Şu anda burada, çimlerin üzerinde, babamın çocukluk hâliyle birlikte oturduğumu hayal ettim. Çok iyi arkadaş olabilirdik, kendi ailelerimize anlatamadığımız pek çok sırrı birbirimizle paylaşabilirdik.
Ona diyebilirdim ki: "Sen çok iyi bir çocuksun baba. Seni üzdüler, sana çocukluğunu doya doya yaşatmadılar. En çok ihtiyacın olduğu anda sevgilerini senden esirgediler. Sen bunu istemesen de onların istediği gibi bir çocuk oldun. Farkına varamasan da işte böyle büyüyorsun. Büyüyünce çocukken olmak istediğin adamı hatırlamayacaksın. Bir gün senin de bir çocuğun olacak, onunla yalnızlığını paylaşabileceğini unutacaksın. Biliyorum, imkânlarımız eşit değil; benim izlediğim kadar film izleyemiyor, okuduğum kadar kitap okumuyorsun. Bir ağacı seyretmenin hazzını bilmiyor, bir çiçeği sırf güzel koktuğu için dalından koparıyorsun. Güneş ışıkları ve kuş cıvıltıları seni hiçbir sabah mutlu etmiyor. Çocukluğun boyunca hiç takdir edilmedin, istemeden de olsa hata yaptığında azar işittin, hatta dayak yedin. Ama... Ama ben senin gibi mutsuz büyüyemem ki baba? Söyle bana, yalnız büyüyen bir çocuk ne bulur yarınında? Ben bunu istemiyorum baba. Ben arkadaş olmak, paylaşmak, içimdeki sevgiyi ve bütün güzel duyguları çoğaltmak istiyorum. Bana bunun için lütfen kızma!"
Sayfa 70 - 4. Bölüm- Kırmızıya Çalan Bir Turuncu·Kitabı okuyor
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Babam omuzlarında tonlarca geçmiş taşıyan bir Atlas'tı. Şimdi, o aramızdan ayrılınca, tüm o geçmişin çatırdayarak üzerime usulca yıkıldığını, beni tüm öğle sonralarının arasına gömdüğünü hissediyorum.
Babam böyledir işte... Kırıp dökmeyi pek sever.Baba olacaklar en iyi odun kıranlardan mı seçiliyor? Benim babam odunu bir vuruşta ikiye bölmede ustadır da...
Oysa iyi konserve açanları baba yapmalılar bence.Çünkü konserveyi döküp saçmadan açan biri,kimseyi kolay kolay incitmez...