"Kadınlar ülkesi yıllar önce kurulmuş, sorunsuz idare edilen, içinde mutlu bir ailenin yaşadığı bir kır evi gibiydi burası. Terry'nin burayı sevmemesinin sebebi ise karşı çıkacak, mücadele edecek, fethedecek hiçbir şey bulamamasıydı."
"Ne seks kölesinin ne de evli kadının şansı vardı. Tanrı Hermes heykelleri, Atina’daki her cadde başında kalkık penisiyle kadının güçsüzlüğüne işaret ediyordu."
Kadınlar ve erkekler, yalnızca biyolojik olarak değil,ihtiyaçları, yetenekleri ile erkekler arasında,nasıl yaratıldıkları ve Tanrı'nın onlara verdiği toplumsal işlevler açısından da fark vardır.
“Karısı pek gün yüzü görmemişti. Bu kabalık onun için yaşam kaynağı, sefalete direnme gücü ve erkek olduğuna inanmanın bir yoluydu. Onu en çok saldırganlaştıran da ailede birini kitap ya da gazete okurken görmekti.”
“Ah biçare kadınlar, neler çekerlermiş! Biz erkekler onları kukla değerinde kullanıyoruz. Bu ne rezalet! Ne küstahlık! Bir erkek tanımadığı bir başka erkeğe rastlasa yüzüne bakmaz, söz söylemez. Lakin tanımadığı ve daha önce görmediği bir kadına rastladığı anda gülerek yüzüne bakmaya, söz söylemeye başlar ve kovsalar bile yanından ayrılmaz. Demek oluyor ki biz, kadınları insan sırasına koymuyoruz. Kendimizi eğlendirmek için onların ruhunu sıkıyoruz. Serbest gezip dolaşmalarına ve eğlenmelerine mani oluyoruz.”