Geleneksel düşünceden ayrışan modern düşüncenin temelleri hümanist felsefe üzerinden şekillendirilmiştir. Hümanizm geleneğin Tanrı’yı merkeze alma düşüncesine karşı insanı merkeze almayı hedefler ve insanın bir özne olarak egemen duruma gelmesi demektir. Tarihsel ve toplumsal varoluşun insan üzerine kurgulanarak yorumlanmasıdır. Hümanizm hareketi önce sanat ve edebiyat etkinlikleriyle baş göstermiştir. Resim, heykel, felsefe, edebiyat metinlerinde insan varoluşunun egemen öznesidir (Yıldırım, 2007: 116). Hümanizm, ilk olarak felsefi ve edebî bir düşünce ya da kavram olarak 14. yüzyılda İtalya’da ortaya çıkmıştır. Modern kültürün önemli bir unsuru olan hümanizm, insanın değerini kabul eden; onu her şeyin ölçütü sayan, insan doğasını, yetilerini, ölçüsünü ya da ilgilerini konu edinen bir felsefedir.
Birinci Baskı: Ekim 2023, ÖZNE VE HAKİKAT BAĞLAMINDA MODERN VE POSTMODERN EPİSTEMOLOJİNİN ELEŞTİRİSİ: VASAT’I YAKALAMA ÜZERİNE BİR DENEME, Modern Bilgi/Bilim, Pınar Yayınları·Kitabı okudu
- "İnsanın talihsizliği, fıtratı hilâfına davranmasında yatar. Meşruiyetini Tanrı’da bulan iktidar düşüncesinden kopulduğu ve dünyanın Batı’nın hoyrat saldırısına uğradığı Rönesans dönemi böyle bir dönemdir. Hümanizmin aptallaştırdığı insan, o gün bu gündür, modern kavramların yapaylığı içinde hadleri değiştirerek yaptığı densizliğin cezasını, gerçekliğin yalanı içinden yansıtıldığı bir ortamda, konuştuğu dille kendisini ilahi hakikatlere yöneltecek işaretler arasındaki bağın kopmasıyla; “çöp imparatorluğu”na, “dilsiz ve dölsüz” bir topluma dönüşerek ödüyor. “Söz”ün ömrü ve değeri de ezelî ve ebedî hakikati temsil etmekten uzaklaştığı nisbette azalıyor. Dolayısıyla, “okumasını bilen” için Salih Mirzabeyoğlu'nun muazzam bir çabanın ürünü Ölüm Odası/B-7 isimli eseri, Hakk’ın eşyaya yerleştirdiği işaretleri yeniden keşfetmenin arkeolojik kazısı, okuma kılavuzudur. Bu gözle bakılmasının faydalı olacağı kanaatindeyim..."
(MEVLÜT KOÇ, "Hadlere riayet", Aylık Dergisi 143. Sayı Ağustos 2016'den iktibas. barandergisi.net, 15 Eylül 2023)
Diğer hümanistler gibi erken yaşta verilen eğitimin erdemine inanan Erasmus'a göre,bir çocuğa erken yaşta eğitim vermemek,onu öldürmek kadar büyük bir suçla eşdeğerdedir.