Düşmanın cüretini ölçmek için düşman kendini gösterir göstermez geriye çekilmek ne garip bir yöntem! Cinsel arzuları yok sayarak bu arzulardan kurtulacağını sanmak insanın kendini tanımamasıdır. Burada yol vermekten kastımız asla hiçe saymak değildir. (...) Toplumumuzda yirmi yaşındaki bir gencin bakirliğiyle alay edilmesi ve erkekliği konusunda ispat gibi görülmesi ne acıdır. Gerçek güç gösterisi, gerçek enerji, kendini kontrol etmek ve iradesine hakim olmak değil midir? Gerçek erkeklik budur başka bir şey değil; kendine hakim olmaktır.
"Ama başka cinsel nesnelere duyulan arzuların baskısı arttıkça, kurulu bağlılığı etkiler, özellikle eşe duyulan arzuyu aşındırırlar. Bu aşınmanın en kesin belirtileri şunlardır: Sevişmeden önce arzunun azalması, sevişmenin verdiği zevkin zayıflaması. Eşten alınan zevkin azalma
sıyla başka cinsel nesnelerin arzulanması birbirine eklenir, birbirini güçlendirir. İnsan bu durumdan iyiniyetlerle ya da sevişme oyunlarıyla kurtulamaz. İşte bu anda son derece tehlikeli olan eşe sinirlenme dönemi başlar; bu sinirlenme, kişinin mizacına ve aldığı eğitime göre, ya dışa vurulur, ya da içe atılır."
Cinsel arzuyu sadece sevgi uyandırmaz. Yalnızlıktan doğan huzursuzluk, hükmetmek ya da hükmedilmek isteği, kendini beğenmişlik, incitme, hatta yok etme isteği de uyandırabilir.