"

"Ruhi Mücerret"

3 üye
Takip
ADALETİN RUHU...
(...) "Kara Davud" şerhinden Allah Sevgilisi'ne Ruh'ül Kıst denilmesindeki hikmet: "Kıst, adalet mânâsındadır. Bütün âlemin nizâmı, aralarında olan cümle hâllerin adaleti, Resûlullah Efendimiz'in vücûdu iledir. Kendisine nazil olan Kur'ân-ı Azim ve İlâhî vahy, Rabbanî ilhâm ve Şer'i hükümleri icra ve infaz ettiği için, kendisine Ruh'ül Kıst denmiştir..."
Sayfa 370 - 371 XXIII. RUH-ÜL KIST (ADALETİN RUHU), İBDA Yayınları
"Ruhi Mücerret"
Ruh hamurunu Büyük Doğu teknesinde ve onun mimarı elinde idrak eden AKINCI GÜÇ, Milli Selamet Partisinin teşkilatlandırdığı Akıncılar çevresi içinden fışkırmış; yolunu, hedefini, temelini ve kaynağını, hiç bir tereddüde fırsat vermeyecek şekilde açıkça belirtmiştir. BÜYÜK DOĞU idealine mıhlı ve dar çerçevelerden kurtulmuş hususiyetiyle Akıncı Güç, tek güdüm işareti olmaksızın yolunu bulmuştur. Kendisinden başka hiç bir tarafa gönül ve kafa nisbeti kabul etmediğimiz bu yol, peygamberler Peygamberinin kum tepelerine çizip yanlarına çapraz hatlar çektiği düz yolun ta kendisidir. Ve adı «gerçek İslâmiyet»tir.
Sayfa 35 - 2. Levha / İBDA KADROSU, Deklarasyon - İBDA Yayınları
"Ruhi Mücerret"
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Peygamberliğin hikmetlerinden biri de, mümin kalbinde yumuşaklık ve yufkalık meydana getirerek İlâhî sevgiye zemin hazırlamaktır. İyi ve kötü fiiller ise, kesin birer delil değildir. Sahiplerinin cennet veya cehennem ehli olduğunu gösteren kesin bir hüccet oluşturmaz. Bu sırlar, keşif yoluyla bile tam olarak bilinemeyecek hakikatlerdendir.
Ekim 2012, «PARÇALAR», CENNET - CEHENNEM EHLİ, b.d.y
"Ruhi Mücerret"
- HAYRET HÂLİ VE EHLİ...
“Mutlak Tevhid mümkün değildir!” buyuruyor Şah-ı Nakşibend Hazretleri. Esseyyid Abdülhakîm Arvasî Hazretleri, HAYRET ehlinin hâlini, aynı mânâda, “Kişi mevzuunu bulamaz ki ben desin!” ifâdesiyle belirtiyor. NYMPHALAR’ın arasıra buluşları(!) gibi anlaşılırsa, “mevzuunu bulamamak”, sanki bir zanaati olmayan adamın iş bulamaması şeklinde anlaşılabilir. Murad meselesi dikkate alınmazsa. Efendi Hazretlerinin kasdı belli: Allah’ta fani olan, Allah ilmine dalan HAYRET ehlinin hâlidir... Muhyiddin-i Arabî Hazretleri: — “Allah bilgisi denizine dalan HAYRET ehli, su (hayat) içinde ateşe girdiler. Muhammedîler hakkındaki âyette DENİZLER TUTUŞTUĞU VAKİT buyurulmuştur. Nasıl ki fırını yaktığın vakit fırının tutuştuğunu söylersin; bunun gibi, o hâl içinde onlar kendilerine Allah’tan başka yardımcı bulamadılar, Allah da onlara yardım etti ve ebediyen fenaya erdiler. Eğer Allah onları kıyıya ve tabiat alanına çıkarsa idi, bu yüksek mertebelerinden indirirdi. Her ne kadar KÜLL, Allah için ve Allah ile –O’nu O’nunla bilmek– ve belki Allah ise de. (Küllden kasıd, Allah’ın isim ve sıfatlarının mazharı olan tabiat âlemidir.) Nasıl ki Nuh da RABBÎ dedi, İLÂHÎ demedi; çünkü RAB için sabitlik vardır, değişmez. İlâh ise, isim ve sıfatlarla değişmektedir. “O her vakit bir şe’ndedir” âyeti gereğince, daima hâlden hâle girmektedir. Nuh Aleyhisselâm, RABB hitabıyla süreklilikte duraklamayı murad etti; çünkü o hâlde başkası doğru değildir.” Galiba Şeyh için MÜRİD’in MURAD olduğu ve GÖLGE’de rahata erme hikmetini bulduğu yerler de, hareket içinde hareketsizlik ifâdesi bu hâller. Hareketsizlikteki hareket. * RABB: Sahib, mâlik, seyyid. Cenab-ı Hak. Besleyen, yetiştiren, terbiye eden: 202. Birr: Temizlik. Kalb, gönül. Takva. İhsan etmek, vahhab. Tilki yavrusu:
Temmuz 2012, “BEN KİMİM? MESELESİ”, SURET VE MANÂ, İbda Yay.·Kitabı okudu
"Ruhi Mücerret"
- NİSBET YANSIMASI...
"Nisbet Yansıması diye bir hâl tarif ediyorsunuz... Biraz açar mısınız?" "Karşınızdakiyle uygunsuzluk hâlinde duyulan huzursuzluk, bende maraz hâlinde; ve sosyal münasebetleri en az seviyede tutma sebebimdir. Hayatım boyunca bana çok şey kaybettiren ve huzurlu günlerimi sadece Üstadımla geçirdiğim güzel günler kadar az, tek tek sayacakmışçasına aza indiren bir uyumsuzluk... Sanki yük yükleniyorum... Nisbet. Ve hemen tahlil ve tenkid; bu benim tabiî mayam. Belki de bu yüzden, ruhum Büyük Doğu ile uyum içinde iken, aksi davaları, mânâmıza tersleri ve uyumsuzlukları düze tahvil etme konusunda, şarlatanları bu vasıflarıyla enselemede birinci sınıfım!.. Ama günlük hayat bakımından ayaklarım yerde değil!.."
haziran 1989, 4. levha / 84 mevsimi, kültür ve sanat çevremiz, ibda yay.·Kitabı okudu
"Ruhi Mücerret"
- TUTUM-TAVIR EŞİTSİZLİĞİ...
Buna benzer bir zıtlık, bazı şeylere ve durumlara karşı zihnî istek ve dileğimize uygun “tutum”la, “tavır” ve “eylem” arasındaki farkta da var. Bu ikisi her zaman birbirine denk olmayabilir. Meselâ hırsızlığa ve suistimale karşı olan bir memur, buna karşı çıkarsa kendi başına gelebilecek bir menfîlikten çekinerek, karşı olduğu (tutum) şeye âlet olabilir (tavır ve eylem)... Daha da güzel bir misal; sanayi devrimi sonucunda yerleşik toplum düzenine ait “tutum”, “tavır”, “kaide”, “müessese”, kısaca içtimâî “yapı” ve “müesseselerin” yıkılması... Sanayileşmenin getirdiği sürekli değişiklik ve kaos olarak, insanlar arası ilişkileri düzenleyici “yapı” ve “müesseseleri” oluşturacak yeni bir ruh getirilememesi (ruhî muvazenesizlik) neticesinde, fert veya zümre tahakkümüne yol açıcı fikirlerin gelişmesidir ki, burada iki terslik var. Birincisinin adı konmuştur: “hürriyetten kaçış”... Fert, kalabalıktaki yalnızlığından kurtulmak için bir yere bağlı ve mensup olmak arzusuyla, komünizm ve faşizm gibi totaliter sistemlerin “bağlantılarına” talip oluyor. Tıpkı temerküz kampındaki değişik milletten esirlerin, esaretten kurtulma adına, değişikliklerine rağmen “kurtulma isteği” etrafındaki bağları gibi... Yüzyıllarca adım adım kazanılan hürriyetin, “hürriyetten kaçış”a yol açıcı macerası... Ve ikincisi; hürriyetten kaçanların, bunu hürriyet adına yaptıklarını söylemeleri. Millet hâkimiyeti, halk hâkimiyeti adına... Bağımsızlık ve hürriyet mücadelesi, esirlikten kurtulma şu bu... Şuna buna bağlanmadan önce hürriyet ne?
haziran 1989, 2. levha / 82 mevsimi, kendim söyler kendim dinlerim, ibda yay.·Kitabı okudu
"Ruhi Mücerret"