Bu benin doçentlik tezimde, bilim dünyasına sunuldu. O da şu: "Bugün Müslümanlar umumiyetle ve hattâ Ezher'deki hadîs âlimleri bile, Peygamberimizin sözlerinin şifâhen (yâni Peygamberden duyulup, daha sonra nakledildiğini) nakledildiğini sanırlar; dolayısıyla nakledilen sözlerin doğruluk ihtimâli zayıflar. Meselâ oryantalistlerin en büyük Hadîs bilgini Goldhizer'e göre: "Buhârî ve Müslim'deki hadîslerin Peygamberle bir alâkasını olmadığını, bunların o devrin fikirlerini aksettirdiğini, Buhârî ve Müslim bu fikirleri toplamış ve sonuna rivayetler zinciri eklemiş, yâni uydurmuşlardır..." Ben araştırmamda bunun tamamıyla yanlış olduğu neticesine vardım. Şuna inandım: "Bunların arkasında yazılı kaynaklar var. Zira önceleri şimdiki gibi kitaplar dipnot olarak kaynak eser gösterilmezdi, direkt şahıs ismi yazılırdı. Bir rivayet zincirine göre sıralanır ama aynı zamanda da yazılı bir kaynağa dayanırdı mutlaka. Meselâ Taberî'nin bir tarih kitabı var. Muazzam bir tarih. 9. asırda yazılmış. Oryantalistlerden çok şey öğrendik, ama bazı sahalarda özellikle teoloji sahasında, onlar Hıristiyan oldukları için başka gözle baktılar. Onları affediyorum; fakat bu rivayet zinciri meselesini anlamamış olmaları affedilmez bir şey. Bugün Ezher'liler de bunu yanlış anlıyorlar. O bakımdan Müslümanlar matematikte, astronomide, fizikte nasıl büyük merhaleler kat etmişlerse, tarih ilminde de Yunanlılardan sonraki bütün Avrupalıların tanıyamadığı bir merhaleye ulaşmışlardır. Biz bunu gözden kaçırıyoruz. Bugün maalesef bu durumu müdafaa edecek bir Müslüman yok. zaten Avrupalılar da henüz bunu tamamıyla kabul etmediler. Bunu anlayamadığımız müddetçe biz bütün İslâm bilimlerinin nasıl tekamül ettiğini kavrayamayız...
Sayfa 93 - 94 II. Bölüm, Kendimizi Tanımak, -Buhari'nin Kaynakları-,Pınar Yayınları