve dış dünyayı izlemesi, YA’ nın kendisini adayacağı çocuk efendisini sabırla beklemesi ve satın alınmasının anlatıldığı birinci bölümü bitirdiğimde beklentim katlanarak arttı. Özellikle yapay zeka konusunda insanoğlunun son yıllarda yakaladığı başarılar ve bu durumun beraberinde getirdiği etik meseleler hususunda çokça düşündüğüm ve CRISPR teknolojisi hakkında okumalar yaptığım bir döneme denk gelmesi itibarıyla, uzun zamandır aradığım romanın ‘Klara ile Güneş’ olduğunu düşündüm. But.... Ancak..... :) Kitap okuma arkadaşlarımdan geçer not alsa da maalesef ben umduğumu bulamadım. Bu kitapla ilgili görüşlerimi maddeler halinde paylaşmak isterim. Linçe hazırım :) #nobella okuma grubumuz... *Kitap konu olarak İşiguro’ nun BENİ ASLA BIRAKMA isimli distopik gelecek konulu romanı ile benzer konusundan dolayı eleştiriliyor. Benim için bu durum hiç bir sorun teşkil etmiyor, kaldı ki yazar bu konularda yazmayı sevdiğini zaten kendisi de dile getiriyor. Kitabın sorunu BENİ ASLA BIRAKMA kitabındaki duyguyu okuyucuya geçirme başarısının yanından bile geçemeyişinden kaynaklı. *Kitaptaki karakterler Beni Asla Bırakma kitabını okumamın üzerinden en az on yıl geçmesine rağmen, Katy ve Tommy hala gözümün önünde. Keza Günden Kalanlar kitabının baş karakteri Mr. Stevens hayatımın geri kalanında unutulmayacaklar arasında. Ancak malesef Klara ile Güneş kitabında yer alan karakterlerden hiç birisi (Klara ve Josie de dahil olmak üzere) böylesine vurucu bir etki bırakmadı bende...
Ahtapotokur
Klara ile GüneşKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 20212,165 okunma
ahtapotokur nobella
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2021 52. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2021 21:09
Bir eser okudum ki beni benden aldı. Kenzaburo Oe // Kurbanı Beslemek Eser üç uzun öyküden oluşuyor. Daha önceki yıllarda bu kitabı üç ayrı kitap olarak basmış Can Yayınları. Bu en son baskı ise muhteşem bir üçü bir arada olmuş. 1. KURBANI BESLEMEK Savaş sırasında Japonya’nın ücra bir köyüne bir savaş uçağı düşer. İçindeki siyahi Amerikan arkeri köylüler tarafından tutsak edilir ve tutsaklık süresince bir çocuk tarafından beslenir. Çok çarpıcı bir şekilde başlayan ve sürprizlerle devam eden bu uzun öyküyü br solukta okudum ve tadı damağımda kaldı. İyilik ve kötülük kavramlarının çocukluk ve yetişkinlik üzerinden ustalıkla işlenme şekli yüreğime yer etti. 2. DELİLİKTEN KURTAR BİZİ Birincisinden geri kalmayacak muhteşemlikte bir kurgu, nefis betimlemeler ve kalifiye kalem işçiliği. Zihinsel engelli bir evlat ve ona kendini adamış bir baba. Bu durumun bir nesil öncesine varan kökleri. Babanın özgürleşme sürecini yazmış Kenzo. Çok da güzel yazmış yahu... Görmek üzerine çok okuma yaptım bugün dek, bu kadar beni sarsanına ilk kez denk geldim. Bir nobel değil beş nobel eder bu öykü... Hala okumadıysanız kaçırmayın derim. 3. GÖZYAŞLARIMI SİLECEĞİ GÜN İlk yirmi sayfasında oldukça çaba isteyen metin, ilerleyen sayfalarda yerini akıcı bir olay örgüsüne bırakıyor. Savaşta esir düşen üvey abinin, ölümü kabullenip teslim olmasını isteyen bir baba. Buna karşın karşı cepheye geçmesini ve yaşamasını savunan bir anne. Sakin kafayla, sindire sindire okunması gereken, üzerinden kaç yıl geçerse geçsin anımsanacak bir eser. Üç öyküyü de çok sevdim. 5/5 gelsin. En yıldızlısından.
Ahtapotokur
Kurbanı BeslemekKenzaburo Oe · Can Yayınları · 2015516 okunma
MURAKAMİKAZE
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2021 80. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2021 07:24
Pinball 1973, Murakami’ nin 1980 yılında yayımlanan ikinci romanı. Bende legonun kayıp parçasını bulup yerine koymuşum hissi uyandıran bu kitap, Fare karakteri ile ilk romanı #rüzgarınşarkısınıdinle nin izini sürmüş, Naoko’dan bahsettiği satırlarda ise #imkansızınşarkısı nın ipuçlarını sunmuş. Acemilik işlerinden olduğu iddia edilse de, dil, kurgu, hikaye, her şey yerli yerinde. Kuyuların, havuzların dipleri, Fare, böcekler... Bolca bira, kahve...Pek çoğunu ilk kez duyduğum, 1970-80lerin keyifli İngilizce parçaları... Bizleri yıllarca peşinden sürükleyecek #murakamik tuhaflığın temelleri bu kitapta bence. Her zamanki gibi bolca #PES dedirterek ( çok şükür ), ilk kitabıyla kabul görmenin kazandırdığı güvenle olsa gerek, bu ikinci kitabıyla gümbür gümbür ‘ben geliyorum’ diyor , Japon edebiyatının çılgın çocuğu. Kahramanının pinball makinesine (tilt makinesi yahu, başka bir şey değil) olan bağ-IM-lılığı, bana Play Station başında sabahlayan, saatlerce Candy Crush baloncuklarını patlatmaya uğraşanları anımsattı, onların üzeri örtülmüş yalnızlığını... Böyle beslendikleri bir uğraşıları olduğu için onlar adına sevinmeli mi, yoksa bu yalnızlıklarından dolayı onlara üzülmeli mi, bilemedim. Son olarak, bu romandan sonra artık eminim: Ben Venüs’te yaşamak istiyorum. ‘Venüs bulutlarla çevrili sıcak bir gezegenmiş. Sıcak ve nemden ötürü üzerinde yaşayanların çoğu genç yaşta ölürmüş. Orada otuz yıl yaşayan efsane olurmuş. Ve Venüslülerin yürekleri yaşadığı sürece sevgiyle dolup taşarmış. Venüslülerin hepsi birbirlerini istisnasız severmiş. Kimseye nefret duymaz, kimseyi kıskanmaz ve küçük görmezlermiş. Kötü söz de söyleyemezlermiş. Ne cinayet varmış ne de kavga, sadece sevgi ve şefkat hüküm sürermiş orada. Bugün biri ölse onun için üzülmeyiz’ dedi Venüs’ lü sessiz adam. Çünkü
Ahtapotokur
Pinball 1973Haruki Murakami · Doğan Kitap · 20201,553 okunma