Batı’da, bir kişi piyasada para kazanır ve bunu iktidarı satın almak veya etkilemek için kullanır. Doğu’da kişi iktidarı ele geçirir ve bunu para kazanmak için kullanır. Ahlaki açıdan ikisi arasında bir fark yoktur, ancak ekonomi ve devlet üzerindeki etkileri çok farklıdır.
Sahi bütün bu olan bitenlerde kimdeydi kusur? Kimdi bütün bu büyük yıkımın müsebbibi? Ne zaman değişmişti tarihin akışı? Nerede hata yapılmıştı? Saltanat rejimi kötü olduğu için mi kaybetmiştik? Kaybettiğimiz için mi saltanat rejimi kötü olmuştu? Yeni devre ayak uyduramamaktan söz ediyordu herkes. Ne zaman başlamıştı bu yeni devre ayak uyduramama meselesi? Fatih Sultan Mehmed’in zamansız ölümüyle mi? Birbiriyle kavgaya tutuşan iki şehzadesinden Cem Sultan’ın değil de, II. Bayezid’in galip çıkmasıyla mı? Yoksa Yavuz Sultan Selim’in halife olması mı mahva sürüklemişti bizi? Kanuni mi yapmıştı en büyük hatayı, Şehzade Mustafa’yı öldürerek? Belki de bir saray entrikası neticesinde yeniçerilerin Genç Osman’ı ahlâksızca ve hunharca katletmesiyle başlamıştı bu lanet. Lale Devri’nde saray hazinesi har vurup, harman savunulduğu için mi fakirleşmiştik? Ya da zaten en başından beri aksak bir iktisadi yapıyla mı idare ediliyorduk? Nerede kaptırdık Batılı devletlere üstünlüğü? Yoksa Batılı devletlere hiç özenmemeli miydik? II. Mahmud mu soktu bizi bu hatalı yola? Bir ihanet vesikası mıydı Tanzimat Fermanı? Abdülaziz haklı mıydı? Bize göre değil miydi meşrutiyet? İyi ama bugün medeniyetin öncülüğünü yapan ülkelerin hepsi bu yolu seçmemiş miydi? Bu yolu seçmeyen ülkelerin hepsi bizim gibi fakirlikten ve cehaletten kırılmıyor muydu? Yoksa Abdülhamit’in söylediği gibi acele mi etmiştik? Millet daha hazır değil miydi sultanın yanında bir de meclis olmasına? Biraz daha beklesek daha mı iyi olacaktı?
Mantıklı mantıksız ne kadar iddia, ne kadar fikir varsa, makûs talihimiz hakkında hepsi birer birer geçti kafamdan. Sonra böyle bir tefekküre dalmanın artık hiçbir manası olmadığını anladım. Geç kalmıştık, çok geç. Ama geç kalmış bir inkılâptan daha kötüsü, hiç olmamış bir inkılâptır. Evet
Sayfa 157 - Everest Yayınları, 1. Basım, Aralık 2015·Kitabı okudu