Sanki aniden ihtiyarlamıştı, bezginlikle kafesine doğru ilerledi. Bir ara duraksadı, kulaklarını yeniden dikerek arkasına baktı, sonra kendisini seyreden tavşanların arasından geçerek kafesine girdi. Artık kafesini kendi içinde taşıyordu.
Kuru bir yaprağı kaldırmak güç gösterisi değildir, güneşi ve ayı görmek keskin bir görüşün işareti değildir, şimşeğin sesini duymak hızlı bir kulağın göstergesi değildir.
2005'te New York-Havana Bankası'nın çöküşü, 2007'de Hindistan'ın fırlattığı nükleer füzeler (neyse ki başlıkları harekete geçirilmemişti), 2008'de Pan-Avrupa Hava Trafik Kontrol'ün işi durdurması, aynı yıl Kuzey Amerika telefon şebekesinin felç olması...
Bütün bunlar Kıyamet Günü'nün provaları gibiydi. Fakat normalde işbirliği içinde olmayan, hatta birbirleriyle mücadele eden ulusal haber alma teşkilatlarının usta zekâları sayesinde, bu tehdit yavaş yavaş kontrol altına alındı.
En azından birkaç yüzyıldır, toplumun hiçbir kurumuna bu gibi ciddi saldırılar olmadığına inanılıyordu. Bu zaferi sağlayan en önemli silahlardan biri, çok pahalı bir uygulama olduğunu düşünenler olsa da, Beyin Başlığı'ydı