Modern felsefenin ileri sürdüğü gibi bir Ruh ve bir Vizyon, bulutumsu bir duman ya da boş bir şey değildir: onlar ölümlü ve çürüyen doğanın üretebildiği bütün şeylerin ötesinde örgütlenmiş ve inceden inceye birbirlerine eklemlenmişlerdir. Çürümekte olan ölümlü gözünün görebildiğinden daha güçlü ve daha iyi ışıkta, daha güçlü ve daha iyi ayırt edici özelliklerde imgelemeyen, hiçbir şekilde imgeleyemez.
Nietzsche ve Scheler'in düşünce tarihine armağan ettiği ve derinlemesine işlediği bir kavram olarak hınç, yani Ressentiment basit bir öfke nöbeti, küçük bir intikam yemini olarak tanımlanamaz. Tepkiye dayalı eylemler geçicidir ve onları unutabiliriz, oysa düşünürlerin kastettiği hınç tamamen ruhsal bir "zehirlenme"dir. Bir süreklilik arz eder. Ve zamanımızın en belirgin ahlâk yasasını oluşturur. Yani kölelik ahlâkını...