İbda

3 üye
Takip
Fikirler ölmez...
(Bir Rukiye Şenel çalışması, x.com/RukiyeSenel81, 28 Şubat 2024)
İbda
İBDA ve RUHUN FENOMENOLOJİSİNE DAYALI BİLGİ TEORİSİ...
İBDA’nın bilgi anlayışı, hem İslâmî marifet geleneğine hem de modern felsefede bilincin fenomenolojik çözümlemelerine paralellik gösterir. İBDA’nın epistemolojik yaklaşımı, “bilgi”nin sadece dış dünyayı yansıtan bir işlem değil, aynı zamanda insanın kendini bilme serüveni olduğunu vurgular. Bu bakımdan Salih Mirzabeyoğlu, Georg Wilhelm Friedrich Hegel’in “bilincin kendi üzerine dönmesi” hareketini, İslâmî anlamda insanın İlâhî mârifete ulaşması anlamıyla alır. Bilgi, ruhun kendi istidadını gerçekleştirme sürecidir: İnsanın bilme çabası, aslında ruhun kendi potansiyelini açma çabasıdır. Bu noktada Mirzabeyoğlu’nun epistemolojisindeki kilit kavram, “malûm” kavramıdır. İnsanda her türlü bilginin kaynağı olan meçhûl, özü, “gizli hazine”yi ifâde eder. Malûm, Immanuel Kant’ın noumeni gibi dışarı atılmış bir bilinemez değil, insanda mevcut, fakat sır olarak kalan hakîkattir. Bu anlamda insan hem bilendir, hem bilinenin bir parçasıdır, hem de daima bilmediğiyle çevrilidir. Bu anlayış, epistemolojinin zeminini şuurdan ruha kaydırır ve bilginin merkezine imân tecrübesini yerleştirir. Salih Mirzabeyoğlu’nun bilgi teorisinin çıkış noktası, varlığın şuura bağıntılı oluşudur. Varlık, kendi başına kapalı bir gerçeklik değil, şuurda belirdiği ölçüde “vardır”. Varlık, insan için yalnızca şuura verildiği ölçüde mevcuttur. Bu yönüyle onun düşüncesi, fenomenolojik bir başlangıç taşır. Edmund Husserl fenomenolojisi, felsefede iki hattı -epistemolojideki idealist çizgi ve ontolojideki varoluşçu çizgi- birleştiren bir merkezdir. **Mirzabeyoğlu, bu iki hattı yeniden yorumlayarak kendi epistemolojisini kurar. Varoluşçuların öznelciliğini ve idealistlerin şuur-merkezciliğini aynı ânda aşar. Bu nedenle onun epistemolojisi, Husserl’in “maksatlılık” yapısını kabul eder, fakat şuur yerine ruhu merkeze alır. Çünkü şuurun
İbda
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Tenimizi ezebilirsiniz…Ama… Ruhumuzu asla… Onu ne işkence zapteder, Ne kelepçe, ne pranga… Gülümser durur inancımız, Hürriyet buudunda sonsuzca… Bizi edebilirsiniz, Evimizden, tenimizden… Ama dinimizden?… Çok şükür… Pişmanlık uğramadı semtimizden… Ya siz?.. Ezelî pis, hayvancıklar… Neye yaradı işkenceniz?.. Dünyanız kara, ahiretiniz zift… Sizi bekliyor cehenneminiz… İşkence Salih Mirzabeyoğlu
İbda
İşkencenin işkenceden ibaret kalan bir hukuk zaafından başka bir şey olmadığını, bu fıkra kadar güzel anlatan misâl olamaz… Hukukun çizdiği yol üzerinde delille suçlunun üstüne gidip de delil toplayacağına, “bakalım ne var ne yok!” cinsinden bir keyfilikle, sırasında sade vatandaşları bile işkenceye çeken Kemalist düzenin hukuk anlayışı!.. İşkence Syf.64
İbda

Fikir İşçisi

@okuyanmutefekkir
·
Mossad~CIA~KGB ve MİT Müthiş!
Bayrampaşa Ceza ve Tutukevi’ndeki tutukluluğum sırasında, PİK davasından tutuklu bir genç, Siyasî Şube’deki hücrede bir solcudan duyduğu fıkrayı anlatmıştı… Nefis!… İsrail’in Mossad ajanı, Amerika’nın CIA ajanı, Rusya’nın KGB ajanı ve bizimki, bir maymunu ormana salmışlar ve “bakalım kim önce yakalayacak?” demişler… Mossad ajanı, iki saat sonra maymunu yakalamış… CIA ajanı, üç-beş saat sonra Mossad’ın maymunu yakaladığını rapor etmiş. KGB ajanı da, bir iki gün sonra, Mossad’ın maymunu yakaladığını ve CIA’nın da bu hadiseyi rapor ettiğini bildirmiş. Aradan bir gün geçmiş, iki gün geçmiş, beş gün, on gün, on beş gün; bizimkinden haber yok… Merak etmişler ve “başına bir şey gelmiş olmasın; şunu arayalım!” demişler, aramaya çıkmışlar… Ve bulmuşlar… Bizimki bir kanguruyu yakalayıp sırığa bağlamış, elektrik verip boyuna çeviriyormuş: - “Söyle ulan, sen maymun musun!”
Sayfa 64·Kitabı okudu
İbda