h

Hâlimiz

3 üye
Takip
- DEĞİŞMEYEN MANZARA...
Ya bütün sahaları içine alan ahlâk?.. Onda nasılız?.. Buyurun: Emekli Hâdimünnâs Efendinin resmen ayda 1500 lira gelir belirten, hakikatteyse gideri 15000 liraya varan evini, biri Gülây, öbürü Tülây adlı iki bekâr kızı karşılar... Hangisi dişi ve hangisi erkek, farkedilemez, üstüste binmiş gençler, havada, suda ve yerde pervaz eder, durur... Alakalı kişi, yüzlüğün ucunu görmedikçe dosyayı rafından indirmez... Üniversite giriş imtihanlarında milyonlar döner ve çalınmış veya alınmış sualler bakkal dükkânında satılır... Para basma makinesi, elini uzatmadan ceplerdeki nakitleri insafı nisbetinde (35 yılda bire 400 fark) eritmeyi bilir... Bankalar loteryacılık yapar ve keyfiyetten kaybetme pahasına kemmiyet köpürüşlerini terakki diye gösterir... Kasap her sabah etiket değiştirir, dilenci bile sadakaya zam ister... Politikacı, doğruyu söylemeyi, donuna etmişcesine bir ayıp sayar... Profesör, güneş tepe noktasındayken «vakit gece yarısı» fetvasını basar ve Batı ilim adamlarından arakladığı eserleri tertip yanlışlariyle birlikte adına mal etmekten utanmaz... Talebe, kopya çekmeyi zekâ, boşluğa yumruk sallamayı da ideal kabul eder... Gazete umumhane ve beyin yıkama işletmeciliğini döndürür; TRT ise, şiir sanat, fikir ve kültürü kendi nefsanî ölçüleriyle yerlerde süründürür... Köylü, şehirliye atmadığı madik ve giydirmediği külah bırakmaz... İşçi ve sendika, en zalim patrondan daha sömürücü ve kan emici sahte hak simsarları marifetiyle eşkiya çeteciliğine zorlanır... Neticede: **Fuhuş, şehvet, hırsızlık, rüşvet, sahtekârlık, kalpazanlık, yalan, riya, cehalet, şirretlik, küfür, gaflet, yaftacılık, gözbağcılık, samimiyetsizlik, adaletsizlik, her işde rezalet ve her noktada kepazelik, günde 20 bin ton kazurat ve
Sayfa 72 - 3. Levha / İÇ MUHASEBE, ÇIKMAYAN BÜYÜK DOĞU -Bir Hal ki, İBDA Yayınları
Hâlimiz
- DEĞİŞMEYEN MANZARA
Bir hal ki, bir hal ki, demeyin gitsin! Bu hal, tarihin çöküntü sahifelerinde kendisine misal aramanın değil, tarihe destanlık çapta yeni bir felâket örneği vermenin mevzuu... Yine tıp tabiriyle (psikasteni-ruhi inhitat) hali... Dış politikada manzara: Zaten kendisi «muhtac-ı himmet bir dede» olan Doğu ve İslâm âlemiyle, ruh muvazenesi allak bullak Batı ve Hıristiyanlık dünyaları gözünde, kendisine karşı aynı teşhis: İtibarsızlık, iktidarsızlık, şahsiyetsizlik, ne olduğu ve ne olacağından habersizlik... Koptuğu âlemle, yapışmaya çalıştığı dünyadan herbirince reddedilme, muallakta kalma, boşlukta yaşama haline katlanış politikası... İç manzara: (Tek cümleyle) Her şehirde yükselen arsız gökdelenlere rağmen her sahada çöküş ve yere kapanış... İktisatta: Açlıktan ölmek üzere olan bir delinin, önündeki pilavı kaşıklayıp ağzına mı, kulağına mı, ne tarafa götüreceğini bilmediği, ancak yatalak etmeye yarar hesapsız yatırımların saadet, montaj sanayiinin de makineleşme sanıldığı doktorsuz bir tımarhane... İdarede: İç ve dış, şu veya bu darbeye en elverişli zemini besleyici ve millet emrinde Meclis, Meclis emrinde hükümet, hükümet emrinde icra kuvvetleri şeklindeki devlet ehramını hâlâ tepetaklak tutma zorundan kurtulamayıcı kırık çark... Partilerde: Kel kafalara türlü saç üretme ilaçları veya akimlere «adem-i iktidar hapları satan, «sağ» ve «sol» dan gayrı bir sınıflandırma ve (6) ile (9) arası maddelerle yaftalama hünerinden başka bir şeye aklı yetmeyen, sefil, cüce politika işportacılığı... Maarifte: __İlk mektebinden üniversitesine kadar, insan memuriyetini, vazifesini, eserini, hedefini, gayesini, kısaca vücut hikmetini en kaba tarafından bile göstermek liyakatinden mahrum yetiştiriciler elinde, eczahane
Sayfa 70 - 3. Levha / İÇ MUHASEBE, ÇIKMAYAN BÜYÜK DOĞU -Bir Hal ki, İBDA Yayınları
Hâlimiz
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
(...) Gazeteler, kadına dişilik sanatını öğretebilecek erkek aletli orospuların reklamlariyle donanmakta, gazinolar dolup taşmakta, lüks eşya mağazaları birbirini çiğneyici kalabalıklara sahne olmaktadır. Herkes eğlencesinde, herkes zevk ve sefasında, hazmî ve tenasüli cihazlarını tıka basa doyurmak sevdasında... Buhran, bunalım, darlık, yokluk gibi laflar, hakikatlerini lügat kitaplarına terketmiş kuru mefhumlar... En ağır ve âzami haddiyle felaket, muhakkak ve mutlak... Fakat bunun azabını çekenler nerede?.. Polisle ev ev arasanız bulamazsınız! Bu öyle bir sırdır ki, çözüm şekillerinden başlıcası, azap çekebilme nimetinden bile mahrum bırakılmış olmamız...
Sayfa 51 - 2. Levha / İBDA KADROSU, AKSİYON -His İptali, İBDA Yayınları
Hâlimiz
Boşlukta uçan bir insan!..
21. Yüzyıldayız; bütün muvazenelerin altüst olduğu ve ölçülerin kalmadığı bir yüzyıl... Kuralsızlık bile öz hakikatiyle kuraldan, kural için ve kurala dönüş açıklığını işaretlerken, insanoğlunun bu en buhranlı deminde mevcut şartların üstüne kat kat çöken karanlıklara bakıyoruz ve dalgalı bir suda encamımızı seyreder gibi, hep yeniden bütünlüğü parçalayıcı tecellilerden ürperiyoruz; boşlukta uçan bir insanın nisbet tâyin edememesi gibi bir hal!..
Sayfa 157 - 6.Levha -Çarenin Adresi-, Kırkıncı Sene, İBDA Yayınları
Hâlimiz
Türkiye'de iki kaynak sakattır. Bunun biri para, biri ilimdir. Para, haram ile maluldür. İlim, fesat ile maluldür. Bu ikisinden nasibi çok olanların içinde sağlam adam çok azdır. Zengin de sıkı Müslüman!!! Çok azdır, yok denecek kadar. Okumuş da profesör de, dindar!!! O da çok azdır Çünkü kendini kurtarmak zordur. Bu iki kaynağın biri haram ile diğeri fesat ile maluldür. Halk saf düşünür. Okumamış halk, saf düşünür. Hele şuuru ifsat edilmemiş, bu batıl fikirlerden haberi olmayan insanlarda bu daha barizdir. Berrak su gibidir. kaynak suyu gibi.
Hâlimiz
Cenazede göğsümün üzerine Reyhan Hanım’m siyah be­yaz vesikalığını tutturduğum toplu iğne kalbime ok gibi saplandı. Ben onun resmini değil güzel başını göğsüme yaslayacaktım oysa...
Hâlimiz