“Öğretmenin,eğitimin ana öğesi olduğu yadsınamayacak bir gerçek. Ancak uzun zamandır, en azından son yıllarda öğretmenin, eğitim sistemi içinde arka planda bırakıldığına hatta göz ardı edildiğine inanıyorum. Bu yüzden, öğretmenin konumunun içinde yaşadığımız dönemde önemli ölçüde sarsıldığını düşünüyorum.”
Sayfa 20 - Final Kültür Sanat Yayınları·Kitabı okuyor
Bir okulda ücretli öğretmenlik yaptığım yıllarda bir meslektaşım, sınıfta yaramazlık yapan, dersi dinlemeyen çocuklara, telefonunun arka kapağına yapıştırdığı "afkur" kelimeli çıkartmayı göstererek hakaretvari disiplin sağlıyormuş. Bunu bana aynı sınıfta dersine girdiğim öğrencim şikayet edip anlattığında kanım donmuştu. "Hocam bize bunu demeye ne hakkı var?" diye serzenişte bulunmuştu. Hem mahcup olup öğretmen arkadaşın davranışına izah yapamamış hem de öğrencimizi teskine çalışmıştım.
Bizler, öğretmenler olarak yetersiz kaldığımız noktalarda uygun şekilde durumu derhal idareye ve okulun psikolojik rehberlik birimlerine iletip aile ile iletişime geçerek gereken önlemleri almalıyız. Çocuklarla yüz göz olup onları zaten içinde bulundukları ergenlik ruh halleri nedeniyle daha da agresifleştiren diyaloglara girmemeliyiz. Çocukların sevgiye, ilgiye, ahlâkî örnekliğe ihtiyacı var. Onları öncelikle derslerin, notların ağırlığından kurtarıp onlara, ahlâkın ve bilhassa merhametin önemini kavrayacakları disiplin ve anlayışla kucak açmalıyız... Bişnev...
Şimdi dönüp bakıyorum da hayatımda fark yaratan ōğretmenlerimin hiçbiri öğretmeye çalışmamışlar; değerli hissettirmişler, beni birey yerine koymuşlar, kocaman sarılmışlar ve mesleklerini tutkuyla sevmişler.
Öğretmen olup yılda sadece on ay çalışmayı düşleyen kızlar. Görürsünüz, diye düşünüyorum onlara bakarken. Öğretmen olup da siz de mesleğin zevklerini tadın!