“Mutlak Tevhid mümkün değildir!” buyuruyor Şah-ı Nakşibend Hazretleri. Esseyyid Abdülhakîm Arvasî Hazretleri, HAYRET ehlinin hâlini, aynı mânâda, “Kişi mevzuunu bulamaz ki ben desin!” ifâdesiyle belirtiyor. NYMPHALAR’ın arasıra buluşları(!) gibi anlaşılırsa, “mevzuunu bulamamak”, sanki bir zanaati olmayan adamın iş bulamaması şeklinde anlaşılabilir. Murad meselesi dikkate alınmazsa. Efendi Hazretlerinin kasdı belli: Allah’ta fani olan, Allah ilmine dalan HAYRET ehlinin hâlidir... Muhyiddin-i Arabî Hazretleri:
— “Allah bilgisi denizine dalan HAYRET ehli, su (hayat) içinde ateşe girdiler. Muhammedîler hakkındaki âyette DENİZLER TUTUŞTUĞU VAKİT buyurulmuştur. Nasıl ki fırını yaktığın vakit fırının tutuştuğunu söylersin; bunun gibi, o hâl içinde onlar kendilerine Allah’tan başka yardımcı bulamadılar, Allah da onlara yardım etti ve ebediyen fenaya erdiler. Eğer Allah onları kıyıya ve tabiat alanına çıkarsa idi, bu yüksek mertebelerinden indirirdi. Her ne kadar KÜLL, Allah için ve Allah ile –O’nu O’nunla bilmek– ve belki Allah ise de. (Küllden kasıd, Allah’ın isim ve sıfatlarının mazharı olan tabiat âlemidir.) Nasıl ki Nuh da RABBÎ dedi, İLÂHÎ demedi; çünkü RAB için sabitlik vardır, değişmez. İlâh ise, isim ve sıfatlarla değişmektedir. “O her vakit bir şe’ndedir” âyeti gereğince, daima hâlden hâle girmektedir. Nuh Aleyhisselâm, RABB hitabıyla süreklilikte duraklamayı murad etti; çünkü o hâlde başkası doğru değildir.”
Galiba Şeyh için MÜRİD’in MURAD olduğu ve GÖLGE’de rahata erme hikmetini bulduğu yerler de, hareket içinde hareketsizlik ifâdesi bu hâller. Hareketsizlikteki hareket.
*
RABB: Sahib, mâlik, seyyid. Cenab-ı Hak. Besleyen, yetiştiren, terbiye eden: 202.
Birr: Temizlik. Kalb, gönül. Takva. İhsan etmek, vahhab. Tilki yavrusu: